<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Markabeyi &#8211; Pazarlama İletişimi Platformu</title>
	<atom:link href="https://pazarlamailetisimi.com/yazar/markabeyi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://pazarlamailetisimi.com</link>
	<description>Pazarlama, Reklamcılık, İletişim ve Dijital Dünya!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Mar 2022 18:13:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2022/01/cropped-pazarlama-iletisimi-icon-32x32.jpeg</url>
	<title>Markabeyi &#8211; Pazarlama İletişimi Platformu</title>
	<link>https://pazarlamailetisimi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Marketingci Der Ki: &#8220;Bu Işıltılı Hayatı Biz Seçmedik&#8221;</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/marketingci-der-ki-bu-isiltili-hayati-biz-secmedik/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/marketingci-der-ki-bu-isiltili-hayati-biz-secmedik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Markabeyi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Mar 2022 06:31:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[marketingci]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi marketing]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=12518</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba sevgili okuyucu,  Son dönemde yaşanan zorlu süreçlerin ardından sektördeki bir çok arkadaşımla, meslektaşımla yaptığım görüşmeler, toplantılar sonucu sizlere bazı tespitlerimi aktarmak istedim.  Hayatımın neredeyse...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/marketingci-der-ki-bu-isiltili-hayati-biz-secmedik/">Marketingci Der Ki: &#8220;Bu Işıltılı Hayatı Biz Seçmedik&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="text-align: justify;">Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba sevgili okuyucu,<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><em>Son dönemde yaşanan zorlu süreçlerin ardından sektördeki bir çok arkadaşımla, meslektaşımla yaptığım görüşmeler, toplantılar sonucu sizlere bazı tespitler</em><em>imi aktarmak istedim.<span class="Apple-converted-space"> </span></em></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;">Hayatımın neredeyse 20 yılına yakın kısmını pazarlamaya adadım, bu alanda eğitimler aldım, eğitimler verdim, içerikler oluşturdum, okudum. Şimdilerde uluslararası bir markanın Türkiyedeki pazarlama faaliyetlerini yönetiyorum.<span class="Apple-converted-space">  </span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;">Çalıştığım kurumlarda pazarlama departmanları “ışıltılı hayatın” şirket içindeki temsilcileri olarak anılırlardı. Pek çok şirket çalışanına göre *pazarlama (marketingciler) janjanlı davetlere katılır, normal hayatında gitmeye imtina ettiği mekanlarda toplantılar yapar, yemekler yer, menajerlerle takılır, ünlülerle hava atar, PR, sosyal medya, medya planlama, etkinlik ajanslarının neşeli, renkli sunumlarına katılır, şirketlerindeki satışçıların kazandığı parayı umarsızca iç eden ışıltılı hayatın sefasını yaşayanlar olarak anılır genelde. Haksız da değiller, evet dışarıdan bakıldığında bambaşka bir hayatın temsilcileri gibiyiz. Alengirli davetlerin, yılbaşı sepetlerinin, ödül törenlerinin büyüleyici dünyasındayız(!). Bize sorsanız “bu ışıltılı hayatı” biz seçmeyiz, hep hayat yönlendirir(!) Ne yazık ki meslektaşlarım içinde benim de tahammül etmekte zorlandığım karakterlere sahip, pazarlamayı dış dünyaya <b><i>gofret </i></b>gibi; <i>“dıştan dolu, içten boş” </i>gösterenler var&#8230;</p>
<p class="p1" style="text-align: justify;">Yaklaşık 2 yıldır pazarlama sektörü ciddi bir travma yaşıyor, pazarlama araçlarının etkisi yeniden sorgulanıyor, bütçeler neredeyse her ay güncelleniyor,, yaratılan yıllık stratejiler nerdeyse her ay değişiyor…</p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><em>&#8220;Pandemi ile birlikte değişen çalışma hayatımız&#8221;</em> konulu yığınla makale, röportaj, haber, görüş vs gördüğünüzün, incelediğinizin veya okuduğunuzun farkındayım. Ancak öyle bir süreçten geçiyoruz ki, pandemi ile travma yaşayan sektör, bu travmanın etkilerini henüz üzerinden atamamışken ekonomik kriz ve şimdilerde kuzeyimizde yaşanan bir savaşa tanıklık ediyor. Ve sürekli yeni bir stratejiye adapte olmaya çalışıyor, adeta kondisyon bisikletinde pedallıyoruz.</p>
<p class="p1" style="text-align: justify;">Bu durumda öyle zorlu bir süreçle mücadele ediyoruz ki, tam ürün ve hizmetlerimize ilişkin bir kampanya, pazarlama iletişimi çalışması veya bir etkinlik düzenleyecekken, aniden artan pandemi vakaları, dövizin inanılmaz değişkenliği, ülke içi ve dışı<span class="Apple-converted-space">  </span>yoğun gündem, bireylerin hayatta kalma endişesi, evine ekmek götürme arayışı, korkunç seviyede artan akaryakıt, elektrik maliyetleri, kiralar vb derken bu pazarlama profesyonellerinin günlük çalışma yaşantısında ciddi zorluklar oluşturuyor. Bu zorluklar bireysel olduğu gibi profesyonel zorluklar olarak da karşınıza çıkıyor. Örneğin: 2 TL’ye yaptırdığınız bir kalem karşınıza 8 TL olarak çıkıyor. Bölgedeki satış ekibine 10 TL&#8217;ye gönderdiğiniz kargoya artık 30 TL ödemek zorunda kalıyorsunuz… Neşeli bir reklam kampanyası kurgularken aniden ülke içinde ve dışında yaşanan travmatik bir olay , iletişim çalışmanızı ya askıya alınmasına ya iptal edilmesine neden oluyor. Bir fuara, etkinliğe sponsor olma kararı verme arifesinde vakalardaki artışın, ya da olumsuz hava koşulları nedeniyle ülke içindeki mobilitenin aksaklığa uğradığını görüyorsunuz. Kontratları sürekli revize ediyor, üst yönetimin ani iptal kararları veya harcama baskısı ile baş başa kalabiliyorsunuz. Sürekli ertelenen planlar programlar, reklam çalışmaları vb nedeniyle her gün bir tedarikçinize dert anlatmak zorunda kalıyorsunuz, Kısacası ciddi bir sınav vermek zorunda kalıyorsunuz.</p>
<p class="p1" style="text-align: justify;">Ekibinizdeki arkadaşlarınızın hayatlarında olumsuz pandemik gelişmeler, gelirlerindeki olumsuz etki derken motivasyonu düşen paydaşlar, şirket içi veya dışı sürekli iş yaptığınız ajans personel sirkülasyonunun artması, tedarikçinizin artan zorluklarla baş edemeyip faaliyetlerini sonlandırması vb. operasyonel süreçleri yürütmenizi nerdeyse imkansız hale getiriyor. Pazarlamayı bilen bilir, bu dünyayı besleyen en önemli argüman yaratıcılık. Bu olumsuz süreçlerde ciddi yaratım sorunları ile de karşılaşıyorsunuz.</p>
<p class="p1" style="text-align: justify;">Diğer bir sıkıntı mecra kullanımları; TV izlenmiyor, gazete nerdeyse okunmuyor, yasaklar nedeniyle outdoor verimli çalışmıyor algısı dijitali bu dönemde parlayan yıldızı haline getirdi, hali hazırda<span class="Apple-converted-space">  </span>bu alana pandemi öncesinde yatırım yapan markalara ek olarak, panikleyip direkt dalan markaların, temkinli ve deneme yanılma yoluyla giren markaların oluşturduğu olağan üstü iletişim bombardımanı, hedef kitle ve toplum üzerinde ciddi bir bıkkınlık yaratmış durumda. Artık markalardan gelen her bir sms, e-mail veya iletişim çabası antipati seviyesine ulaşmış durumda. Çevrede yaptığım bir araştırmada bireylerin artık bir çok tanıtım mailini, sms’i okumadan sildiği , uygulamaları açmadığı gibi e-posta kutularında biriken onlarca tanıtım mailini silmek için dahi zaman ayırmaktan bıkan, isyan edenlerin sayısının arttığını çok sık duyar oldum.</p>
<p class="p1" style="text-align: justify;">Bitmek bilmeyen uzun ve verimsiz &#8220;teams, zoom&#8221; gibi online toplantılarda yer alan ilgili ilgisiz herkes, adeta fenalık geçiriyor. Düzenlenme amacı dahi net olmayan toplantılarda katılmaktan esas işlerinizi yapamaz duruma geliyorsunuz. Tüm bunlara bir de uzaktan çalışma modelinde personeline güvenmeyen<span class="Apple-converted-space">  </span>paranoyak yöneticilerin sabahın ilk saatlerinde organize ettikleri kontrol toplantıları, sonuca varmayan saatlerce süren, topu birbirinin üstüne atan departman yöneticilerinin üstü kapalı güç<span class="Apple-converted-space">  </span>mücadeleleri…<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;">Farkındayım yazının hiç bir yerinde pozitif bir anlatım yok. Ancak bu bir gerçek. Eminim ki bu makaleyi okuyan pek çok pazarlama yöneticisi, pazarlama emekçisi bu makalede kendinden bir şeyler bulacak ve yazıyı etki alanı içindeki arkadaşlarıyla paylaşacak.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;">O zaman manşeti atalım; *<b>Marketingciler bu ışıltılı hayatın sefasını yaşarken (!) şimdi cefasına katlanıyor.</b></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;">*Marketingciler : şirketlerde pazarlama çalışanları için kullanılan yaygın tanım 🙂<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/marketingci-der-ki-bu-isiltili-hayati-biz-secmedik/">Marketingci Der Ki: &#8220;Bu Işıltılı Hayatı Biz Seçmedik&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/marketingci-der-ki-bu-isiltili-hayati-biz-secmedik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Dünya ve Markaları Bekleyen Gelişmeler Neler? Bigumigu&#8217;nun Kurucularından Yalçın Pembecioğlu Yanıtladı</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/dijital-dunya-ve-markalari-bekleyen-gelismeler-neler-bigumigu-kurucularindan-yalcin-pembecioglu-yanitladi/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/dijital-dunya-ve-markalari-bekleyen-gelismeler-neler-bigumigu-kurucularindan-yalcin-pembecioglu-yanitladi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Markabeyi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Sep 2019 17:40:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[markabeyi]]></category>
		<category><![CDATA[yalcın pembecioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10792</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital inovasyon, yaratıcılık ve tasarım konularında Türkiye’nin en popüler bağımsız internet platformlarından Bigumigu’nun kurucularından Yalçın Pembecioğlu’na dijital dünyayı ve markaları bekleyen gelişmeleri  sordum, Bir Bilen Yalçın Pembecioğlu yanıtladı. 1. Dijital...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/dijital-dunya-ve-markalari-bekleyen-gelismeler-neler-bigumigu-kurucularindan-yalcin-pembecioglu-yanitladi/">Dijital Dünya ve Markaları Bekleyen Gelişmeler Neler? Bigumigu&#8217;nun Kurucularından Yalçın Pembecioğlu Yanıtladı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Dijital inovasyon, yaratıcılık ve tasarım konularında Türkiye’nin en popüler bağımsız internet platformlarından Bigumigu’nun kurucularından Yalçın Pembecioğlu’na dijital dünyayı ve markaları bekleyen gelişmeleri<span class="Apple-converted-space">  </span>sordum, Bir Bilen Yalçın Pembecioğlu yanıtladı.</span></p>
<p><b></b><span class="s1"><b>1. Dijital dünyadaki baş döndüren gelişmeler sadece iş dünyası değil, sosyal hayatımızda da bir çok ezberi bozdu ve bozmaya da devam ediyor. Dijital dünyaya ilgin ne zaman başladı? Seni bu dünyanın içine sürükleyen dönüm noktası ne oldu?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">1980’lerde basit elektronik oyuncaklarla (Nintendo Game&amp;Watch gibi) başladı ilgim. Commodore 64’te önce oyun oynayarak, sonra metin tabanlı oyun kurguları yazarak ilerledi. İnterneti hayal bile edemediğim lise yıllarımda diskete kaydettiğim bir günlüğüm vardı. Dönüm noktası monochrome ekranlı diz üstü bilgisayarımla yapmayı akıl edip başardıklarım da olabilir, ilk defa internete bağlandığım 1996 yılı da olabilir.</span></p>
<p><b></b><span class="s1"><b>2. Bigumigu nedir? Nasıl oluştu? Gelecekte Bigumigu’yu gördüğünüz yer neresi?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Bigumigu reklam, tasarım ve teknoloji odaklı bir ilham blogudur. 2005’te Aygül Öndeş’le hayal edip kurduğumuz bir topluluk bloguydu. 2011’de danışmanlık odaklı bir şirkete, 2013-2014 yıllarında da şimdiki konumuna, niş içerikli dikey hedef kitleli bir medyaya dönüştü. Gelecekte yaratıcı sektörlerde çalışan ya da bu alanlara ilgi duyan herkesin ilham almaya devam ettiği bir platform olarak hayatını sürdüreceğini düşünüyorum. </span></p>
<p><b></b><span class="s1"><b>3. Günümüzde insanlar artık ciddi konsatrasyon sorunu yaşıyor, uzun süreli olarak bir konu veya durum içerisinde olmaktan sıkılıyor. Sizce gelecek 10 yılda bloglar nasıl bir evrim içerisinde olacaklar? Aynı ilgi ile takip edilecekler mi?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Belirli bir konuda önemli bir alanı sahiplenen ve düzenli olarak güncellenen tutarlı bloglar her zaman varlıklarını sürdürebilirler.</span></p>
<p><b></b><span class="s1"><b>4. Markaları gelecekte bekleyen en ciddi tehlike sizce nedir? Büyük markaların yönetim ekipleri sosyal medyanın, dijital platformların önemini gerçek anlamda içselleştiriyorlar mı? Yoksa konuya sadece bir çeşit mecra gözüyle mi bakıyorlar?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Marka ve şirketlerin önümüzdeki dönemde karşılaşacağı ana zorluk belirsizlik. Net kuralların, tanımlı hedeflerin üst üste 2 yıl bile çalışmadığı, her şeyin yılda birkaç kere hallaç pamuğu gibi atıldığı bir yer dijital dünya. Sabit sistemler kurmak yerine sürekli esneyebilen, kendini yeniden tanımlayabilen akışkan yapılar kurabilen marka ve şirketler daha sağlıklı devam edebilecekler hayatlarına.</span></p>
<p><b></b><span class="s1"><b>5. Sence Türkiye dijital uygulamalarda hangi konularda dünyanın önünde ilerliyor? Gelişime açık yönleri neler? Hangi konularda yoğunlaşılmalı?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Facebook büyüme yıllarındayken Türkiye hep en hızlı büyüyen ve nüfus/üye oranı en yüksek ülkelerden birisiydi. Bugün de TikTok içinde çok güçlü bir Türkiye varlığı görüyoruz. Bazen çok yeni platformlara halkın adaptasyonu tahmin edilenin çok üzerinde bir hızla gerçekleşebiliyor. Bunun bir avantaj olduğunu düşünüyorum.</span></p>
<p class="p4"><b></b><span class="s1"><b>6. En büyük Fuck-up’ınız nedir? Bu durum yeni bir fırsatın oluşmasını tetikledi mi?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">2007’de işten atıldım. 3 ay iş aradım, sonunda çok sevdiğim insanlarla çalıştığım ve hayatımın sonrasını planlayabildiğim harika bir iş buldum.</span></p>
<p><b></b><span class="s1"><b>7. Yalçın Pembecioğlu kişisel markasına ne tür yatırımlar yapıyor? Dijital mecralarda izlediği özel bir strateji var mı?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Terzinin kendi söküğüyle ilişkisi gibi bir durumda görüyorum kendimi. Instagram’da yaptığım konuşmalardan fotoğraflar paylaşmayı bile çok geç akıl etmiş biriyim. Yine de benim gibi eğitim veren, konuşma yapan birinin düzenli şekilde görünür olması işi için faydalı olabiliyor. Ben çok güçlü bir stratejiye bağlı değilim. İçimden gelmiyorsa sosyal medyada sessiz kalabiliyorum.</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/dijital-dunya-ve-markalari-bekleyen-gelismeler-neler-bigumigu-kurucularindan-yalcin-pembecioglu-yanitladi/">Dijital Dünya ve Markaları Bekleyen Gelişmeler Neler? Bigumigu&#8217;nun Kurucularından Yalçın Pembecioğlu Yanıtladı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/dijital-dunya-ve-markalari-bekleyen-gelismeler-neler-bigumigu-kurucularindan-yalcin-pembecioglu-yanitladi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müşteri Deneyiminde Anahtar Adım; Şikayet Yönetimi</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/musteri-deneyiminde-anahtar-adim-sikayet-yonetimi/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/musteri-deneyiminde-anahtar-adim-sikayet-yonetimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Markabeyi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Apr 2019 13:12:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10754</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazen Dünya çapında çok büyük bir marka olmanız, yüzlerce ülkede operasyonlar yürütmeniz ve hızlı şekilde büyüyor olmanız markanıza gerekli özeni gösterebilmenizi engelleyebilir. Müşteri memnuniyeti politikanızı doğru şekilde kurgulamaz iseniz ciddi...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/musteri-deneyiminde-anahtar-adim-sikayet-yonetimi/">Müşteri Deneyiminde Anahtar Adım; Şikayet Yönetimi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<p class="p1" style="text-align: justify;"><strong><span class="s1">Bazen Dünya çapında çok büyük bir marka olmanız, yüzlerce ülkede operasyonlar yürütmeniz ve hızlı şekilde büyüyor olmanız markanıza gerekli özeni gösterebilmenizi engelleyebilir. Müşteri memnuniyeti politikanızı doğru şekilde kurgulamaz iseniz ciddi sorunlar ile karşılaşmanız muhtemeldir.</span></strong></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1"><strong>Günümüzün en önemli konularından biri artık kesinlikle “Müşteri Deneyimi” neden mi? Müşteri deneyimi, kendisini müşteri memnuniyeti, başka bir deyişle müşteri mutluluğu temeline oturtan yepyeni bir disiplindir.</strong></span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Bireyler kendilerini mutlu eden insanlarla, mekanlarla, araçlarla, eşyalarla kısacası olgularla vakit geçirmeyi severler. İnsanlar mutlu oldukları kişilerle olmayı seçerler. Eğer gerçekten özel bir bağı, özel bir nedeni yoksa, mutsuz oldukları yerleri terkederler. Ve bu durum risklidir çünkü terk edilmenin ardından tekrar bağ kurmak, yeniden başlamak çok daha zordur. Terk edeni yeniden yanınıza almak, af dilemek için çok çaba harcarsınız, belki de mutlu dönemlerinizde harcamadığınız kadar çok zaman ve efor sarfetmeniz gerekir. Sonuçta yıpranmış bir ilişki içinde hassas davranması gereken hep siz olursunuz. Bu nedenle markaların “şikayet yönetimi” süreçlerine odaklanmaları sürdürülebilir faaliyetler için zorunluluktur.</span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Müşteri deneyimi kendini en derin hissettirdiği aşama belki de “şikayet” aşamasıdır. Neden mi? Bir çok marka gerek satın alım öncesi, gerek satın alım esnasında farklı metodlarla müşterilerine iyi bir deneyim yaşatma hedefindedirler. Ancak bana göre gerçek müşteri deneyimi başarısı kendini satış sonrası yaşanılan bir sorunun<span class="Apple-converted-space">  </span>çözüm aşamasında kanıtlar. Bir markanın müşteri deneyimi süreçlerinin en derin hissedildiği aşama, şikayet veya kriz aşamasıdır. Kriz iletişimi konusuna hakim olanlar bilirler. Krizler gelmeden önce kendilerini net şekilde hissettirirler. </span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Bir marka olarak müşterinize hak ettiği hizmet seviyesini sunmak elzemdir. Ancak müşteri mutluluğu bireyseldir. Her müşteriniz aynı uygulamadan, şablon yaklaşımlardan mutlu olamaz. Öncelikle müşterinizi iyi tanımanız gerekir. Tanımıyor iseniz tanımak için çaba sarfetmeniz gerekir.</span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Bir çok marka şikayet yönetim süreçlerini çağrı merkezi üzerinden yürütmeye çalışır. Belki de müşteri deneyiminin başladığı ve bittiği en önemli alanlardan biri çağrı merkezleridir. Günümüzde genellikle çağrı merkezleri standart scriptler üzerine tanımlanmış diyaloglar üzerinde hareket eder. Telefonu karşılayan görevli, kurum beklentilerine uygun formatlanır. Bu format içerisinde şikayet ileten müşterilere erişilir. Ancak günümüzde artık ürünler ve hizmetler bireyselleşmişken ve her müşterinin şikayetin çözümüne ilişkin beklentisi değişmişken. Artık kalıp cümlelerle karşınızdakini belli bir seviyeye kadar tatmin edebilirsiniz. Müşterinizi tanımalı, analiz etmeli ve yaklaşmalısınız.</span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Müşteri beklentilerini analiz etmek, anlamlandırmak ve bir çözüm bulmak stratejik bir kabiliyet gerektirir. Ürün veya hizmetiniz ile ilgili tepkili olan bir müşterinizi doğru analiz etmeden yola çıkarsanız çok büyük krizlere de sebep olmuş olabilirsiniz.</span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Günümüzde gerek sosyal mecralar, gerek alternatif iletişim kanallarının gelişmesi, mutsuz müşterinizin ulu orta her yerde konuşmasına neden olabilir. Bunu engellemek için sorun yaşayan müşteriniz ile hızlı ve doğru bir iletişim kurmanız şarttır. Önce onun sorununu analiz etmeli, ona gerçekçi ve doğru bir<span class="Apple-converted-space">  </span>temele oturtulmuş çözümler sunmanız gerekir.</span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><strong><span class="s1">Ekonomik kriz dönemlerinde sürdürülebilir ilişki kurabilen markaların ayakta kalması daha kolay olacaktır. Markanızın yerel veya global olmasından ziyade, gerçek ve altı belirli bir strateji ile dolu çözümler sunabiliyor olması önemlidir. Masa başında oturarak, müşterinin sorununu çağrı merkezleri veya e-postalar ile takip etmek, sorunun çözümünü “out source” etme dönemi bitti. </span></strong></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><strong><span class="s1">Dünya üzerinde markalar çok ciddi rekabet ile mücadele etmekteler, yıllarca gözde bir marka oluyor olmanız, kısa bir sürede markalar dünyasından silinmeyeceğiniz anlamına gelmeyecektir.</span></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/musteri-deneyiminde-anahtar-adim-sikayet-yonetimi/">Müşteri Deneyiminde Anahtar Adım; Şikayet Yönetimi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/musteri-deneyiminde-anahtar-adim-sikayet-yonetimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Minimalist Pazarlama Nedir?</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/minimalist-pazarlama-nedir/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/minimalist-pazarlama-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Markabeyi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Feb 2019 11:27:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[markabeyi]]></category>
		<category><![CDATA[minimalist]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10686</guid>

					<description><![CDATA[<p>İletişim ağlarının genişlemesi, ülkeler arası entegrasyonun artması, teknolojinin gelişmesi, bilgiye kolay ve en hızlı yoldan ulaşılması ve bunların sonunda ticarette yaşanan baş döndüren gelişmeler “Pazarlama” dünyasının  daha  karmaşık bir hale...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/minimalist-pazarlama-nedir/">Minimalist Pazarlama Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><em><strong><span class="s1">İletişim ağlarının genişlemesi, ülkeler arası entegrasyonun artması, teknolojinin gelişmesi, bilgiye kolay ve en hızlı yoldan ulaşılması ve bunların sonunda ticarette yaşanan baş döndüren gelişmeler “Pazarlama” dünyasının  daha  karmaşık bir hale gelmesine neden oldu. Hal böyle olunca pazarlama disiplini içerisinde de yepyeni pazarlama yaklaşımları ortaya çıkmaya başlandı.</span></strong></em></p>
<p class="p1"><span class="s1">Son on yılda, pazarlama dünyasına sayısız taktik, yöntem, teknik, süreç, sistem, strateji ortaya kondu. Dijital bazlı pazarlamada uygulanan yöntemler, klasik pazarlama endüstrisinin ezberini bozarak yepyeni bir yöne doğru sürükledi.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dünya ticaretindeki baş döndüren gelişmeler, internetin yaygınlaşması ile yeni pazarlama enstrümanlarının, klasik yöntemlere göre çok daha hızlı ve etkili olması işletmelerin pazarlama faaliyetlerinde de dönüşümü gerekli kıldı. Çünkü işletmeler içinde artık kaynaklar kıt ve zaman oldukça dar.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Neil Patel 2016 yılında Huffpost platformundaki makalesinde işletmelerde yaşanan bu değişime karşılık vermeye çalıştıkları pazarlama yaklaşımına alternatif bir yaklaşım olan “Minimalist Pazarlama” kavramı üzerinde durmuştur. Patel’e göre Klasik Pazarlama ile mücadele eden yeni alternatif bir yaklaşım var &#8211; <i>minimalist pazarlama.</i> Minimalist pazarlama, gereksiz pazarlama uygulamalarının ortadan kaldırılması ve önceden belirlenmiş stratejik esaslara bağlı kalarak çok daha dar bir uygulama alanında hedefe<span class="Apple-converted-space">  </span>odaklanma çabasıdır. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Neil Patel&#8217;e göre minimalist pazarlamanın 6 temel özelliği vardır,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>1. Minimalist pazarlama önceden oluşturulmuş bir strateji üzerinden yönetilir</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Minimalist pazarlamanın olmazsa olmazı stratejiye dayalı olmasıdır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Stratejide hareket etmenin alternatifi nedir? Olduğu gibi karmaşık olan modern pazarlamanın çoğu, denemenin ve denemenin taktiğine dayanıyor. Pazarlamacılar sıcak olanı, kolay olanı ya da düşünülenleri elde etmek için ne olursa olsun ne elde ederse, birbiri ardına bir taktik artar ve art arda düşer.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Buna karşın, minimalist pazarlama taktiklerin gelip gittiğini itiraf ediyor, ancak sağlam bir strateji bu yolu yönlendirmeye yardımcı olacak.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Taktikler pazarlamanın şeklidir ve açıkça gereklidir. Ancak strateji, pazarlamanın yol gösterici yıldızı olarak hizmet veren nihai amaçtır. Bu stratejiyi ön planda tutmak, karmaşık bir pazarlama labirentini düzenlenmiş bir güç merkezine dönüştüren şeydir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>2. Minimalist pazarlama daha fazla sistem ve daha az insan kullanır. </b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Pek çok kişiden oluşan bir pazarlama ekibi hızla karmaşık olabilir. İş akışı kadar sıradan ve bölümler arası gerilimler ya da çatışmalar kadar karmaşık olan sorunlar pazarlama gücünü azaltabilir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Minimalist pazarlama yaklaşımı daha fazla sistem ve yazılım ve daha az insan kullanır. Açıkçası, kalabalık bir pazarlama ekibine sahip olmanın yanlış bir tarafı yok. Birçok işletme daha büyük bir takıma ihtiyaç duyacak kadar büyük. O zaman bile, minimalist pazarlama bu tür personelin en iyi kullanımının sistemleri yönetmek olduğunu bilir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bir çalışan zamanını, yazılımın daha hızlı ve daha doğru bir şekilde yapabileceği bir şey yaparak harcadığında, pazarlama sürecindeki şişkinlik ve atık katar.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>3. Minimalist pazarlama belirli bir çalışma sırasına göre yapılır.</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Pazarlamayı her şeyden daha karmaşık hale getiren ve aynı anda çeşitli tekniklerin denenmesidir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Pazarlama aktivitenizde aynı anda birçok teknik denediğinizde, paranızı efektif harcamama ve aktivite sonuçlarınızın netliğini görememe riskiniz olur. Örneğin, bir pazarlama projesinde çalışmanın başarısını, hangi taktiklerin desteğiyle olduğunu doğru analiz edemeyebilirsiniz.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Buna karşın, minimalist pazarlama her seferinde bir şeyi belirli bir sıraya göre taktiğini dener. Her seferinde bir şeye odaklandığınızda, daha iyi bir iş yapabilirsiniz. Ayrıca, yatırım getirisini kolayca izleyebilecek ve hızla devam edip etmeyeceğinize karar verebilirsiniz.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>4. Minimalist pazarlama, niceliğe değil kaliteye odaklanır. </b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Muhtemelen bunu söylemek klişedir, ancak nicelikten fazla kalite pazarlamanın önemli bir parçasıdır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İçerik pazarlaması ve içerik şoku söz konusu olduğunda bunu sezgisel olarak biliyoruz. Ancak ne yazık ki, birçok işletme hala daha fazla miktarda bilgi, makale, yayın, misafir yazısı, tweets, sosyal medya platformu, reklam, gösterim, ölçüm ve infographics hacminin pazarlamayı geliştireceğine inanmaktadır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Olmayacak. Her zamankinden daha fazla, kalite önemlidir. Ve, minnetle, kalite pazarlamanızı kolaylaştıracak, özümseyecek ve geliştirecek minimalist bir yaklaşımdır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>5. Minimalist pazarlama raporlara daha az zaman harcar. </b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Geçmişte ve günümüzde pazarlamanın demirbaşlarından biri raporlardır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu raporlar ne olursa olsun, faydalı değillerdir. Pazarlamacılar, çoğu zaman, iş dünyası için etkileyici grafikler ve çizelgeler oluşturmak için saatler süren özenli emek harcıyor. Bu grafikler ve çizelgeler, bir PowerPoint ekranına bir bakış ya da yazdırılan bir kağıda hızlı bir şekilde göz atabilir, ancak nadiren bunları oluşturmaya harcanan emeği ve yoğunluğu haklı çıkartan sonuçlar ortaya çıkarır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bilgi ile doludurlar, ancak trajik bir şekilde eylemleri düşüktür.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bir çözüm var: daha az rapor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Raven Tools&#8217;dan Nathan Baker, üç “minimalist çevrimiçi pazarlama raporunun temel bileşenleri” olduğunu söylüyor;</span></p>
<ul>
<li class="p1"><span class="s1">Önemli bir hedefin ilerlemesini gösteren veriler </span></li>
<li class="p1"><span class="s1">Hangi pazarlama ölçütlerini izlediğiniz</span></li>
<li class="p1"><span class="s1">Bu verilere dayanarak yapılması gereken eylemler </span></li>
</ul>
<p class="p1"><span class="s1"><b>6. Minimalist pazarlama, en temel ve başarılı çalışmalara odaklanır. </b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Net bir pazarlama stratejiniz varsa, yalnızca bu stratejiyi gerçekleştirmenize yardımcı olan pazarlama görevlerine odaklanabileceksiniz: </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Temel olan pazarlama çalışmalarına odaklanılmaldır. Başka bir deyişle, bunlar daha fazla gelir getirecek daha fazla müşteri edinmek için işletmenizin bağlı olduğu pazarlama çalışmalarıdır. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Önemli bir katkısı olamamış veya başarılı olmayan herhangi bir pazarlama aktivitesine zaman ayırmak beklenen başarıyı getirmeyebilir. Günümüzde işletmeler zaman ile yarışmakta ve daha yalın stratejilere odaklanmaları gerekir. Tıpkı balon yolculuğunda balonun daha sağlıklı yol alabilmesi için gereksiz olan kum torbalarının atılması gibi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kaynak: <a href="https://www.huffingtonpost.com/neil-patel/the-6-laws-of-minimalist-_b_9325858.html" rel="nofollow noopener" target="_blank"><span class="s2">https://www.huffingtonpost.com/neil-patel/the-6-laws-of-minimalist-_b_9325858.html</span></a></span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/minimalist-pazarlama-nedir/">Minimalist Pazarlama Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/minimalist-pazarlama-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Dönüşümde Kurumları Bekleyen Tehdit ve Fırsatlar Neler? Bir Bilen Murat Erdör Yanıtladı.</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/dijital-donusumda-kurumlari-bekleyen-tehdit-ve-firsatlar/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/dijital-donusumda-kurumlari-bekleyen-tehdit-ve-firsatlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Markabeyi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Feb 2019 11:32:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[markabeyi]]></category>
		<category><![CDATA[murat erdör]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10669</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu defa son dönemlerin anahtar terimlerinden “Dijital Dönüşüm&#8221;ü ele almak istedim. Peki nedir bu Dijital Dönüşüm? Hızla gelişen teknolojiler ve evrilen toplumsal ihtiyaçlar, kurumların daha etkin, daha verimli hizmet verebilmesi...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/dijital-donusumda-kurumlari-bekleyen-tehdit-ve-firsatlar/">Dijital Dönüşümde Kurumları Bekleyen Tehdit ve Fırsatlar Neler? Bir Bilen Murat Erdör Yanıtladı.</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><strong><em><span class="s1">Bu defa son dönemlerin anahtar terimlerinden “Dijital Dönüşüm&#8221;ü ele almak istedim. Peki nedir bu Dijital Dönüşüm? Hızla gelişen teknolojiler ve evrilen toplumsal ihtiyaçlar, kurumların daha etkin, daha verimli hizmet verebilmesi ve müşteri memnuniyeti sağlaması hedefiyle insan, prosesler ve teknoloji bileşenlerinde yaşanan değişime Dijital dönüşüm adı veriliyor. Peki &#8220;Türkiye Dijital dönüşümün neresinde? Kurumları bu konuda bekleyen tehdit ve fırsatlar neler? Tüm bunlara ilişkin daha detaylı bilgi almak için konusunda deneyimli bir isme sordum; Finans, hizmet, enerji ve dijital sektörlerde yerli ve yabancı birçok şirkette 20 seneye yakın çalıştıktan sonra “Me Consultancy” adlı firmasını kuran, Bir bilen Murat Erdör yanıtladı.</span></em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p1"><b>Dijital dünyadaki baş döndüren gelişmeler sadece iş dünyası değil, sosyal hayatımızda da birçok ezberi bozdu ve bozmaya da devam ediyor. Dijital dünyaya ilgin ne zaman başladı? Seni bu dünyanın içine sürükleyen dönüm noktası ne oldu?</b></p>
<p class="p3"><span class="s1">Ben yazı yazmayı, kendimi bu şekilde ifade etmeyi çok sevdiğimden satış, pazarlama, müşteri memnuniyeti gibi konularda blog yazmaya başladım. Önceleri biraz kendimi denedim, yazabilecek miyim, gereken disiplini gösterebilecek miyim, daha da önemlisi güncel olarak yazı yazabilecek miyim? Bir süre sonra yazı yazmak hoşuma gidince bunları daha fazla insan okusun diye sosyal medya kanallarından yaymaya başladım, sene kaç derseniz 2007 – 2008 sanırım. O dönemde eğitimler vermeye başladım ve bloglarımın okunmasında çok katkısı olan sosyal medyayı eğitimlerin tanıtımında da kullanmak için bütün mecraları detaylı şekilde öğrenmeye başladım. Eğitimler inanılmaz derecede duyulmaya başlayınca bir sürü farklı eğitim kurumunda eğitimler vermeye başladım ve o an sosyal medyanın gücüne inandım ve bir şekilde dijital dünyaya adım atmış oldum. Bu ilgim ve alakam benim kurumsal olarak dijital dünyaya da adım atmama sebep oldu ve 2012 senesinde Emarsys’de çalışmaya başladım. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1"><b>Dijital dönüşüm denildiğinde zihnininde canlanan ilk olgu nedir ? Kurumlar dijital dönüşüme başlarken nasıl bir yol haritası çizmeliler?</b></span></p>
<p class="p7"><span class="s1">Günümüzde fiziksel ile dijital deneyimleri harmanlayarak tüketiciye en doğru yoldan ve ölçümlenebilir şekilde ulaşılmasını sağlayan uygulamalar, birçok alanda hizmet vermeye başlayan makineler ve yazılımlar, diğer bir deyişle yapay zeka, cihazların cisim tanıma özelliği kullanılarak, sanal nesnelerin gerçek görüntülerin üzerine bindirilmesi olarak tanımlayabileceğimiz artırılmış gerçeklik, yapay zeka formlarının hayatlarımıza girmesi şeklinde tanımlayabileceğimiz chatbotslar gibi birçok unsurun oluşturduğu ve hem özel hem de iş hayatımızı doğrudan etkileyen bu evreni dijital dönüşüm olarak tanımlıyoruz. Dijital dönüşüm sadece teknolojik değişimler anlamına gelmiyor, aynı zamanda her alanda yenilikçi olabilmek anlamına geliyor. </span></p>
<p class="p7"><span class="s1">Şirketler, dönüşümün getireceği değişimlere hazır olduklarını düşündükleri anda buna girişmeli ve üst yönetimin %100 desteğini almalıdır. Dijital dönüşüme başlarken öncelikle dijital stratejiler belirlenmeli, buna uygun teknolojik altyapı oluşturulmalı, gereken bölümlerde iş yapış şekilleri sadeleştirilmeli ve güvenlik ile ilgili maksimum düzeyde önlemler alınmalıdır. En baştan başlamak gerekirse, iş hayatında tam bir dijital dönüşüm yaşanabilmesi için şirketlerin bu duruma hazırlıklı olmaları gerekiyor. Dijital dönüşüm yalnızca teknolojik değişimlerin gerekliliğini ifade etmez. Her alanda yenilikçi davranabilme ve düşünebilme yeteneği de ister. Dijital dönüşüme ayak uydurmak isteyen şirketler öncelikle teknolojik altyapılarını oluşturmalı ve belirlenen dijital stratejiler ile kararlılıkla ilerlemeliler. Eşzamanlı teknoloji takibi ile daha fazla verim alabilmek de mümkün. Geleceğin iş hayatına ayak uydurmanın temeli bu aslında. Ek olarak, dijital dönüşüm ile çalışan profili de farklılıklar gösteriyor ve gösterecek. Birçok teknolojik yeniliğin yardımı ile aynı anda birden fazla işe odaklanıp hızlıca sonuç alan kişiler iş dünyasında çoğalacak. Dijital dönüşüm sürecinde başarılı biri olabilmek için teknolojiye adaptasyon sorunu yaşamayan, yenilikleri yakından takip eden ve popüler iş yazılımlarını kullanabilen kişiler kendilerini gösterebilecek.</span></p>
<p class="p7"><span class="s1"><b>Dijital dönüşüm adına her gün yepyeni gelişmeler oluyor. Türkiye bu değişime ne kadar ayak uyduruyor?</b></span></p>
<p class="p7"><span class="s1">Dünya dijital uygulamalara ve platformlara doğru inanılmaz bir hızla evriliyor. Büyük bir değişimden ve yenilenmeden söz ediyoruz. Bu değişim, istesek de istemesek de Türkiye’yi de içine alıyor ve burada faaliyet gösteren şirketler dijital dönüşüm özelinde çeşitli adımlar atmaya başladılar. İş dünyasındaki insan kaynakları olmak üzere birçok departmanda yazılımlar ya da büyük yatırımlar yapılarak satın alınan programlara daha sık rastlıyoruz artık. Yeterli olmasa da, birçok sektördeki şirket insan kaynakları, pazarlama, satış ve yönetim alanında sahip oldukları dijital altyapılarını daha sağlıklı hale getirerek, çalışma süreçlerini buna göre organize etmeye başladılar. “İstenilen noktada mıyız?” sorusu en çok gelen sorulardan biri durumunda. Dijital dönüşüm anlamında kötü durumda olmadığımızı söyleyebiliriz ancak atmamız gereken birçok önemli adım bulunuyor. Geleceğin iş dünyasında ve müşteri paradigmasında yer bulmak adına, bu atılımların hız kazanması ve dijital dönüşümün yönetim süreçlerinin bir parçası haline gelmesi önem ve gereklilik arz ediyor.</span></p>
<p class="p7"><span class="s1"><b>Birçok kurumsal firma dijital dönüşüme ciddi yatırımlar yapıyor peki KOBİ’ler için aynı şey geçerli mi? KOBİ’leri bekleyen fırsat ve tehditler neler?</b></span></p>
<p class="p7"><span class="s1">Dijital dönüşüm sosyal ve kişisel hayatımızı etkilediği gibi iş hayatını da büyük oranda etkileyecek. Bu dönüşümden küçüklü, büyüklü tüm sektörler etkilenecek. Özellikle ülkemizde işletmelerin  yaklaşık yüzde 99.77’sini oluşturan KOBİ’leri etkisi altına alacak olan bu değişim, KOBİ’lerin tercihi değil zorunluluğu olacak. Gelişen dünyada bu değişime herkes ayak uyduracak ve bu değişimin gerisinde kalmak şirketler için olumsuz sonuçlar doğurmakta gecikmeyecek. Bu bağlamda KOBİ’ler de, geleceğin getirdiği yenilikleri takip ederek, dijital dönüşüme uygun stratejiler belirleyerek ve dijital altyapılar daha sağlıklı hale getirerek büyüyebilecek. </span></p>
<p class="p7"><span class="s1">Ayrıca tüketici paradigmasının değişimine de değinmemiz gerekiyor. Artık teknolojiye adaptasyon sorunu yaşamayan, yenilikleri yakından takip eden, markaya odaklanıp hızlıca sonuç bekleyen kişiler çoğalıyor. Bu noktada müşteri memnuniyeti de yeni bir boyut kazandı diyebiliriz. Bu kavramları artık birbirinden ayıramıyoruz. Artık müşteri memnuniyetini sağlamak eskisinden daha zor ve dijital dönüşüme uyumlu adımlar atılmadığı ve süreçler müşteri memnuniyetine odaklı iyileştirilmediği sürece KOBİ’lerin de işi giderek zorlaşacak.</span></p>
<p class="p7"><span class="s1"><b>Murat Erdör kişisel markasına dijitalde nasıl yatırımlar yapıyor? Beklentisi nedir?</b></span></p>
<p class="p12"><span class="s1">Dijital ortamda gereksiz gerginlik yaratacak içeriklerinden ve negatif paylaşımlardan kaçınıyorum. Bence yaptığım en büyük yatırım bu olsa gerek, herkese de tavsiye ederim. İşin diğer kısmına gelirsek, ben içerik pazarlaması, online eğitim, online etkinlik ve düzenli içerik paylaşımı konusuna yatırım yapıyorum. Hem kendi web sayfam olan muraterdor.com sitesinden hem de girişimcilik, kariyer, pazarlama, perakende gibi konuları işleyen 7-8 farklı siteden yazı ve haberler paylaşıyorum. <a href="http://faydalisohbetler.com/" rel="nofollow noopener" target="_blank"><span class="s4">Faydalı Sohbetler</span></a> adında etkinlik sayfam <a href="https://www.faydaliegitimler.com/" rel="nofollow noopener" target="_blank"><span class="s4">Faydalı Eğitimler</span></a> adında da online eğitim sayfalarım var. Bu sene bunları geliştirmek, Ready for change adındaki abonelik modeli projeme başlamak, Podcast ve <a href="https://youtube.com/muraterdor" rel="nofollow noopener" target="_blank"><span class="s4">Youtube</span></a> ile alakalı çalışmalarıma hız vermek istiyorum.<span class="Apple-converted-space">  </span>Kişisel pazarlama, kariyer planlama ve dijitalin olduğu üçlü ile alakalı birçok projeyi hayata sokmak ve başarılı sonuçlar elde etmek istiyorum. Umarım bu verdiğimemeklerin karşılığını da almaya başlayacağım.</span></p>
<p class="p12"><span class="s1"><b>Dijital pazarlama alanında ülkemizin gelişime açık yönleri neler? Biz Türkiye’de bu alanda neleri Dünya’daki örneklerden daha iyi yapıyoruz?</b></span></p>
<p class="p13"><span class="s1">Dijital pazarlama alanında birçok sektörde olduğu üzere yolun başında olduğumuzu söyleyebiliriz. Dijital pazarlama dünyası ve çalışmalar yalnızca bir merkezden, İstanbul’dan yönetiliyor, ülke geneline yayılmış bir dijital pazarlama bilinci maalesef henüz yok. Ayrıca dijital pazarlama, offline pazarlamaya rakip algısı yaratıldı. Maalesef her iki olgu da birbirini tamamlayan olgular. Günümüzde birini diğerinden ayırt etmek tamamen gereksiz bir enerji ve bütçe israfı. Doğru olan, dijital pazarlamayı iletişimin argümanları arasında görerek, bu önemli gücü gerekli anda, doğru hedef kitleye ve doğru araçlarla sunmak. </span></p>
<p class="p13"><span class="s1">Biz Türkiye’de bu alanda neleri Dünya’daki örneklerden daha iyi yapıyoruz sorunuza gelince bence gelişmeye açık bir toplumuz, her yeniliğe hızlıca adapte olup diğer ülkelerden çok daha hızlı anlayıp yorumlayabiliyoruz. Sosyal medya kullanımında çoğu ülkeye göre iyiyiz, belki kullanım amaçları farklı ama gene de dijital ile alakalı konularda etkileşimimiz fazla diye düşünüyorum. Genç nüfusun fazla olması, bu konulara eğilimin artması gibi şeylere daha fazla öğrenme isteğini de katabilirsek bu konuda çok daha iyi olacağımızı düşünüyorum. </span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/dijital-donusumda-kurumlari-bekleyen-tehdit-ve-firsatlar/">Dijital Dönüşümde Kurumları Bekleyen Tehdit ve Fırsatlar Neler? Bir Bilen Murat Erdör Yanıtladı.</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/dijital-donusumda-kurumlari-bekleyen-tehdit-ve-firsatlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Gonca Yıldırım&#8217;a  Diji-PR&#8217;ı Sorduk!</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/dr-gonca-yildirima-diji-pri-sorduk/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/dr-gonca-yildirima-diji-pri-sorduk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Markabeyi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Oct 2018 08:15:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[diji-pr]]></category>
		<category><![CDATA[dijital pr]]></category>
		<category><![CDATA[gonca yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10511</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Gonca Yıldırım’a sorduk; Bir bilen Dr. Gonca Yıldırım yanıtladı. 1. Halkla ilişkileri 3 temel olgu ile özetler...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/dr-gonca-yildirima-diji-pri-sorduk/">Dr. Gonca Yıldırım&#8217;a  Diji-PR&#8217;ı Sorduk!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><em>İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Gonca Yıldırım’a sorduk; Bir bilen Dr. Gonca Yıldırım yanıtladı.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1. Halkla ilişkileri 3 temel olgu ile özetler misiniz? Sizce halkla ilişkiler neden var </strong><strong>oldu?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Halkla ilişkileri, kurumlar ve hedef kitleleri arasında güven, itibar, saygınlık ve farkındalığa dayalı bir ilişki kurulabilmesi ve bu yönde hedef kitlelerin ikna etmesi amacıyla oluşturulan bir iletişim süreci ve yönetim politikasıdır şeklinde tanımlayabiliriz. Bu tanım içindeki en önemli üç temel olguyu sorarsanız itibar, ikna ve iletişim sürecidir diyebilirim. Çünkü halkla ilişkiler hizmeti verilen kişi veya kurumlar, rakipleri karşısında daha kaliteli, farklı, tercih edilebilir olduklarını gösterebilmek için onlarda güven oluşturmak zorundadır. Güven, itibar ve saygınlığa giden uzun yolun başlangıcıdır. Kurumlar ürettikleri ürün ve hizmetlerine ve tabi kendilerine güven duyulabilmesi için hedef kitlelerini çeşitli iletişim yöntemlerini kullanarak ikna etmek zorundadırlar. Bugünün yoğun mesaj dünyasında ise bu hiç kolay değildir. Halkla ilişkiler özellikle kitlelerin kalplerini ve zihinlerini etkilemede daha etkili işler çıkardığı için her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır. Öte yandan işletmenin alt katmanları ve bağlı olduğu ekonomik, siyasi, ticari vb üst katmanlar içinde ve arasında bir iletişim olmalı ki sistem devamlılığı sağlanabilsin. İletişim olmadan sistemlerin devamlılığı ve gelişimi mümkün değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyadaki halkla ilişkilerin çıkış noktasına baktığımızda da kitlelerin dikkatini çekmek, basında yer almak, kamuya bilgi aktarmak, kitleleri tanımak gibi işlevlerle kendini gösterdiğine şahit olmaktayız. Ayrıca kurumlar halkın rızasını kazanma ihtiyacını hissettiği andan itibaren halkla ilişkiler karşımıza çıkmaktadır. Ekonominin, toplumsal değişimin bir sonucu olarak ortaya çıkan halkla ilişkiler, muhatap olunan gruplara, kamuya dokunan, onları anlayan ve etkileşime geçen bir alan olduğu için her geçen gün artan fonksiyonlarıyla daha fazla iş dünyasına ve topluma nüfuz etmektedir. Özellikle reklam ve satışın doğrudan “satın al” mesajlarına karşılık oluşturduğu duygusal bağ günümüz tüketicisine daha çok seslenmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2. Sosyal medyanın hayatımıza girmesi ile birlikte, markalar ve kurumlar açık kriz riskleri ile karşı karşıya kalıyorlar. Sizce halkla ilişkiler disiplini gelecekte nasıl bir evrim geçirecek?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hem genişleyen fonksiyonlarıyla hem de multidisipliner yapısıyla halkla ilişkiler,  etkilemek istediği hedef kitle ve sosyal paydaşları karşında değişik sektörlerde birbirinden farklı faaliyetler yürütmektedir. Genelde halkla ilişkilerin kendisini bir ağacın gövdesine, uygulama alanlarını (siyasal iletişim, marka iletişimi, kriz iletişimi, kurumsal iletişim vb) ağacın dallarına, beslendiği disiplinleri (psikoloji, sosyoloji, işletme, pazarlama, ekonomi vb) ise ağacın köklerine benzetirim. Sosyal medya veya değişen geleneksel medya karşısında halkla ilişkilerin temel mantığı elbette yine aynı kalacak ancak yol ve yöntemler değişecektir. Halkla ilişkiler sonuç itibariyle bir gövde, ancak girdiği dallardaki görev ve sorumlulukları, strateji ve taktikleri değişecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle iletişim teknolojileri birçok alanda olduğu gibi halkla ilişkileri de yakından etkilemektedir. Hızlı düşünen, hızlı hareket eden, istekleri ve beklentileri sürekli artan, kendinden emin, her şeyi eleştirmeye hazır, kolay beğenmeyen yeni tüketici/müşteri eğilimleri karşında halkla ilişkiler ve diğer iletişim yöntemleri de hızlı, yaratıcı, beklentilerin ötesinde, ayrıcalıklı olmak zorundadır. Bugün bilginin üretimi, dağıtımı ve paylaşımı hemen herkes tarafından kolayca yapılabilmektedir. Artık “Procumer” konumundaki birey, interaktif, katılımcı olmayı seviyor. Dolayısıyla halkla ilişkiler de herkesin günlük hayatının bir parçası ve diyalogsal olmak zorundadır. Diyalogsal halkla  ilişkiler, bireylerin öz değerlerini önemser, onları dinler, empati gösterir ve onlarla uzun soluklu etkileşim içinde olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Halkla ilişkiler bir yönetim fonksiyonu olarak stratejik ve vizyoner düşünmek durumunda olduğu için algılama alanını geniş tutmak zorundadır. Başarılı halkla ilişkiler yapanlar; geniş yelpazeden düşünüp, 360 derece hareket etmenin bugünün ve yarının temel eğilimi olduğunu bilenler olacaktır. Bu süreci doğru yönetecek halkla  ilişkilerin yıllar içinde çok daha önemli hale geleceğine inanıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3.Halkla ilişkiler disiplini klasik mecraların dışında, dijital mecralara özellikle de son günlerde hızlıca yayılan “Diji-PR” tanımı ile tanışıyor. Sizce Diji-PR mümkün mü?  </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hemen hemen her sektör gibi halkla ilişkiler de dijital dünyanın bir parçası olmak zorunda. İletişimin bir parçası olarak dijital iletişimin dışında kalması mümkün değildir. Bugün sadece geleneksel medya veya geleneksel yöntemlerle iletişim ortamları kurmak imkansız bir şey. Hızlı bir dijital dönüşümün yaşandığı günümüzde 7&#215;24, 365 gün iletişimde olmazsanız hızla kaybedersiniz. Dijital dönüşüme adapte olan ajans ve kurumlar ise kazanmaya ve büyümeye devam edecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün sosyal medyada ya da diğer dijital ortamlarda varsanız “var olmuş” kabul ediliyorsunuz. Bir kişi ya da kurumla ilgili bilgi almak için hemen internet sitesine veya sosyal medya hesaplarına bakıyoruz. Dolayısıyla kurum/marka sadakati oluşturmak, itibar inşa etmek ve yönetmek gibi kaygılar içinde olan halkla ilişkiler de Diji-PR kapsamında bu dijital dünyayı yaratacağı içeriklerle, doğru ve etkileyici bağlamlarla kurguladığı sürece başarılı olacaktır. Diji-PR kaçınılmaz bir eğilimdir günümüzde. Üstelik de geleneksel medya araçlarından daha geniş içerik olanağı sunan, daha az bütçelerle daha fazla kitle ile etkileşim/geribildirim ortamı sağlayan, ölçülebilirliği mümkün olan dijital ortamda halkla ilişkiler yapmak büyük bir nimet.</p>
<p style="text-align: justify;">Simetrik iletişim ve kamu yararına çalışma anlamında geniş imkanlar sunan dijital dünyada halkla ilişkiler, sosyal medyada aktif ve düzenli iletişimde bulunarak, hedef kitleleri ile birebir ilişki kurma imkanına sahip. Bu da kurum imajı ve sürdürülebilirliği açısında önemli bir avantajdır.  Nüfusunun yarısının çok genç insanlardan oluştuğu ülkemizde, internet ve akıllı telefon kullanımının yaygınlaşması ile dijital dünyada daha fazla varlık göstermek gerekmektedir. Günümüzde kişiler markalardan dikey olarak gelen mesajlar yerine yatay etkileşimden yani birbirlerinin görüşlerinden daha fazla etkilenmektedirler. Bir ürün-hizmet satın almadan önce dijital ortamdaki yorumları okuyan, puanlamaları dikkate alan, kişisel blogları takip eden kullanıcıya ulaşmak için Dijital PR, sosyal medya hesaplarını, arama motoru optimizasyonunu iyi yönetmek ve doğru bilgilerle beslemek zorundadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca çok kaygan ve hareketli bir zemin olarak sosyal medya, dezenformasyona fazlasıyla açıktır. Bu da kurumlar için her an kriz riski demektir. Dijital ortamda yaratılan bir kriz de yine burada çözülebileceği için mutlaka dijital ortamda varlık göstermek ve bu varlığı mümkün olduğu kadar özenli şekilde yönetmek gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4. Halkla ilişkiler disiplinini öğreten taraf olarak, kendi PR’ınızı nasıl yapıyorsunuz?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Akademik dünyada 14 yıldır eğitim veriyorum. Daha öncesinde 10 yıl boyunca çeşitli gazete ve dergilerde muhabirlik, halkla ilişkiler ve reklam ajanslarında müşteri temsilcisi ve kurumsal tarafta da halkla ilişkiler yöneticisi olarak yer aldım. Eğitmenlik öncesi, uygulamadan gelmek büyük bir zenginlik benim için. Öncelikli olarak kendi eğitim kalitemden asla ödün vermemeye ve kendimi sürekli geliştirmeye çalışıyorum. Hala ilk günkü disiplinle, uygulamanın içinden de geldiğim için yaşayarak ders anlatırım ve bunu öğrencilerim mutlaka hissederler. Bugüne kadar hem öğrencilerim hem de yöneticilerim tarafından hep olumlu geri dönüşler aldığıma göre iyi bir şeyler yaptığımı düşünüyorum. Ayrıca bir akademisyen olarak yaptığım yayınların okunması, takip edilmesi ve bunlardan güzel geribildirimler almak önemli. Sosyal medyayı aktif olarak kullanıyorum, buradaki takipçilerimin etkileşimleri de benim için önemli.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5. Ekonomik kriz dönemlerinde PR’ın önemi nedir?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sadece ekonomik kriz değil tüm kriz dönemleri belirsizlik, kaos, tedirginlik ve endişe doludur. Bu dönemlerde özellikle yaşanan panik halleri, yanlış ve geri dönülmesi zor kararlar aldırır işletmelere. Ekonomik kriz ve diğer kriz durumlarında akılcı, güçlü, hızlı çözüm üreten, stratejik davranan liderlerin yanı sıra doğru kriz iletişim yapan halkla ilişkiler de bir o kadar önemlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ulusal ve uluslararası yaşanan ekonomik krizleri önlemek ya da ortadan kaldırmak mümkün olmadığı için bu krizlerden mümkün olduğunca en az zararla çıkmak, krizin etkilerini fırsata dönüştürmek, kriz esnasında ve sonrasında doğru hamlelerle doğru bilgilendirme yapmak halkla ilişkiler ile mümkün olabilir. Dünya ülkelerinin ekonomik, siyasi, teknolojik olarak birbirine daha bağımlı yaşadığı günümüz dünyası ani krizlere fazlasıyla gebe. Bu durumda kurumların proaktif davranmaları, kriz senaryolarını iyi okumaları ve risk yönetimini doğru konumlandırmaları gerekmektedir. Ancak krizden kaçışın olmadığı durumlarda, kuruma karşı güvenin yeniden kurulması, zedelenen imajın iyileştirilmesinde halkla ilişkilere fazlasıyla iş düşmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca son dönemde yapılan ekonomik krizle mücadele çalışmalarında en fazla tartışılan konuların başında da kurumsal etiğin geldiğini düşünüyorum. Kurumların etik davranışlar sergilemesi ve toplumsal sorumluluk duyması konusunda kamu yararı gözetilerek yapılması gereken halkla ilişkilere önemli görevler düşmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Belli başlı olağanüstü dönemlerde ve tabi ki kriz dönemlerinde sosyal medya çok daha fazla aktif hale gelmektedir. Çok kısa bir zamanda doğruluğu-yanlışlığı test edilmeden aktarılan, paylaşılan, yorum alan bilgilerin kontrolü ne yazık ki kolay değildir. Günümüzde sosyal medyada dolaşan bilgilerin yönetilmesinde aktif ve akılcı davranacak halkla ilişkiler uygulayıcılarının önemi daha fazla öne çıkmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/dr-gonca-yildirima-diji-pri-sorduk/">Dr. Gonca Yıldırım&#8217;a  Diji-PR&#8217;ı Sorduk!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/dr-gonca-yildirima-diji-pri-sorduk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Shrinkflation Nedir?  Prof. Dr. Yavuz Odabaşı Yanıtladı!</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/shrinkflation-nedir-prof-dr-yavuz-odabasi-yanitladi/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/shrinkflation-nedir-prof-dr-yavuz-odabasi-yanitladi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Markabeyi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Oct 2018 15:36:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Private Label]]></category>
		<category><![CDATA[Shrinkflation]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz odabaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10369</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite yıllarında iktisadi idari bilimler alanında ve özellikle de işletme, pazarlama alanında eğitim alan hemen hemen herkesin yakından bildiği turuncu kapaklı “Tüketici Davranışı” kitabı başta olmak üzere Müşteri ilişkileri yönetimi,...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/shrinkflation-nedir-prof-dr-yavuz-odabasi-yanitladi/">Shrinkflation Nedir?  Prof. Dr. Yavuz Odabaşı Yanıtladı!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><em><strong>Üniversite yıllarında iktisadi idari bilimler alanında ve özellikle de işletme, pazarlama alanında eğitim alan hemen hemen herkesin yakından bildiği turuncu kapaklı “Tüketici Davranışı” kitabı başta olmak üzere Müşteri ilişkileri yönetimi, pazarlama iletişimi yönetimi, post modern pazarlama, kalıcı başarı için müşteri hizmetleri kitaplarının yazarı değerli akademisyen Prof. Dr. Yavuz Odabaşı’na sorduk, Yavuz Odabaşı yanıtladı;</strong></em></p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>1. Son dönemlerde Dünya’da ve özellikle ülkemizde karşımıza çıkan ekonomik daralma Sizce pazarlama ve pazarlama iletişimi açısından ne tür sonuçlar yaratacaktır?</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Dünya ölçeğinde siyasal, teknolojik ve diğer faktörlerin etkisinde kalarak değişen ekonomik durum iş dünyası, tüketici ve hükümet ilişkilerine etkisini göstermektedir. Her ülkede görülen bir ekonomik daralmanın yaşandığı ve önümüzdeki yılda daha da net biçimde kendini göstereceği ekim ayı Economist dergisinin kapağında yer alabilecek kadar önemli. Ancak, ülkeler farklı etkilenmelerle karşı karşıya. Örneğin; Avrupa düşük enflasyon ve durgunluk dönemi yaşarken, ABD ekonomisi toparlanma eğilimi gösteriyor. Gelişmekte olan ülkeler kolay likidite olanağını kaybederken sıkıntılı günler geçirmektedir. Güney Amerika ülkeleri “yüksek enflasyon-durgunluk-kıtlık” yanında siyasal huzursuzluk, talan gibi suçların artış göstermesiyle bir kriz sarmalına girmiş görünüyor. Bizim 1970’lerdeki durumumuza benzer bir sıkıntıyı yaşıyor. Ülkemizdeki durum ise, bir tarafta kur kaynaklı maliyet enflasyonu ile birlikte yükselen bir enflasyon, diğer tarafta düşük büyüme oranlarına geçişi açıklayan ve “stagflasyon” olarak adlandırılan bir ekonomik durumu ortaya çıkartmaktadır.1970’lerde yaşadığımızdan biraz farklı biçimdedir bu durum. O dönemde bunlara ek olarak stagflasyonun bir türünde oluşan bir de ürünlerin bulunamazlığını ifade eden “kıtlık” söz konu idi. 2001 ve 2009 global finans krizlerinden de farklı ve bu nedenle benzer biçimde ele alınıp, benzer önermelerde bulunmak zorlaşmaktadır. En azından daha aktif ve hakkını arayan tüketici vardır ve bu durum hükümetin, iş dünyasının da önlemleri sıkılaştırmaya yöneltmektedir. Enflasyon gibi ekonomik belirsizlikler, kurlardaki, fiyatlardaki oynaklıklar alacaklar ve borçlar üzerinde özellikle nakit akışlarında düşünmeyi ve artan maliyete karşı kontrolü daha fazla yapmayı gerektiriyor. Gereksizce harcamalar hızla kısılıyor. Aşırı aydınlatma, ısıtma, yararsız ürünlere, açık bahçeleri ısıtmaya çalışmak, ulaşımda lükse kaçma gibi gereksiz harcamalar kısılıyor ya da son vermeye çalışılıyor. Eğitim, reklam-tanıtım, ulaşım giderleri kısılır ilk olarak fazla faydası olmasa bile. Ürünlerde kar getirmeyen, zayıf yük olmaya başlayan ürünlerden kurtulma bir tür detoks yapan zamanı olarak görülebilir şimdilerde. Fonksiyonları çok olup ancak birkaçının kullanıldığı ürünler daha az fakat etkin kullanılan fonksiyonlara dönüşebilir. Başka ülkelerde üretmeyi aramak, şeffaf ambalajlar kullanarak içeriğinin görünmesinin sağlamak, küçük ambalaj ve ekonomik fiyatlar uygulanabilecek düzenlemelerdendir. Stagflasyon en genel anlamı ile bir enflasyon ortamına durgun bir ekonominin eşlik etmesini açıklar. Zıt yönlerde politikalar ve uygulamalar içeren bu iki durumda durgunluğu azaltmak için talep artışı yönünde hareket gereken, enflasyon için dengeli biçimde talep azaltıcı eylemlerde bulunmak gerekiyor. Bu konuda, “şirketler-hükümetler-tüketiciler” üçgenini her birinin sorumlulukları ve etkinlikleri önem kazanır. Örneğin, iş dünyası son uygulamaları ile önlemlere katılmaya başladı %10 indirim, yerli ve milli üretim ve Enflasyonla Topyekün Mücadele kampanyaları ile. Hükümet ve politika belirleyici kurumların aldıkları önlemler ve kararlar kendini hissettiriyor. Asıl önemli olan tüketicilerin ve özellikle sabit ve dar gelirli tüketicilerin fiyat duyarlı oldukları ürünlerin pazarlamasındaki durumdur. Bu kesimin korunması sadece resmi gözetim mekanizmaları ve kararları gerçekleşemez. Bizzat tüketicilerin kendilerinin de daha dikkatli ve değerlendirici bir role geçmeleri önerilir. Bunu da görüyoruz zaten. İndirimli mağazalara olan büyük ilgi ve sosyal medya kullanımına doğru eğilimin artması bunun göstergesi ayrıca. İki ayda Alo175 ‘e 30 bin civarında şikayet gelmesi örneğinde olduğu gibi. Hiç şüphesiz, tüketicilerin yaşam biçimlerinde savurganlık yerine daha sade olabilme gönüllü olarak öne çıkmak zorundadır.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>2. Markaların özellikle ekonomik daralma dönemlerinde uyguladıkları yaklaşım olan “Shrinkflation” nedir?</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">İngilizce küçültmek ve enflasyon kelimelerinin birleşiminden oluşan ve yeni bir kelime olan shrinkflation, anlam olarak ürünün gramajının/kalitesini düşürerek fiyatı sabit tutup, fiyat artışı yapılmamış gibi gösterilmesidir. Bir başka biçimde bir ürünün ağırlığının azaltılıp satış fiyatının artırmayı aynı anda tanımlayan bir kavram ve sözcük. 1916 yılında ABD’de fırıncıların uygulamaları ilk örnek olarak gösterilir. İngiltere’de 2012 yılından bu yana 3000 ürün civarında gramajı azaltıp fiyatı aynı tutuldu ya da artırıldı. Brexit kararından sonra süpermarketler ve büyük markalar bu uygulamayı çoğalttılar ve shrinkflation pazarlama literatürüne daha güçlü biçimde oturdu. Temel gıda maddelerinde, ıslak mendillerde, sabunlarda, bebek mamalarında, çikolata barlarında, karton kutulardaki içecekler, tuvalet kağıdı, bisküvi, kutulu dondurmalarda gramajlar azaltıldı. Benzer biçimde, alkolsüz içeceklerde ve gıda ürünlerindeki fiyat duyarlıklarda, içerik ve fiyatta “ fark edilemez etki” düzeyinde değişikliler yaratılabilir. Döviz kurlarındaki dalgalanma, oynaklık, ithalata bağlı olmanın getirdiği hammadde fiyatlarındaki artışlar sonucu üretimdeki hızla artan maliyet artışı ve enflasyon tüketicilerin temel gıda ürünlerine zam olarak yansıdı. Geliri artırırken maliyetlerimizi azaltalım düşüncesindeki şirketler farklı yollara başvuruyorlar. Ekonominin daraldığı ortamda rekabette kalabilmek ve tüketici pahalı olan ürünü alamayacağı için, ya fiyat artar ya da daha küçük ambalajlarda dönülür ya da içerik değiştirilerek bazen kaliteden de ödün verilir. Uygulamada, büyüklük ya da kalitede azalma yapılırken fiyatlar aynı düzeyde tutulur ya da artırılarak gerçekleştirilir.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Ürün ambalajını, ağırlığını aynı tutarken, fiyatını yukarı çekmek</li>
<li>Ürün ambalajını küçültüp, ağırlığını azaltırken fiyatı ne artırmak ne de azaltmak. 3.Ürün ambalajını küçültüp, ağırlığını azaltırken fiyatı yukarı çekerek yükseltmek. İç pazarda satış kaybı olarak bilinen talep yavaşlaması, daralması hem miktar ve sıklık hem de seyrekleşerek kendini gösterirken, girdilerde maliyet artışı da yaşayarak çok etkilenen, az etkilenen ve hiç etkilenmeyen sektörler ve ürünler de vardır. Örneğin; rekabetçi, vazgeçilemeyecek olan ürünlerde kaliteyi azaltabilmek, daha az malzeme kullanabilmek ve ilaç gibi zorunlu ürünlerde ise maliyet artışlarını doğrudan tüketiciye yansıtma eğilimi söz konusu olabilmektedir.</li>
</ul>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>3. Shrinkflation’un size göre olumlu ve olumsuz etkileri nelerdir?</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Tüketici artık parasını akıllıca harcamak istiyor. “Ödediğinin karşılığını alma” düşüncesi ve fiyat duyarlı hale gelmesi söz konusu artık tüketicinin. Alışverişi rasyonellite etmek için önce duygusal hareket edip alıp, sonra onu rasyonalize etmeye çalışma etkinliğini kaybediyor ve tam tersi çalışmaya başlıyor tüketiciler için. İndirimlerin cazibesi tüketicileri heyecanlandırıp harekete geçirecek gibi görünüyor. Kısa dönemde indirimler iş yapabilir büyük bir olasılıkla. Bilgi ambalajda bulunur ancak, alışkanlıkla çoğu zaman bakmayız, okumaz ve dikkatlice incelemeyiz bile anlaşılması oldukça zor olan ambalajları. Alıştığımız biçimde alışveriş yapar ve satın alırız ürünleri. Değerlendirmede süpermarketteki fiyat en önemli unsurdur ve ona en düşük olanı bulmak için dikkatlice bakarız. Güven bu konuda çok önemlidir. Etiketleri dikkatlice okuma ve ürün fiyatlarını karşılaştırma alışkanlığı kazanmak gerekiyor. Kısaca, savurganlıklardan vazgeçmeliyiz. İş hayatında egemen olmaya başlayan “daha aza, daha fazla” ödeme mottosu, burada gizliden zam yapan satıcı lehine çalıştırılıyor, tüketici lehine değil. Aldatmacanın, fırsatçılığın diğer adıdır diyenler, gizli bir kar arayışıdır, keyfi zam yapmaktır suçlaması yapanlar çoktur. “Tüketicinin cebindeki parayı çekmektir”, “tüketicinin cebinden çıkacak paraya göz koymaktır ” türünde yoğun eleştiriler çoktur. Bu durum, başka firmalara fırsatlar yaratıyor ve tüketiciye yakın duranlar, onlara avantajlar yaratanlar kazanıyor. Kandırmaca, aldatmaca olmadığını iddia edenler de olur. Örneğin, ekmeğin gramajını azaltmak, tabakların ,porsiyonların küçültülmesinin fazla çöpe gidebilecek olanların israfının önlemek için faydalı bir yöntem olarak sunulabilmekte. Sağlığa zararlı olan şeker, yağ gibi içerikleri azaltarak obezite ile mücadeleye katkıda bulunmak savı da örnek olarak verilebilir. Özellikle; hantal, kontrolsüz ve döviz borçlarıyla baş döndüren bir hızla büyüyen firmalar, fiyatlamayı ve harcamaları daha dikkatli yapmaya, tasarruf ve verimlilik tedbirlerini artırmaya başlayarak maliyetleri düşürüp, fiyatları artırma yoluna gidiyorlar kendilerini kurtarmak için. Öte yandan, telaş ve korku içinde işten çıkarmalar yerine temkinli, verimli ve kontrollü davranmak, sakin ve olumlu ruh hali, moralin yüksek tutulması çok önemli. Birçok şirket çalışanlara ara zamlar yaparak bu durumu gerçekleştirmeye çalışıyor. Karamsarlık, kötümser ruh hali, moralsizlik yaratacak pazarlama uygulamalarından uzak durarak tüketicileri sakinleştirici ve beklentilerine karşılık verebilenler, temkinli davranabileneler kazanacak.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>4. Private Label uygulamalarına bakış açınız nedir? Eğer Private Label üreten marka tanınmış bir marka ise bunun mevcut marka imajına etkisi sizce ne yönde olur?</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Market Markası, Markasız Ürün, Özel Marka olarak bilene uygulama, marketin adını aynen kullanan olabildiği gibi, tamamen başka bir adla özel olarak o marketlerde satılanlar biçiminde de olabiliyor. Fiyat farkları özellikle cazibe yaratabilmekte ve alternatif marka arandığında kendi market markasını öne sürebilmektedir marketler. Satış garantisi, yüksek stok düzeyine ulaşabilme ve hammadde tedarikinde bunlara dayalı olarak elde edilen avantajlar ek olarak özellikle satış elemanın ve satış giderlerinin, ambalaj, reklam-tanıtma, Halkla İlişkiler giderlerinin olmaması, market raflarında yer alabilmek için raf ücretinin verilmemiş olması bir avantaj olarak ortaya çıkmakta ve bu avantajların bir kısmı tüketicilerle paylaşılmaktadır. Dikey Bütünleşme türü hem üretici hem de satıcı olmak durumu yaratıyor. Örneğin, BİM hem kendi markasıyla hem de farklı marka isimleri ile kendi ürünlerini öne çıkartırken, Migros kendi adını taşıyan daha ekonomik ürünleri hem sayısal olarak çoğalttı, hem de gözle görülebilen yerlerde sergilemeye başladı. Ekonomideki zor durum koşulları hızlı satış olan ürünleri öne sürmeye zorluyor. Maliyetler artmadan ürün fiyatlarını artırmamak ilkesinde olan BİM, kendi makarnasını tanıtmak ve müşterisinin yanında olduğunu net göstermek için mağazaya gelen herkese ücretsiz dağıttı. Metro’dan küçük işletmelere destek için 9 ekim gününü &#8220;Kendi İşin Günü&#8221; kampanyası ile birlikte nelerin yapılabileceğini belirlemek için çalışılıyor. Kısaca, markaya dayalı güvenin getirdiği avantajlar, ürünleri erişebilir ve alınabilir kılmak için etkin biçimde kullanılıyor.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>5. Sosyal Medya ile aranız nasıl, kendi kişisel markanız için özellikle sosyal medya’da ne tür çalışmalar yapmaktasınız?</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Ben, “dijital göçmen” olarak az da olsa kullanmaya ve yararlanmaya çalışıyorum. Özellikle tweeter en çok kullandığımdır. Bloğum çökme sonucu şimdilik çok aktif halde değil. Linkedin ise, az da olsa kullanmaya çalışıyorum. Bunlar bana yetiyor şimdilik.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/shrinkflation-nedir-prof-dr-yavuz-odabasi-yanitladi/">Shrinkflation Nedir?  Prof. Dr. Yavuz Odabaşı Yanıtladı!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/shrinkflation-nedir-prof-dr-yavuz-odabasi-yanitladi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
