Köşe Yazıları

Sosyal Medya Pazarlaması E03 “İmaj mı Satış mı?”

Yazı dizisinin bu bölümünde sosyal medya üzerinden sürdürülen iletişimin sonucunda oluşacak olan, markanın geri dönüş beklentisi ya da ROI’ın hangi kriterlere göre belirlenmesi gerektiğinden bahsedeceğim.

Sosyal medyada hesabı olmayan markaların tüketici ile iletişime geçtiği yerler çoğunlukla kendi kontrolleri dışında olan mecralardan ibarettir. Ürün/hizmet markaları arasında bütçesi olanlar geleneksel medyada reklam çıkarken bütçesi olmayan ya da kalmayanlar ise, ya dijital alanda yaptıkları çalışmalarla ya da market raflarında kendilerine verilen yerde veya satın alanların kullanırken ya da kullandıktan sonra kendi çevrelerinde oluşturdukları genel kanı aracılığı aracılığı ile potansiyel müşterilerine ilk teması sağlamaktalar. Satın alma sonrasındaki deneyim sonucunda oluşan WOM etkisi tamamen kontrol dışında fakat sosyal medya, üretilen içerik ile birlikte verilmek istenen mesaj ve imajın tamamen marka kontrolünde olduğu bir alan. Markaya uygun olarak belirlenen mecralar üzerinden yapılacak iletişim çalışmalarının amacına ilk yazımda değinmiştim. Amaç sıfırdan bir iletişim kurmak değil, iletişimi sürdürmek olmalıydı. Peki bu iletişimin sonucunda beklenti ne yönde olmalı? Direkt olarak satış beklentisine mi girilmeli yoksa uzun vadeli bir stratejik bir bakış açısı ile mi yönetilmeli?

Bu konuda güzel bir metafor kullanmak istiyorum. Ailece bir pikniğe veya kampa gittiniz ve ateş yakılacak. Bu ateşin uzun süre sizi ısıtmasını ve ışık yaymasını istersiniz. Peki bu ateşi saman yakarak mı istediğiniz kıvamda kalmasını sağlarsınız yoksa odun yakarak mı? Cevabı çok açık bir şekilde odun yakmaktır. Saman alevi anında kısa sürede yanar ve etrafı ısıtmadan söner gider. Fakat odun ateşi etrafını çok daha uzun süre boyunca ısıtır. Satış odaklı hamleler ile stratejik ve uzun vadeli bakış açısı ile alınan pozisyonlar arasındaki fark tam olarak bu şekilde açıklanabilir. Eğer şirketinizde sürdürülebilirliğe önem veriyorsanız üretim ve yönetim süreçleriniz ile birlikte pazarlama stratejinizinde sürdürülebilir olması gerekiyor. Kısa vadede yüksek satış getirecek hamlelerin sınırlı sayıda yapılması ve markanızı sıcak tutacak o ateşi ara ara harlayacak, canlandıracak şekilde planlanması lazım.

Çoğu konuda gri tonlarda düşünürüm. Keskin çizgilerin faydadan çok zarar getireceği kanaatim sosyal medya konusunda da aynı. Markanızın hesabını bir e-ticaret sitesi gibi yönetemezsiniz fakat bu sayfalar herhangi bir içerik sayfası olarak da görülemez. Her iki seçenekte hem sayfanızı takip edenler için hem de sizin için fazlasıyla saçma olacaktır. Sayfanızı takip edenler sizin markanıza ilgi duyduğu için takip ediyor. Bu kitleyle alelade, herhangi bir sayfada görebilecekleri içerikler üzerinden iletişim kurmak, en az onları hazır müşteri olarak görüp “Satın al” butonunu gözlerine sokmak kadar mantıksız olur. Sosyal medyada insanlardan bir şeyler isteyebilmeniz için önce bir şeyler vermeniz gerekiyor. Sadece sitenizden linkler paylaşarak veya sadece içerik paylaşarak kullanıcılar ile aranızda karşılıklı olarak sağlıklı bir iletişim kuramazsınız. Bu süreci eski moda takas yöntemiyle yapılan bir alışveriş gibi görmeniz her iki taraf için en doğru seçim olacaktır. Marka olarak yapmanız gereken şey karşı taraftan biraz daha cömert davranmak ve ilk adımı atmak olacaktır.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top
X