<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Röportajlar &#8211; Pazarlama İletişimi Platformu</title>
	<atom:link href="https://pazarlamailetisimi.com/kose-yazilari/sektor-roportajlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://pazarlamailetisimi.com</link>
	<description>Pazarlama, Reklamcılık, İletişim ve Dijital Dünya!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Feb 2022 12:01:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2022/01/cropped-pazarlama-iletisimi-icon-32x32.jpeg</url>
	<title>Röportajlar &#8211; Pazarlama İletişimi Platformu</title>
	<link>https://pazarlamailetisimi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dijital Dünya ve Markaları Bekleyen Gelişmeler Neler? Bigumigu&#8217;nun Kurucularından Yalçın Pembecioğlu Yanıtladı</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/dijital-dunya-ve-markalari-bekleyen-gelismeler-neler-bigumigu-kurucularindan-yalcin-pembecioglu-yanitladi/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/dijital-dunya-ve-markalari-bekleyen-gelismeler-neler-bigumigu-kurucularindan-yalcin-pembecioglu-yanitladi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Markabeyi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Sep 2019 17:40:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[markabeyi]]></category>
		<category><![CDATA[yalcın pembecioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10792</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital inovasyon, yaratıcılık ve tasarım konularında Türkiye’nin en popüler bağımsız internet platformlarından Bigumigu’nun kurucularından Yalçın Pembecioğlu’na dijital dünyayı ve markaları bekleyen gelişmeleri  sordum, Bir Bilen Yalçın Pembecioğlu yanıtladı. 1. Dijital...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/dijital-dunya-ve-markalari-bekleyen-gelismeler-neler-bigumigu-kurucularindan-yalcin-pembecioglu-yanitladi/">Dijital Dünya ve Markaları Bekleyen Gelişmeler Neler? Bigumigu&#8217;nun Kurucularından Yalçın Pembecioğlu Yanıtladı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Dijital inovasyon, yaratıcılık ve tasarım konularında Türkiye’nin en popüler bağımsız internet platformlarından Bigumigu’nun kurucularından Yalçın Pembecioğlu’na dijital dünyayı ve markaları bekleyen gelişmeleri<span class="Apple-converted-space">  </span>sordum, Bir Bilen Yalçın Pembecioğlu yanıtladı.</span></p>
<p><b></b><span class="s1"><b>1. Dijital dünyadaki baş döndüren gelişmeler sadece iş dünyası değil, sosyal hayatımızda da bir çok ezberi bozdu ve bozmaya da devam ediyor. Dijital dünyaya ilgin ne zaman başladı? Seni bu dünyanın içine sürükleyen dönüm noktası ne oldu?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">1980’lerde basit elektronik oyuncaklarla (Nintendo Game&amp;Watch gibi) başladı ilgim. Commodore 64’te önce oyun oynayarak, sonra metin tabanlı oyun kurguları yazarak ilerledi. İnterneti hayal bile edemediğim lise yıllarımda diskete kaydettiğim bir günlüğüm vardı. Dönüm noktası monochrome ekranlı diz üstü bilgisayarımla yapmayı akıl edip başardıklarım da olabilir, ilk defa internete bağlandığım 1996 yılı da olabilir.</span></p>
<p><b></b><span class="s1"><b>2. Bigumigu nedir? Nasıl oluştu? Gelecekte Bigumigu’yu gördüğünüz yer neresi?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Bigumigu reklam, tasarım ve teknoloji odaklı bir ilham blogudur. 2005’te Aygül Öndeş’le hayal edip kurduğumuz bir topluluk bloguydu. 2011’de danışmanlık odaklı bir şirkete, 2013-2014 yıllarında da şimdiki konumuna, niş içerikli dikey hedef kitleli bir medyaya dönüştü. Gelecekte yaratıcı sektörlerde çalışan ya da bu alanlara ilgi duyan herkesin ilham almaya devam ettiği bir platform olarak hayatını sürdüreceğini düşünüyorum. </span></p>
<p><b></b><span class="s1"><b>3. Günümüzde insanlar artık ciddi konsatrasyon sorunu yaşıyor, uzun süreli olarak bir konu veya durum içerisinde olmaktan sıkılıyor. Sizce gelecek 10 yılda bloglar nasıl bir evrim içerisinde olacaklar? Aynı ilgi ile takip edilecekler mi?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Belirli bir konuda önemli bir alanı sahiplenen ve düzenli olarak güncellenen tutarlı bloglar her zaman varlıklarını sürdürebilirler.</span></p>
<p><b></b><span class="s1"><b>4. Markaları gelecekte bekleyen en ciddi tehlike sizce nedir? Büyük markaların yönetim ekipleri sosyal medyanın, dijital platformların önemini gerçek anlamda içselleştiriyorlar mı? Yoksa konuya sadece bir çeşit mecra gözüyle mi bakıyorlar?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Marka ve şirketlerin önümüzdeki dönemde karşılaşacağı ana zorluk belirsizlik. Net kuralların, tanımlı hedeflerin üst üste 2 yıl bile çalışmadığı, her şeyin yılda birkaç kere hallaç pamuğu gibi atıldığı bir yer dijital dünya. Sabit sistemler kurmak yerine sürekli esneyebilen, kendini yeniden tanımlayabilen akışkan yapılar kurabilen marka ve şirketler daha sağlıklı devam edebilecekler hayatlarına.</span></p>
<p><b></b><span class="s1"><b>5. Sence Türkiye dijital uygulamalarda hangi konularda dünyanın önünde ilerliyor? Gelişime açık yönleri neler? Hangi konularda yoğunlaşılmalı?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Facebook büyüme yıllarındayken Türkiye hep en hızlı büyüyen ve nüfus/üye oranı en yüksek ülkelerden birisiydi. Bugün de TikTok içinde çok güçlü bir Türkiye varlığı görüyoruz. Bazen çok yeni platformlara halkın adaptasyonu tahmin edilenin çok üzerinde bir hızla gerçekleşebiliyor. Bunun bir avantaj olduğunu düşünüyorum.</span></p>
<p class="p4"><b></b><span class="s1"><b>6. En büyük Fuck-up’ınız nedir? Bu durum yeni bir fırsatın oluşmasını tetikledi mi?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">2007’de işten atıldım. 3 ay iş aradım, sonunda çok sevdiğim insanlarla çalıştığım ve hayatımın sonrasını planlayabildiğim harika bir iş buldum.</span></p>
<p><b></b><span class="s1"><b>7. Yalçın Pembecioğlu kişisel markasına ne tür yatırımlar yapıyor? Dijital mecralarda izlediği özel bir strateji var mı?</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Terzinin kendi söküğüyle ilişkisi gibi bir durumda görüyorum kendimi. Instagram’da yaptığım konuşmalardan fotoğraflar paylaşmayı bile çok geç akıl etmiş biriyim. Yine de benim gibi eğitim veren, konuşma yapan birinin düzenli şekilde görünür olması işi için faydalı olabiliyor. Ben çok güçlü bir stratejiye bağlı değilim. İçimden gelmiyorsa sosyal medyada sessiz kalabiliyorum.</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/dijital-dunya-ve-markalari-bekleyen-gelismeler-neler-bigumigu-kurucularindan-yalcin-pembecioglu-yanitladi/">Dijital Dünya ve Markaları Bekleyen Gelişmeler Neler? Bigumigu&#8217;nun Kurucularından Yalçın Pembecioğlu Yanıtladı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/dijital-dunya-ve-markalari-bekleyen-gelismeler-neler-bigumigu-kurucularindan-yalcin-pembecioglu-yanitladi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Dönüşümde Kurumları Bekleyen Tehdit ve Fırsatlar Neler? Bir Bilen Murat Erdör Yanıtladı.</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/dijital-donusumda-kurumlari-bekleyen-tehdit-ve-firsatlar/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/dijital-donusumda-kurumlari-bekleyen-tehdit-ve-firsatlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Markabeyi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Feb 2019 11:32:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[markabeyi]]></category>
		<category><![CDATA[murat erdör]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10669</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu defa son dönemlerin anahtar terimlerinden “Dijital Dönüşüm&#8221;ü ele almak istedim. Peki nedir bu Dijital Dönüşüm? Hızla gelişen teknolojiler ve evrilen toplumsal ihtiyaçlar, kurumların daha etkin, daha verimli hizmet verebilmesi...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/dijital-donusumda-kurumlari-bekleyen-tehdit-ve-firsatlar/">Dijital Dönüşümde Kurumları Bekleyen Tehdit ve Fırsatlar Neler? Bir Bilen Murat Erdör Yanıtladı.</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><strong><em><span class="s1">Bu defa son dönemlerin anahtar terimlerinden “Dijital Dönüşüm&#8221;ü ele almak istedim. Peki nedir bu Dijital Dönüşüm? Hızla gelişen teknolojiler ve evrilen toplumsal ihtiyaçlar, kurumların daha etkin, daha verimli hizmet verebilmesi ve müşteri memnuniyeti sağlaması hedefiyle insan, prosesler ve teknoloji bileşenlerinde yaşanan değişime Dijital dönüşüm adı veriliyor. Peki &#8220;Türkiye Dijital dönüşümün neresinde? Kurumları bu konuda bekleyen tehdit ve fırsatlar neler? Tüm bunlara ilişkin daha detaylı bilgi almak için konusunda deneyimli bir isme sordum; Finans, hizmet, enerji ve dijital sektörlerde yerli ve yabancı birçok şirkette 20 seneye yakın çalıştıktan sonra “Me Consultancy” adlı firmasını kuran, Bir bilen Murat Erdör yanıtladı.</span></em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p1"><b>Dijital dünyadaki baş döndüren gelişmeler sadece iş dünyası değil, sosyal hayatımızda da birçok ezberi bozdu ve bozmaya da devam ediyor. Dijital dünyaya ilgin ne zaman başladı? Seni bu dünyanın içine sürükleyen dönüm noktası ne oldu?</b></p>
<p class="p3"><span class="s1">Ben yazı yazmayı, kendimi bu şekilde ifade etmeyi çok sevdiğimden satış, pazarlama, müşteri memnuniyeti gibi konularda blog yazmaya başladım. Önceleri biraz kendimi denedim, yazabilecek miyim, gereken disiplini gösterebilecek miyim, daha da önemlisi güncel olarak yazı yazabilecek miyim? Bir süre sonra yazı yazmak hoşuma gidince bunları daha fazla insan okusun diye sosyal medya kanallarından yaymaya başladım, sene kaç derseniz 2007 – 2008 sanırım. O dönemde eğitimler vermeye başladım ve bloglarımın okunmasında çok katkısı olan sosyal medyayı eğitimlerin tanıtımında da kullanmak için bütün mecraları detaylı şekilde öğrenmeye başladım. Eğitimler inanılmaz derecede duyulmaya başlayınca bir sürü farklı eğitim kurumunda eğitimler vermeye başladım ve o an sosyal medyanın gücüne inandım ve bir şekilde dijital dünyaya adım atmış oldum. Bu ilgim ve alakam benim kurumsal olarak dijital dünyaya da adım atmama sebep oldu ve 2012 senesinde Emarsys’de çalışmaya başladım. </span></p>
<p class="p3"><span class="s1"><b>Dijital dönüşüm denildiğinde zihnininde canlanan ilk olgu nedir ? Kurumlar dijital dönüşüme başlarken nasıl bir yol haritası çizmeliler?</b></span></p>
<p class="p7"><span class="s1">Günümüzde fiziksel ile dijital deneyimleri harmanlayarak tüketiciye en doğru yoldan ve ölçümlenebilir şekilde ulaşılmasını sağlayan uygulamalar, birçok alanda hizmet vermeye başlayan makineler ve yazılımlar, diğer bir deyişle yapay zeka, cihazların cisim tanıma özelliği kullanılarak, sanal nesnelerin gerçek görüntülerin üzerine bindirilmesi olarak tanımlayabileceğimiz artırılmış gerçeklik, yapay zeka formlarının hayatlarımıza girmesi şeklinde tanımlayabileceğimiz chatbotslar gibi birçok unsurun oluşturduğu ve hem özel hem de iş hayatımızı doğrudan etkileyen bu evreni dijital dönüşüm olarak tanımlıyoruz. Dijital dönüşüm sadece teknolojik değişimler anlamına gelmiyor, aynı zamanda her alanda yenilikçi olabilmek anlamına geliyor. </span></p>
<p class="p7"><span class="s1">Şirketler, dönüşümün getireceği değişimlere hazır olduklarını düşündükleri anda buna girişmeli ve üst yönetimin %100 desteğini almalıdır. Dijital dönüşüme başlarken öncelikle dijital stratejiler belirlenmeli, buna uygun teknolojik altyapı oluşturulmalı, gereken bölümlerde iş yapış şekilleri sadeleştirilmeli ve güvenlik ile ilgili maksimum düzeyde önlemler alınmalıdır. En baştan başlamak gerekirse, iş hayatında tam bir dijital dönüşüm yaşanabilmesi için şirketlerin bu duruma hazırlıklı olmaları gerekiyor. Dijital dönüşüm yalnızca teknolojik değişimlerin gerekliliğini ifade etmez. Her alanda yenilikçi davranabilme ve düşünebilme yeteneği de ister. Dijital dönüşüme ayak uydurmak isteyen şirketler öncelikle teknolojik altyapılarını oluşturmalı ve belirlenen dijital stratejiler ile kararlılıkla ilerlemeliler. Eşzamanlı teknoloji takibi ile daha fazla verim alabilmek de mümkün. Geleceğin iş hayatına ayak uydurmanın temeli bu aslında. Ek olarak, dijital dönüşüm ile çalışan profili de farklılıklar gösteriyor ve gösterecek. Birçok teknolojik yeniliğin yardımı ile aynı anda birden fazla işe odaklanıp hızlıca sonuç alan kişiler iş dünyasında çoğalacak. Dijital dönüşüm sürecinde başarılı biri olabilmek için teknolojiye adaptasyon sorunu yaşamayan, yenilikleri yakından takip eden ve popüler iş yazılımlarını kullanabilen kişiler kendilerini gösterebilecek.</span></p>
<p class="p7"><span class="s1"><b>Dijital dönüşüm adına her gün yepyeni gelişmeler oluyor. Türkiye bu değişime ne kadar ayak uyduruyor?</b></span></p>
<p class="p7"><span class="s1">Dünya dijital uygulamalara ve platformlara doğru inanılmaz bir hızla evriliyor. Büyük bir değişimden ve yenilenmeden söz ediyoruz. Bu değişim, istesek de istemesek de Türkiye’yi de içine alıyor ve burada faaliyet gösteren şirketler dijital dönüşüm özelinde çeşitli adımlar atmaya başladılar. İş dünyasındaki insan kaynakları olmak üzere birçok departmanda yazılımlar ya da büyük yatırımlar yapılarak satın alınan programlara daha sık rastlıyoruz artık. Yeterli olmasa da, birçok sektördeki şirket insan kaynakları, pazarlama, satış ve yönetim alanında sahip oldukları dijital altyapılarını daha sağlıklı hale getirerek, çalışma süreçlerini buna göre organize etmeye başladılar. “İstenilen noktada mıyız?” sorusu en çok gelen sorulardan biri durumunda. Dijital dönüşüm anlamında kötü durumda olmadığımızı söyleyebiliriz ancak atmamız gereken birçok önemli adım bulunuyor. Geleceğin iş dünyasında ve müşteri paradigmasında yer bulmak adına, bu atılımların hız kazanması ve dijital dönüşümün yönetim süreçlerinin bir parçası haline gelmesi önem ve gereklilik arz ediyor.</span></p>
<p class="p7"><span class="s1"><b>Birçok kurumsal firma dijital dönüşüme ciddi yatırımlar yapıyor peki KOBİ’ler için aynı şey geçerli mi? KOBİ’leri bekleyen fırsat ve tehditler neler?</b></span></p>
<p class="p7"><span class="s1">Dijital dönüşüm sosyal ve kişisel hayatımızı etkilediği gibi iş hayatını da büyük oranda etkileyecek. Bu dönüşümden küçüklü, büyüklü tüm sektörler etkilenecek. Özellikle ülkemizde işletmelerin  yaklaşık yüzde 99.77’sini oluşturan KOBİ’leri etkisi altına alacak olan bu değişim, KOBİ’lerin tercihi değil zorunluluğu olacak. Gelişen dünyada bu değişime herkes ayak uyduracak ve bu değişimin gerisinde kalmak şirketler için olumsuz sonuçlar doğurmakta gecikmeyecek. Bu bağlamda KOBİ’ler de, geleceğin getirdiği yenilikleri takip ederek, dijital dönüşüme uygun stratejiler belirleyerek ve dijital altyapılar daha sağlıklı hale getirerek büyüyebilecek. </span></p>
<p class="p7"><span class="s1">Ayrıca tüketici paradigmasının değişimine de değinmemiz gerekiyor. Artık teknolojiye adaptasyon sorunu yaşamayan, yenilikleri yakından takip eden, markaya odaklanıp hızlıca sonuç bekleyen kişiler çoğalıyor. Bu noktada müşteri memnuniyeti de yeni bir boyut kazandı diyebiliriz. Bu kavramları artık birbirinden ayıramıyoruz. Artık müşteri memnuniyetini sağlamak eskisinden daha zor ve dijital dönüşüme uyumlu adımlar atılmadığı ve süreçler müşteri memnuniyetine odaklı iyileştirilmediği sürece KOBİ’lerin de işi giderek zorlaşacak.</span></p>
<p class="p7"><span class="s1"><b>Murat Erdör kişisel markasına dijitalde nasıl yatırımlar yapıyor? Beklentisi nedir?</b></span></p>
<p class="p12"><span class="s1">Dijital ortamda gereksiz gerginlik yaratacak içeriklerinden ve negatif paylaşımlardan kaçınıyorum. Bence yaptığım en büyük yatırım bu olsa gerek, herkese de tavsiye ederim. İşin diğer kısmına gelirsek, ben içerik pazarlaması, online eğitim, online etkinlik ve düzenli içerik paylaşımı konusuna yatırım yapıyorum. Hem kendi web sayfam olan muraterdor.com sitesinden hem de girişimcilik, kariyer, pazarlama, perakende gibi konuları işleyen 7-8 farklı siteden yazı ve haberler paylaşıyorum. <a href="http://faydalisohbetler.com/" rel="nofollow noopener" target="_blank"><span class="s4">Faydalı Sohbetler</span></a> adında etkinlik sayfam <a href="https://www.faydaliegitimler.com/" rel="nofollow noopener" target="_blank"><span class="s4">Faydalı Eğitimler</span></a> adında da online eğitim sayfalarım var. Bu sene bunları geliştirmek, Ready for change adındaki abonelik modeli projeme başlamak, Podcast ve <a href="https://youtube.com/muraterdor" rel="nofollow noopener" target="_blank"><span class="s4">Youtube</span></a> ile alakalı çalışmalarıma hız vermek istiyorum.<span class="Apple-converted-space">  </span>Kişisel pazarlama, kariyer planlama ve dijitalin olduğu üçlü ile alakalı birçok projeyi hayata sokmak ve başarılı sonuçlar elde etmek istiyorum. Umarım bu verdiğimemeklerin karşılığını da almaya başlayacağım.</span></p>
<p class="p12"><span class="s1"><b>Dijital pazarlama alanında ülkemizin gelişime açık yönleri neler? Biz Türkiye’de bu alanda neleri Dünya’daki örneklerden daha iyi yapıyoruz?</b></span></p>
<p class="p13"><span class="s1">Dijital pazarlama alanında birçok sektörde olduğu üzere yolun başında olduğumuzu söyleyebiliriz. Dijital pazarlama dünyası ve çalışmalar yalnızca bir merkezden, İstanbul’dan yönetiliyor, ülke geneline yayılmış bir dijital pazarlama bilinci maalesef henüz yok. Ayrıca dijital pazarlama, offline pazarlamaya rakip algısı yaratıldı. Maalesef her iki olgu da birbirini tamamlayan olgular. Günümüzde birini diğerinden ayırt etmek tamamen gereksiz bir enerji ve bütçe israfı. Doğru olan, dijital pazarlamayı iletişimin argümanları arasında görerek, bu önemli gücü gerekli anda, doğru hedef kitleye ve doğru araçlarla sunmak. </span></p>
<p class="p13"><span class="s1">Biz Türkiye’de bu alanda neleri Dünya’daki örneklerden daha iyi yapıyoruz sorunuza gelince bence gelişmeye açık bir toplumuz, her yeniliğe hızlıca adapte olup diğer ülkelerden çok daha hızlı anlayıp yorumlayabiliyoruz. Sosyal medya kullanımında çoğu ülkeye göre iyiyiz, belki kullanım amaçları farklı ama gene de dijital ile alakalı konularda etkileşimimiz fazla diye düşünüyorum. Genç nüfusun fazla olması, bu konulara eğilimin artması gibi şeylere daha fazla öğrenme isteğini de katabilirsek bu konuda çok daha iyi olacağımızı düşünüyorum. </span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/dijital-donusumda-kurumlari-bekleyen-tehdit-ve-firsatlar/">Dijital Dönüşümde Kurumları Bekleyen Tehdit ve Fırsatlar Neler? Bir Bilen Murat Erdör Yanıtladı.</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/dijital-donusumda-kurumlari-bekleyen-tehdit-ve-firsatlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Gonca Yıldırım&#8217;a  Diji-PR&#8217;ı Sorduk!</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/dr-gonca-yildirima-diji-pri-sorduk/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/dr-gonca-yildirima-diji-pri-sorduk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Markabeyi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Oct 2018 08:15:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[diji-pr]]></category>
		<category><![CDATA[dijital pr]]></category>
		<category><![CDATA[gonca yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10511</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Gonca Yıldırım’a sorduk; Bir bilen Dr. Gonca Yıldırım yanıtladı. 1. Halkla ilişkileri 3 temel olgu ile özetler...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/dr-gonca-yildirima-diji-pri-sorduk/">Dr. Gonca Yıldırım&#8217;a  Diji-PR&#8217;ı Sorduk!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><em>İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Gonca Yıldırım’a sorduk; Bir bilen Dr. Gonca Yıldırım yanıtladı.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1. Halkla ilişkileri 3 temel olgu ile özetler misiniz? Sizce halkla ilişkiler neden var </strong><strong>oldu?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Halkla ilişkileri, kurumlar ve hedef kitleleri arasında güven, itibar, saygınlık ve farkındalığa dayalı bir ilişki kurulabilmesi ve bu yönde hedef kitlelerin ikna etmesi amacıyla oluşturulan bir iletişim süreci ve yönetim politikasıdır şeklinde tanımlayabiliriz. Bu tanım içindeki en önemli üç temel olguyu sorarsanız itibar, ikna ve iletişim sürecidir diyebilirim. Çünkü halkla ilişkiler hizmeti verilen kişi veya kurumlar, rakipleri karşısında daha kaliteli, farklı, tercih edilebilir olduklarını gösterebilmek için onlarda güven oluşturmak zorundadır. Güven, itibar ve saygınlığa giden uzun yolun başlangıcıdır. Kurumlar ürettikleri ürün ve hizmetlerine ve tabi kendilerine güven duyulabilmesi için hedef kitlelerini çeşitli iletişim yöntemlerini kullanarak ikna etmek zorundadırlar. Bugünün yoğun mesaj dünyasında ise bu hiç kolay değildir. Halkla ilişkiler özellikle kitlelerin kalplerini ve zihinlerini etkilemede daha etkili işler çıkardığı için her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır. Öte yandan işletmenin alt katmanları ve bağlı olduğu ekonomik, siyasi, ticari vb üst katmanlar içinde ve arasında bir iletişim olmalı ki sistem devamlılığı sağlanabilsin. İletişim olmadan sistemlerin devamlılığı ve gelişimi mümkün değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyadaki halkla ilişkilerin çıkış noktasına baktığımızda da kitlelerin dikkatini çekmek, basında yer almak, kamuya bilgi aktarmak, kitleleri tanımak gibi işlevlerle kendini gösterdiğine şahit olmaktayız. Ayrıca kurumlar halkın rızasını kazanma ihtiyacını hissettiği andan itibaren halkla ilişkiler karşımıza çıkmaktadır. Ekonominin, toplumsal değişimin bir sonucu olarak ortaya çıkan halkla ilişkiler, muhatap olunan gruplara, kamuya dokunan, onları anlayan ve etkileşime geçen bir alan olduğu için her geçen gün artan fonksiyonlarıyla daha fazla iş dünyasına ve topluma nüfuz etmektedir. Özellikle reklam ve satışın doğrudan “satın al” mesajlarına karşılık oluşturduğu duygusal bağ günümüz tüketicisine daha çok seslenmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2. Sosyal medyanın hayatımıza girmesi ile birlikte, markalar ve kurumlar açık kriz riskleri ile karşı karşıya kalıyorlar. Sizce halkla ilişkiler disiplini gelecekte nasıl bir evrim geçirecek?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hem genişleyen fonksiyonlarıyla hem de multidisipliner yapısıyla halkla ilişkiler,  etkilemek istediği hedef kitle ve sosyal paydaşları karşında değişik sektörlerde birbirinden farklı faaliyetler yürütmektedir. Genelde halkla ilişkilerin kendisini bir ağacın gövdesine, uygulama alanlarını (siyasal iletişim, marka iletişimi, kriz iletişimi, kurumsal iletişim vb) ağacın dallarına, beslendiği disiplinleri (psikoloji, sosyoloji, işletme, pazarlama, ekonomi vb) ise ağacın köklerine benzetirim. Sosyal medya veya değişen geleneksel medya karşısında halkla ilişkilerin temel mantığı elbette yine aynı kalacak ancak yol ve yöntemler değişecektir. Halkla ilişkiler sonuç itibariyle bir gövde, ancak girdiği dallardaki görev ve sorumlulukları, strateji ve taktikleri değişecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle iletişim teknolojileri birçok alanda olduğu gibi halkla ilişkileri de yakından etkilemektedir. Hızlı düşünen, hızlı hareket eden, istekleri ve beklentileri sürekli artan, kendinden emin, her şeyi eleştirmeye hazır, kolay beğenmeyen yeni tüketici/müşteri eğilimleri karşında halkla ilişkiler ve diğer iletişim yöntemleri de hızlı, yaratıcı, beklentilerin ötesinde, ayrıcalıklı olmak zorundadır. Bugün bilginin üretimi, dağıtımı ve paylaşımı hemen herkes tarafından kolayca yapılabilmektedir. Artık “Procumer” konumundaki birey, interaktif, katılımcı olmayı seviyor. Dolayısıyla halkla ilişkiler de herkesin günlük hayatının bir parçası ve diyalogsal olmak zorundadır. Diyalogsal halkla  ilişkiler, bireylerin öz değerlerini önemser, onları dinler, empati gösterir ve onlarla uzun soluklu etkileşim içinde olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Halkla ilişkiler bir yönetim fonksiyonu olarak stratejik ve vizyoner düşünmek durumunda olduğu için algılama alanını geniş tutmak zorundadır. Başarılı halkla ilişkiler yapanlar; geniş yelpazeden düşünüp, 360 derece hareket etmenin bugünün ve yarının temel eğilimi olduğunu bilenler olacaktır. Bu süreci doğru yönetecek halkla  ilişkilerin yıllar içinde çok daha önemli hale geleceğine inanıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3.Halkla ilişkiler disiplini klasik mecraların dışında, dijital mecralara özellikle de son günlerde hızlıca yayılan “Diji-PR” tanımı ile tanışıyor. Sizce Diji-PR mümkün mü?  </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hemen hemen her sektör gibi halkla ilişkiler de dijital dünyanın bir parçası olmak zorunda. İletişimin bir parçası olarak dijital iletişimin dışında kalması mümkün değildir. Bugün sadece geleneksel medya veya geleneksel yöntemlerle iletişim ortamları kurmak imkansız bir şey. Hızlı bir dijital dönüşümün yaşandığı günümüzde 7&#215;24, 365 gün iletişimde olmazsanız hızla kaybedersiniz. Dijital dönüşüme adapte olan ajans ve kurumlar ise kazanmaya ve büyümeye devam edecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün sosyal medyada ya da diğer dijital ortamlarda varsanız “var olmuş” kabul ediliyorsunuz. Bir kişi ya da kurumla ilgili bilgi almak için hemen internet sitesine veya sosyal medya hesaplarına bakıyoruz. Dolayısıyla kurum/marka sadakati oluşturmak, itibar inşa etmek ve yönetmek gibi kaygılar içinde olan halkla ilişkiler de Diji-PR kapsamında bu dijital dünyayı yaratacağı içeriklerle, doğru ve etkileyici bağlamlarla kurguladığı sürece başarılı olacaktır. Diji-PR kaçınılmaz bir eğilimdir günümüzde. Üstelik de geleneksel medya araçlarından daha geniş içerik olanağı sunan, daha az bütçelerle daha fazla kitle ile etkileşim/geribildirim ortamı sağlayan, ölçülebilirliği mümkün olan dijital ortamda halkla ilişkiler yapmak büyük bir nimet.</p>
<p style="text-align: justify;">Simetrik iletişim ve kamu yararına çalışma anlamında geniş imkanlar sunan dijital dünyada halkla ilişkiler, sosyal medyada aktif ve düzenli iletişimde bulunarak, hedef kitleleri ile birebir ilişki kurma imkanına sahip. Bu da kurum imajı ve sürdürülebilirliği açısında önemli bir avantajdır.  Nüfusunun yarısının çok genç insanlardan oluştuğu ülkemizde, internet ve akıllı telefon kullanımının yaygınlaşması ile dijital dünyada daha fazla varlık göstermek gerekmektedir. Günümüzde kişiler markalardan dikey olarak gelen mesajlar yerine yatay etkileşimden yani birbirlerinin görüşlerinden daha fazla etkilenmektedirler. Bir ürün-hizmet satın almadan önce dijital ortamdaki yorumları okuyan, puanlamaları dikkate alan, kişisel blogları takip eden kullanıcıya ulaşmak için Dijital PR, sosyal medya hesaplarını, arama motoru optimizasyonunu iyi yönetmek ve doğru bilgilerle beslemek zorundadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca çok kaygan ve hareketli bir zemin olarak sosyal medya, dezenformasyona fazlasıyla açıktır. Bu da kurumlar için her an kriz riski demektir. Dijital ortamda yaratılan bir kriz de yine burada çözülebileceği için mutlaka dijital ortamda varlık göstermek ve bu varlığı mümkün olduğu kadar özenli şekilde yönetmek gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4. Halkla ilişkiler disiplinini öğreten taraf olarak, kendi PR’ınızı nasıl yapıyorsunuz?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Akademik dünyada 14 yıldır eğitim veriyorum. Daha öncesinde 10 yıl boyunca çeşitli gazete ve dergilerde muhabirlik, halkla ilişkiler ve reklam ajanslarında müşteri temsilcisi ve kurumsal tarafta da halkla ilişkiler yöneticisi olarak yer aldım. Eğitmenlik öncesi, uygulamadan gelmek büyük bir zenginlik benim için. Öncelikli olarak kendi eğitim kalitemden asla ödün vermemeye ve kendimi sürekli geliştirmeye çalışıyorum. Hala ilk günkü disiplinle, uygulamanın içinden de geldiğim için yaşayarak ders anlatırım ve bunu öğrencilerim mutlaka hissederler. Bugüne kadar hem öğrencilerim hem de yöneticilerim tarafından hep olumlu geri dönüşler aldığıma göre iyi bir şeyler yaptığımı düşünüyorum. Ayrıca bir akademisyen olarak yaptığım yayınların okunması, takip edilmesi ve bunlardan güzel geribildirimler almak önemli. Sosyal medyayı aktif olarak kullanıyorum, buradaki takipçilerimin etkileşimleri de benim için önemli.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5. Ekonomik kriz dönemlerinde PR’ın önemi nedir?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sadece ekonomik kriz değil tüm kriz dönemleri belirsizlik, kaos, tedirginlik ve endişe doludur. Bu dönemlerde özellikle yaşanan panik halleri, yanlış ve geri dönülmesi zor kararlar aldırır işletmelere. Ekonomik kriz ve diğer kriz durumlarında akılcı, güçlü, hızlı çözüm üreten, stratejik davranan liderlerin yanı sıra doğru kriz iletişim yapan halkla ilişkiler de bir o kadar önemlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ulusal ve uluslararası yaşanan ekonomik krizleri önlemek ya da ortadan kaldırmak mümkün olmadığı için bu krizlerden mümkün olduğunca en az zararla çıkmak, krizin etkilerini fırsata dönüştürmek, kriz esnasında ve sonrasında doğru hamlelerle doğru bilgilendirme yapmak halkla ilişkiler ile mümkün olabilir. Dünya ülkelerinin ekonomik, siyasi, teknolojik olarak birbirine daha bağımlı yaşadığı günümüz dünyası ani krizlere fazlasıyla gebe. Bu durumda kurumların proaktif davranmaları, kriz senaryolarını iyi okumaları ve risk yönetimini doğru konumlandırmaları gerekmektedir. Ancak krizden kaçışın olmadığı durumlarda, kuruma karşı güvenin yeniden kurulması, zedelenen imajın iyileştirilmesinde halkla ilişkilere fazlasıyla iş düşmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca son dönemde yapılan ekonomik krizle mücadele çalışmalarında en fazla tartışılan konuların başında da kurumsal etiğin geldiğini düşünüyorum. Kurumların etik davranışlar sergilemesi ve toplumsal sorumluluk duyması konusunda kamu yararı gözetilerek yapılması gereken halkla ilişkilere önemli görevler düşmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Belli başlı olağanüstü dönemlerde ve tabi ki kriz dönemlerinde sosyal medya çok daha fazla aktif hale gelmektedir. Çok kısa bir zamanda doğruluğu-yanlışlığı test edilmeden aktarılan, paylaşılan, yorum alan bilgilerin kontrolü ne yazık ki kolay değildir. Günümüzde sosyal medyada dolaşan bilgilerin yönetilmesinde aktif ve akılcı davranacak halkla ilişkiler uygulayıcılarının önemi daha fazla öne çıkmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/dr-gonca-yildirima-diji-pri-sorduk/">Dr. Gonca Yıldırım&#8217;a  Diji-PR&#8217;ı Sorduk!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/dr-gonca-yildirima-diji-pri-sorduk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Shrinkflation Nedir?  Prof. Dr. Yavuz Odabaşı Yanıtladı!</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/shrinkflation-nedir-prof-dr-yavuz-odabasi-yanitladi/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/shrinkflation-nedir-prof-dr-yavuz-odabasi-yanitladi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Markabeyi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Oct 2018 15:36:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Private Label]]></category>
		<category><![CDATA[Shrinkflation]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz odabaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10369</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite yıllarında iktisadi idari bilimler alanında ve özellikle de işletme, pazarlama alanında eğitim alan hemen hemen herkesin yakından bildiği turuncu kapaklı “Tüketici Davranışı” kitabı başta olmak üzere Müşteri ilişkileri yönetimi,...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/shrinkflation-nedir-prof-dr-yavuz-odabasi-yanitladi/">Shrinkflation Nedir?  Prof. Dr. Yavuz Odabaşı Yanıtladı!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><em><strong>Üniversite yıllarında iktisadi idari bilimler alanında ve özellikle de işletme, pazarlama alanında eğitim alan hemen hemen herkesin yakından bildiği turuncu kapaklı “Tüketici Davranışı” kitabı başta olmak üzere Müşteri ilişkileri yönetimi, pazarlama iletişimi yönetimi, post modern pazarlama, kalıcı başarı için müşteri hizmetleri kitaplarının yazarı değerli akademisyen Prof. Dr. Yavuz Odabaşı’na sorduk, Yavuz Odabaşı yanıtladı;</strong></em></p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>1. Son dönemlerde Dünya’da ve özellikle ülkemizde karşımıza çıkan ekonomik daralma Sizce pazarlama ve pazarlama iletişimi açısından ne tür sonuçlar yaratacaktır?</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Dünya ölçeğinde siyasal, teknolojik ve diğer faktörlerin etkisinde kalarak değişen ekonomik durum iş dünyası, tüketici ve hükümet ilişkilerine etkisini göstermektedir. Her ülkede görülen bir ekonomik daralmanın yaşandığı ve önümüzdeki yılda daha da net biçimde kendini göstereceği ekim ayı Economist dergisinin kapağında yer alabilecek kadar önemli. Ancak, ülkeler farklı etkilenmelerle karşı karşıya. Örneğin; Avrupa düşük enflasyon ve durgunluk dönemi yaşarken, ABD ekonomisi toparlanma eğilimi gösteriyor. Gelişmekte olan ülkeler kolay likidite olanağını kaybederken sıkıntılı günler geçirmektedir. Güney Amerika ülkeleri “yüksek enflasyon-durgunluk-kıtlık” yanında siyasal huzursuzluk, talan gibi suçların artış göstermesiyle bir kriz sarmalına girmiş görünüyor. Bizim 1970’lerdeki durumumuza benzer bir sıkıntıyı yaşıyor. Ülkemizdeki durum ise, bir tarafta kur kaynaklı maliyet enflasyonu ile birlikte yükselen bir enflasyon, diğer tarafta düşük büyüme oranlarına geçişi açıklayan ve “stagflasyon” olarak adlandırılan bir ekonomik durumu ortaya çıkartmaktadır.1970’lerde yaşadığımızdan biraz farklı biçimdedir bu durum. O dönemde bunlara ek olarak stagflasyonun bir türünde oluşan bir de ürünlerin bulunamazlığını ifade eden “kıtlık” söz konu idi. 2001 ve 2009 global finans krizlerinden de farklı ve bu nedenle benzer biçimde ele alınıp, benzer önermelerde bulunmak zorlaşmaktadır. En azından daha aktif ve hakkını arayan tüketici vardır ve bu durum hükümetin, iş dünyasının da önlemleri sıkılaştırmaya yöneltmektedir. Enflasyon gibi ekonomik belirsizlikler, kurlardaki, fiyatlardaki oynaklıklar alacaklar ve borçlar üzerinde özellikle nakit akışlarında düşünmeyi ve artan maliyete karşı kontrolü daha fazla yapmayı gerektiriyor. Gereksizce harcamalar hızla kısılıyor. Aşırı aydınlatma, ısıtma, yararsız ürünlere, açık bahçeleri ısıtmaya çalışmak, ulaşımda lükse kaçma gibi gereksiz harcamalar kısılıyor ya da son vermeye çalışılıyor. Eğitim, reklam-tanıtım, ulaşım giderleri kısılır ilk olarak fazla faydası olmasa bile. Ürünlerde kar getirmeyen, zayıf yük olmaya başlayan ürünlerden kurtulma bir tür detoks yapan zamanı olarak görülebilir şimdilerde. Fonksiyonları çok olup ancak birkaçının kullanıldığı ürünler daha az fakat etkin kullanılan fonksiyonlara dönüşebilir. Başka ülkelerde üretmeyi aramak, şeffaf ambalajlar kullanarak içeriğinin görünmesinin sağlamak, küçük ambalaj ve ekonomik fiyatlar uygulanabilecek düzenlemelerdendir. Stagflasyon en genel anlamı ile bir enflasyon ortamına durgun bir ekonominin eşlik etmesini açıklar. Zıt yönlerde politikalar ve uygulamalar içeren bu iki durumda durgunluğu azaltmak için talep artışı yönünde hareket gereken, enflasyon için dengeli biçimde talep azaltıcı eylemlerde bulunmak gerekiyor. Bu konuda, “şirketler-hükümetler-tüketiciler” üçgenini her birinin sorumlulukları ve etkinlikleri önem kazanır. Örneğin, iş dünyası son uygulamaları ile önlemlere katılmaya başladı %10 indirim, yerli ve milli üretim ve Enflasyonla Topyekün Mücadele kampanyaları ile. Hükümet ve politika belirleyici kurumların aldıkları önlemler ve kararlar kendini hissettiriyor. Asıl önemli olan tüketicilerin ve özellikle sabit ve dar gelirli tüketicilerin fiyat duyarlı oldukları ürünlerin pazarlamasındaki durumdur. Bu kesimin korunması sadece resmi gözetim mekanizmaları ve kararları gerçekleşemez. Bizzat tüketicilerin kendilerinin de daha dikkatli ve değerlendirici bir role geçmeleri önerilir. Bunu da görüyoruz zaten. İndirimli mağazalara olan büyük ilgi ve sosyal medya kullanımına doğru eğilimin artması bunun göstergesi ayrıca. İki ayda Alo175 ‘e 30 bin civarında şikayet gelmesi örneğinde olduğu gibi. Hiç şüphesiz, tüketicilerin yaşam biçimlerinde savurganlık yerine daha sade olabilme gönüllü olarak öne çıkmak zorundadır.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>2. Markaların özellikle ekonomik daralma dönemlerinde uyguladıkları yaklaşım olan “Shrinkflation” nedir?</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">İngilizce küçültmek ve enflasyon kelimelerinin birleşiminden oluşan ve yeni bir kelime olan shrinkflation, anlam olarak ürünün gramajının/kalitesini düşürerek fiyatı sabit tutup, fiyat artışı yapılmamış gibi gösterilmesidir. Bir başka biçimde bir ürünün ağırlığının azaltılıp satış fiyatının artırmayı aynı anda tanımlayan bir kavram ve sözcük. 1916 yılında ABD’de fırıncıların uygulamaları ilk örnek olarak gösterilir. İngiltere’de 2012 yılından bu yana 3000 ürün civarında gramajı azaltıp fiyatı aynı tutuldu ya da artırıldı. Brexit kararından sonra süpermarketler ve büyük markalar bu uygulamayı çoğalttılar ve shrinkflation pazarlama literatürüne daha güçlü biçimde oturdu. Temel gıda maddelerinde, ıslak mendillerde, sabunlarda, bebek mamalarında, çikolata barlarında, karton kutulardaki içecekler, tuvalet kağıdı, bisküvi, kutulu dondurmalarda gramajlar azaltıldı. Benzer biçimde, alkolsüz içeceklerde ve gıda ürünlerindeki fiyat duyarlıklarda, içerik ve fiyatta “ fark edilemez etki” düzeyinde değişikliler yaratılabilir. Döviz kurlarındaki dalgalanma, oynaklık, ithalata bağlı olmanın getirdiği hammadde fiyatlarındaki artışlar sonucu üretimdeki hızla artan maliyet artışı ve enflasyon tüketicilerin temel gıda ürünlerine zam olarak yansıdı. Geliri artırırken maliyetlerimizi azaltalım düşüncesindeki şirketler farklı yollara başvuruyorlar. Ekonominin daraldığı ortamda rekabette kalabilmek ve tüketici pahalı olan ürünü alamayacağı için, ya fiyat artar ya da daha küçük ambalajlarda dönülür ya da içerik değiştirilerek bazen kaliteden de ödün verilir. Uygulamada, büyüklük ya da kalitede azalma yapılırken fiyatlar aynı düzeyde tutulur ya da artırılarak gerçekleştirilir.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Ürün ambalajını, ağırlığını aynı tutarken, fiyatını yukarı çekmek</li>
<li>Ürün ambalajını küçültüp, ağırlığını azaltırken fiyatı ne artırmak ne de azaltmak. 3.Ürün ambalajını küçültüp, ağırlığını azaltırken fiyatı yukarı çekerek yükseltmek. İç pazarda satış kaybı olarak bilinen talep yavaşlaması, daralması hem miktar ve sıklık hem de seyrekleşerek kendini gösterirken, girdilerde maliyet artışı da yaşayarak çok etkilenen, az etkilenen ve hiç etkilenmeyen sektörler ve ürünler de vardır. Örneğin; rekabetçi, vazgeçilemeyecek olan ürünlerde kaliteyi azaltabilmek, daha az malzeme kullanabilmek ve ilaç gibi zorunlu ürünlerde ise maliyet artışlarını doğrudan tüketiciye yansıtma eğilimi söz konusu olabilmektedir.</li>
</ul>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>3. Shrinkflation’un size göre olumlu ve olumsuz etkileri nelerdir?</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Tüketici artık parasını akıllıca harcamak istiyor. “Ödediğinin karşılığını alma” düşüncesi ve fiyat duyarlı hale gelmesi söz konusu artık tüketicinin. Alışverişi rasyonellite etmek için önce duygusal hareket edip alıp, sonra onu rasyonalize etmeye çalışma etkinliğini kaybediyor ve tam tersi çalışmaya başlıyor tüketiciler için. İndirimlerin cazibesi tüketicileri heyecanlandırıp harekete geçirecek gibi görünüyor. Kısa dönemde indirimler iş yapabilir büyük bir olasılıkla. Bilgi ambalajda bulunur ancak, alışkanlıkla çoğu zaman bakmayız, okumaz ve dikkatlice incelemeyiz bile anlaşılması oldukça zor olan ambalajları. Alıştığımız biçimde alışveriş yapar ve satın alırız ürünleri. Değerlendirmede süpermarketteki fiyat en önemli unsurdur ve ona en düşük olanı bulmak için dikkatlice bakarız. Güven bu konuda çok önemlidir. Etiketleri dikkatlice okuma ve ürün fiyatlarını karşılaştırma alışkanlığı kazanmak gerekiyor. Kısaca, savurganlıklardan vazgeçmeliyiz. İş hayatında egemen olmaya başlayan “daha aza, daha fazla” ödeme mottosu, burada gizliden zam yapan satıcı lehine çalıştırılıyor, tüketici lehine değil. Aldatmacanın, fırsatçılığın diğer adıdır diyenler, gizli bir kar arayışıdır, keyfi zam yapmaktır suçlaması yapanlar çoktur. “Tüketicinin cebindeki parayı çekmektir”, “tüketicinin cebinden çıkacak paraya göz koymaktır ” türünde yoğun eleştiriler çoktur. Bu durum, başka firmalara fırsatlar yaratıyor ve tüketiciye yakın duranlar, onlara avantajlar yaratanlar kazanıyor. Kandırmaca, aldatmaca olmadığını iddia edenler de olur. Örneğin, ekmeğin gramajını azaltmak, tabakların ,porsiyonların küçültülmesinin fazla çöpe gidebilecek olanların israfının önlemek için faydalı bir yöntem olarak sunulabilmekte. Sağlığa zararlı olan şeker, yağ gibi içerikleri azaltarak obezite ile mücadeleye katkıda bulunmak savı da örnek olarak verilebilir. Özellikle; hantal, kontrolsüz ve döviz borçlarıyla baş döndüren bir hızla büyüyen firmalar, fiyatlamayı ve harcamaları daha dikkatli yapmaya, tasarruf ve verimlilik tedbirlerini artırmaya başlayarak maliyetleri düşürüp, fiyatları artırma yoluna gidiyorlar kendilerini kurtarmak için. Öte yandan, telaş ve korku içinde işten çıkarmalar yerine temkinli, verimli ve kontrollü davranmak, sakin ve olumlu ruh hali, moralin yüksek tutulması çok önemli. Birçok şirket çalışanlara ara zamlar yaparak bu durumu gerçekleştirmeye çalışıyor. Karamsarlık, kötümser ruh hali, moralsizlik yaratacak pazarlama uygulamalarından uzak durarak tüketicileri sakinleştirici ve beklentilerine karşılık verebilenler, temkinli davranabileneler kazanacak.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>4. Private Label uygulamalarına bakış açınız nedir? Eğer Private Label üreten marka tanınmış bir marka ise bunun mevcut marka imajına etkisi sizce ne yönde olur?</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Market Markası, Markasız Ürün, Özel Marka olarak bilene uygulama, marketin adını aynen kullanan olabildiği gibi, tamamen başka bir adla özel olarak o marketlerde satılanlar biçiminde de olabiliyor. Fiyat farkları özellikle cazibe yaratabilmekte ve alternatif marka arandığında kendi market markasını öne sürebilmektedir marketler. Satış garantisi, yüksek stok düzeyine ulaşabilme ve hammadde tedarikinde bunlara dayalı olarak elde edilen avantajlar ek olarak özellikle satış elemanın ve satış giderlerinin, ambalaj, reklam-tanıtma, Halkla İlişkiler giderlerinin olmaması, market raflarında yer alabilmek için raf ücretinin verilmemiş olması bir avantaj olarak ortaya çıkmakta ve bu avantajların bir kısmı tüketicilerle paylaşılmaktadır. Dikey Bütünleşme türü hem üretici hem de satıcı olmak durumu yaratıyor. Örneğin, BİM hem kendi markasıyla hem de farklı marka isimleri ile kendi ürünlerini öne çıkartırken, Migros kendi adını taşıyan daha ekonomik ürünleri hem sayısal olarak çoğalttı, hem de gözle görülebilen yerlerde sergilemeye başladı. Ekonomideki zor durum koşulları hızlı satış olan ürünleri öne sürmeye zorluyor. Maliyetler artmadan ürün fiyatlarını artırmamak ilkesinde olan BİM, kendi makarnasını tanıtmak ve müşterisinin yanında olduğunu net göstermek için mağazaya gelen herkese ücretsiz dağıttı. Metro’dan küçük işletmelere destek için 9 ekim gününü &#8220;Kendi İşin Günü&#8221; kampanyası ile birlikte nelerin yapılabileceğini belirlemek için çalışılıyor. Kısaca, markaya dayalı güvenin getirdiği avantajlar, ürünleri erişebilir ve alınabilir kılmak için etkin biçimde kullanılıyor.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>5. Sosyal Medya ile aranız nasıl, kendi kişisel markanız için özellikle sosyal medya’da ne tür çalışmalar yapmaktasınız?</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Ben, “dijital göçmen” olarak az da olsa kullanmaya ve yararlanmaya çalışıyorum. Özellikle tweeter en çok kullandığımdır. Bloğum çökme sonucu şimdilik çok aktif halde değil. Linkedin ise, az da olsa kullanmaya çalışıyorum. Bunlar bana yetiyor şimdilik.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/shrinkflation-nedir-prof-dr-yavuz-odabasi-yanitladi/">Shrinkflation Nedir?  Prof. Dr. Yavuz Odabaşı Yanıtladı!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/shrinkflation-nedir-prof-dr-yavuz-odabasi-yanitladi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Markabeyi Soruyor – Ünlü Sunucu, Oyuncu ve TV programcısı Cenk Doğar Yanıtlıyor!</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/markabeyi-soruyor-unlu-sunucu-oyuncu-ve-tv-programcisi-cenk-dogar-yanitliyor/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/markabeyi-soruyor-unlu-sunucu-oyuncu-ve-tv-programcisi-cenk-dogar-yanitliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Markabeyi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Apr 2018 08:08:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[cenk doğar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=9920</guid>

					<description><![CDATA[<p>Garanti Bankası, Arbella Makarna, Azercell, Turkcell, Akbank, Aras Kargo, Samsung, Mercedes Benz gibi markaların reklamlarıyla tanıdığımız oyuncu, sunucu ve TV programcısı Cenk Doğar’a sorduk; 1. Marka iletişim dünyasının içerisinde yer...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/markabeyi-soruyor-unlu-sunucu-oyuncu-ve-tv-programcisi-cenk-dogar-yanitliyor/">Markabeyi Soruyor – Ünlü Sunucu, Oyuncu ve TV programcısı Cenk Doğar Yanıtlıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><em><strong>Garanti Bankası, Arbella Makarna, Azercell, Turkcell, Akbank, Aras Kargo, Samsung, Mercedes Benz gibi markaların reklamlarıyla tanıdığımız oyuncu, sunucu ve TV programcısı Cenk Doğar’a sorduk;</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2018/04/cenk-dogar-roportaj.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-9928" src="https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2018/04/cenk-dogar-roportaj.jpg" alt="Markabeyi Soruyor – Ünlü Sunucu, Oyuncu ve TV programcısı Cenk Doğar Yanıtlıyor!" width="851" height="567" title="Markabeyi Soruyor – Ünlü Sunucu, Oyuncu ve TV programcısı Cenk Doğar Yanıtlıyor! 5" srcset="https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2018/04/cenk-dogar-roportaj.jpg 699w, https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2018/04/cenk-dogar-roportaj-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 851px) 100vw, 851px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1. Marka iletişim dünyasının içerisinde yer almaya nasıl başladınız?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">2007‘nin sonunda hem Conrad otelinde aşçılık yapıyor hem de Yeditepe Üniversitesi Dans Kulübü’nde (Yüdansk) dans ediyordum. Bir gün bizim Salsa ekibine evimde büyük bir pijama partisi verdim. Partinin adını &#8220;Salsajama&#8221; koyduk. O kadar eğlenceli bir parti oldu ki takip eden altı yıl boyunca Salsajama’yı farklı konseptlerle yaptım. İlk partide hem tüm yemekleri (haliyle :)) ben yaptım hem de bizim ekibi tiye alan 1-2 skeç, komik şarkı vs. yazıp oynadım, söyledim. Dedim ya çok eğlenmiştik. Tek amacı da buydu. Ancak bilmediğim şey arkadaşlarımızdan birinin babasının Arbella Makarna’nın  genel müdürü olduğu ve  o sıralar kamera karşısında firmalarını temsil edebilecek, yemek yapmaktan anlayan genç birini aradıklarıydı. Sonrasında arkadaşım babasına benden bahsetmiş, görüşmek istediler. Sonuçta Arbella Makarna&#8217;nın üç yıl boyunca yüzü oldum. Reklamlarında, tarif videolarında oynadım. Hatta bir dönem kurumsal iletişiminde bile görev aldım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2. Markaların iletişim çalışmalarında <em>“sizinle ilerliyoruz” </em>denildiğinde hangi süreçleri yaşıyorsunuz? Nelere dikkat ediyorsunuz?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2018/04/cenk-dogar-roportaj-pazarlamailetisimicom.jpg"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-9932" src="https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2018/04/cenk-dogar-roportaj-pazarlamailetisimicom.jpg" alt="Markabeyi Soruyor – Ünlü Sunucu, Oyuncu ve TV programcısı Cenk Doğar Yanıtlıyor!" width="213" height="379" title="Markabeyi Soruyor – Ünlü Sunucu, Oyuncu ve TV programcısı Cenk Doğar Yanıtlıyor! 6" srcset="https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2018/04/cenk-dogar-roportaj-pazarlamailetisimicom.jpg 510w, https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2018/04/cenk-dogar-roportaj-pazarlamailetisimicom-169x300.jpg 169w, https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2018/04/cenk-dogar-roportaj-pazarlamailetisimicom-343x610.jpg 343w, https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2018/04/cenk-dogar-roportaj-pazarlamailetisimicom-383x680.jpg 383w" sizes="(max-width: 213px) 100vw, 213px" /></a>Arbella sürecinde mezunu olduğum Yeditepe Üniversitesi’nde bir de Bütünleşik Pazarlama İletişimi yüksek lisansını bitirdim. Bu süreç markaların gözünden dünyaya bakabilmemi sağladı. Bir markanın bir işi neden yaptığını, neden bu paraları harcayıp bu iletişimi yaptığını, derdinin  ne anlatmak olduğunu daya iyi analiz etmeyi öğrendim. Marka size reklam oyunculuğu, kurumsal seslendirme veya radyo spotu ya da iç/dış her hangi bir etkinliğinde sunucusu olmanız için size “sizinle ilerliyoruz” dediğinde zaten en son noktaya gelmişsiniz demektir. İşin en zor kısmı aslında bitmiştir. Çünkü marka pimpiriklidir. Marka şüphecidir. Marka en doğru tercih olsun ister (bunu da en ucuza kapatmak ister o ayrı J). Siz önce işin tüm detayını bilen, müşterinin/izleyicinin/katılımcının aslında hiç fark etmeyeceği detayları fark eden insanları ikna etmek durumundasınız. Genelde Kurumsal iletişim ve İK departmanları. Toplantıya gittiğiniz, yada bir şekilde sunum yaptığınız firmanın kültürünü, hedef kitlesini, yaşını (gerçek yaşı değil. İletişim dilindeki yaşı) bilmeniz gerekir. Bazen çok iddialı bir sunucuyu tercih ederlerken bazen sadece önünde yazanı okuyan bir sunucuyu tercih ederler. Sunucunun ağzından doğaçlama çıkacak kelimelerin riskini almak istemezler. Özellikle ilk tanıştığınız firmalarla “istedikleri adam” olmak durumundasınız. Güven sağlandıktan sonra belki gelecek etkinliklerde biraz daha sözünüz geçebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Benzer bir şey reklam işbirlikleri için de geçerli. Orta sınıf bir arabanın reklamında çok üst segment arabası varmış gibi gözüken  birini kullanmak istemez markalar. Reklam pahalıdır. Reklamı yayınlatmak daha pahalıdır. O yüzden o 15-30 saniye hayati önem taşır her şey çok doğru olmalıdır. O yüzden oyuncu seçimi üst düzey önemlidir. Reklamı izleyenler reklam üstüne çok fazla kafa yormaz. Ve insanlar beyinleriyle değil, duygularıyla karar verir. Üstelik ilk 5 saniyede. Dolayısıyla marka ile maksimum örtüşen oyuncular, doğru kostüm ve karakterlere sunmak durumundadır markalar.  Oyuncu olarak ben, deneme çekimlerinde mutlaka o reklamın ruhu ve markanın ruhuyla uyuşan bir kostüm giyer, saçlarımı ona göre yapar, metni ona göre ezberlerim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3. Günümüzde markalar sadece kitlesel iletişimleri değil, iç iletişimlerinde de tanınmış kişiler ile çalışmalar yürütüyorlar, siz de bir çok markanın bayi ve lansman toplantılarında sunucu olarak yer alırken nasıl bir hazırlık sürecinden geçiyorsunuz? Markalara neler vaad ediyorsunuz?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ben biraz burnumu sokmayı seviyorum. Demek istediğim şu: Bir sunucudan beklenen aslında eline verilen konuşma kartlarını biraz da sahne enerjisiyle okuması, konuşmacılar ya da sunumlar arasında akıcı organik bir geçiş sağlaması. Ben biraz işin planlaması kısmına da giriyorum. (Elbette markaların izin verdiği ölçüde) Genelde markalar size güveniyorlar. Çünkü farklı kültürden pek çok markayla  ve etkinlik şirketiyle çalışıp farklı toplantılarda bulunuyorsunuz. Bu size gözlem imkanı sağlıyor.  Örneğin reklamlarında oynadığım Megaron firmasının bir de bayi toplantısını sundum. Reklam vizyona girdikten 1 ay sonra. Salonu karartıp reklamı oynattıktan sonra  bir  anda sahneye çıkıp reklamı tekrar oynadım. Üstelik aynı kıyafet ve aksesuarlarla. Bu bayileri fazlasıyla şaşırttı ve neşelendirdi. Bunu bu şekilde yapmak firmayla yaptığımız beyin fırtınası sayesinde oldu. Güzel de bir etki yarattı. Sahneye bu şekilde çıkmam toplantının geri kalanının çok daha sıcak bir ortamda geçmesine sebep oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Ben firmalarla mutlaka ön toplantılar yapıp iç görülerini anlamaya gayret ediyorum. O sahneye çıktığımda karşımda oturan çalışanlar ve yöneticiler kadar bilgim olsun, onların dünyasından bir gönderme ya da espri yapabileyim istiyorum. Bunun için de toplantılara önem veriyorum. Bu toplantılarda da kreatif beyin fırtınalarına katılıp toplantının akışında rol oynuyorum. Bu şekilde de markalar da kendini emin ellerde hissediyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4. Günümüzde insanlar sosyal mecraları çok yakından takip ediyor. Sosyal mecraların tanınmış biri olarak size etkileri neler?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2018/04/cenk-dogar-pazarlama-iletisimi-roportaj.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-9930" src="https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2018/04/cenk-dogar-pazarlama-iletisimi-roportaj.jpg" alt="Markabeyi Soruyor – Ünlü Sunucu, Oyuncu ve TV programcısı Cenk Doğar Yanıtlıyor!" width="889" height="594" title="Markabeyi Soruyor – Ünlü Sunucu, Oyuncu ve TV programcısı Cenk Doğar Yanıtlıyor! 7" srcset="https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2018/04/cenk-dogar-pazarlama-iletisimi-roportaj.jpg 768w, https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2018/04/cenk-dogar-pazarlama-iletisimi-roportaj-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 889px) 100vw, 889px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Sosyal medya benim oldukça başarısız olduğum bir konu maalesef. Tam bir fail 🙂 10 seneyi aşkın süredir sahnedeyim. Üstelik tek bir alanda da değil. Yemek programı, reklam, Tv de festival sunuculuğu, etkinlik sunuculuğu, seslendirmenlik, tiyatro, sinema ve dizi oyunculuğu  gibi oldukça farklı alanlarda sahnede olmama rağmen gerçekten bir sosyal medya FeNOmen iyim. Bunun yöneticiliği, özverisi çok farklı.  Geçen sunduğum toplantılardan birinde çalışanlardan biri 70K takipçili bir fenomen çıktı. Bunu nasıl yaptın diye sorunca. “hiiç. Sadece hoşuma gidenleri paylaştım” vs gibi cümlelerle karşıladı. Ama gerçekte bu iş nasıl işliyor hakikaten aklım almıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Öte yandan özellikle sahne üstünde iş yapan kişilerin sosyal medyasının güçlü olması lazım. Hayatınızın  (ki sosyal hesabının gerçekten hayatınız olduğu  algısı var) merak uyandırması gerekiyor. Belki de özendirmesi ay da ulaşılmaz gözükmesi.  Markalar kendilerini temsil edecek kişinin sosyal medya hakimiyetini her geçen gün daha fazla önemsiyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2018/04/cenk-dogar-ben-bilirim.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-9934" src="https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2018/04/cenk-dogar-ben-bilirim.jpg" alt="Markabeyi Soruyor – Ünlü Sunucu, Oyuncu ve TV programcısı Cenk Doğar Yanıtlıyor!" width="4032" height="2268" title="Markabeyi Soruyor – Ünlü Sunucu, Oyuncu ve TV programcısı Cenk Doğar Yanıtlıyor! 8"></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5. Sektör profesyonellerine ve yeni mezun genç arkadaşlara vereceğiniz “3 tavsiye” ne olur?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ben bu soruya aslında <strong>tek cevap vereceğim ama bu cevabı da 3&#8217;e böleceğim.</strong></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Mutluluk takip edilmesi gereken yegane şey</li>
<li>Mutluluğu takip ederken “o iş her zaman öyle olmuyor işte” cilere dikkat edin. Ve bilin ki bu kimseler en yakınlarınızdan çıkıyor. İnsan hayata bir sorumlulukla gelmez. Hayata gelmek de onun seçimi değildir. İnsan sadece eylemlerinin / kararlarının / tercihlerinin bedellerini öder. Her ama her tercihin bir bedeli vardır. Her tercih insana bir şeyler kaybettirir ve kazandırır. Siz sizsiniz. Sizin değerleriniz sadece sizi bağlar. Bedel ödemeye hazır olun.</li>
<li>Bu yolda en büyük ve aslında tek destekçiniz kendinizsiniz. O yüzden kendinize iyi bakın. Bedeninize, ruhunuza saygı duyun. Yediğinize içtiğinize dikkat edin. Sporunuzu, meditasyonunuzu ihmal etmeyin. Kendinizi yargılamayın, suçlamayın. Kendinizi sevin. Bir bütün olarak sevin. Siz çok güzelsiniz, özelsiniz. Teksiniz.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/markabeyi-soruyor-unlu-sunucu-oyuncu-ve-tv-programcisi-cenk-dogar-yanitliyor/">Markabeyi Soruyor – Ünlü Sunucu, Oyuncu ve TV programcısı Cenk Doğar Yanıtlıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/markabeyi-soruyor-unlu-sunucu-oyuncu-ve-tv-programcisi-cenk-dogar-yanitliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Markabeyi Soruyor – Marka Danışmanı Güven Borça Yanıtlıyor!</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/markabeyi-soruyor-marka-danismani-guven-borca-yanitliyor/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/markabeyi-soruyor-marka-danismani-guven-borca-yanitliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Markabeyi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Mar 2018 07:59:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[güven borça]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=9878</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu Topraklardan Dünya Markası Çıkar Mı?, Pazarlama Reçeteleri, İleri Dönüşüm Kutusu, Başka Akmerkez Yok, Marka Ve Yönetimi, Reklamlardan Sonra ve Türkiyenin ilk İngilizce pazarlama alanı kitabı olan Marketing Recipes’ın yazarı,...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/markabeyi-soruyor-marka-danismani-guven-borca-yanitliyor/">Markabeyi Soruyor – Marka Danışmanı Güven Borça Yanıtlıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Bu Topraklardan Dünya Markası Çıkar Mı?, Pazarlama Reçeteleri, İleri Dönüşüm Kutusu, Başka Akmerkez Yok, Marka Ve Yönetimi, Reklamlardan Sonra ve Türkiyenin ilk İngilizce pazarlama alanı kitabı olan Marketing Recipes’ın yazarı, Markam Danışmanlık şirketinin kurucusu  Güven Borça’ya sorduk; </strong><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1. Marka iletişiminde Offline ve Online stratejiler konuşuluyor, Nedir bu Offline, Online terimleri?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Pazarlama ve yönetim işlerinde böyle afili terimler bitmez çünkü biz danışmanlara iş, yazarlara konu lazım. Eskiden ATL-BTL vardı, şimdi ON-OFF. İleride başka şeyler çıkar. Tabii ki bu kavramların altındaki gerçek ihmal edilemez ama özünde çok da takılmamak, işin merkezine oturtmamak lazım bu tür terimleri. Büyük resme bakıp temel meseleyi görmek lazım öncelikle. Nihayetinde bir insana ulaşmaya çalışıp onun bir ihtiyacını karşılamaya talip oluyoruz. Becerirsek kendisine bir deneyim yaşatıp tatmin sağlıyoruz ve paramızı alıyoruz. Şöyle ya da böyle.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2. Dijital mecralarda marka yaratma süreci hangi aşamalardan oluşuyor. Bir marka offline olarak hayata geçip, daha sonra online bir platformda mücadele vermeye başladığında ana marka stratejilerinde keskin dönüşler yapmalı mıdır? Offline ruh ile hayatına başlayan klasik bir marka Online bir ruha bürünebilir mi? Mümkünse bunu nasıl sağlar ? Bunda yeteri kadar başarılı olabilir mi?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Online ve offline tarzları, dilleri farklı olabilir, farklıdır da ama ben ruhun çok değişmediğini düşünen eski okula mensubum. O yüzden, bir markanın kanala göre ruhsal durumunu sorgulamasını ve değiştirmesini doğru bulmuyorum. Markaları insanlar gibi gören marka kişiliği yaklaşımını da benimsiyorum çünkü dediğim gibi, sonuçta bir insanın bir ihtiyacını karşılamak üzere kendisine bir mesaj iletiyoruz. Her kanalda faklı bir kişilik sergilemek bence psikolojik bir sorundur, kişilik bozukluğudur. Kişiliğimizi sağlam tutmak, özümüzü korumak önemlidir. Son dönemlerde yaşanan sorunların temelinde de bunu koruyamamak vardır. Yani kişiliğimiz, duruşumuz sağlam olacak ama eskiye göre daha fazla lisan bileceğiz. Bilmemiz gerekiyor. Yeni dönemin ihtiyacı bu; daha fazla lisan bilmek, kişilik değiştirmek değil.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3. Yıllarca klasik pazarlama yöntemleriyle yönetilen markalar yakın dönemde nasıl bir gelişim içerisine girmelidirler. Genel düzlemde Dede’den, Baba’ya, yakın zamanda da Baba’dan çocuğa doğru devrolan markaları ne gibi sorunlar bekliyor?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Babamızın döneminde, iletişimi sadece reklam ve/veya PR ajansının yönlendirmesiyle  bir yere gelmiş eski markalarımızın yeni düzene uyması için ciddi değişimlerden geçmesi şart. Buralarda markaların profesyonel marka yöneticileri tarafından yönetilmesi lazım, doğrudan patron ve usta  reklamcı tarafından değil. Bu bağlamda devir ve iş pratiği hızla değişiyor. İletişimi yöneten paydaşların sayısı çok arttı ve koordinasyon kritik hale geldi. Her işi patronla yürütmeye alışmış efsane reklamcılarımızın işleri ve havaları da eskisi gibi değil. Açıkçası markaları devralan çocukların da işleri zor çünkü babalarının dönemindeki rahat piyasalar, büyük karlar yok artık. Babalarını ikna edemiyorlar çoğu zaman çünkü onlar görece rahat para kazanmış. Şimdi iş çok daha karmaşık ve babaların, hele dedelerin bunu anlamaları  güç. Türkiye’de bazı şeylerin değişmesi için kurucu sanayici neslin emekli edilmesi şart, bir başka detay olarak.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4. Pazarlama yönetimi, marka yönetimi açısından değerlendirdiğinizde Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde hızla yayılan “Sanayi 4.0” ile birlikte Türkiye’de Kobi’leri bekleyen tehlike ve fırsatlar nelerdir? </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sanayi 4.0 herkes için büyük tehdit. Bir yandan Alman makine endüstrisine daha fazla para öderken diğer yandan istihdam kayıpları yaşayacağız. Kobilerimiz fasonculuktan nitelikli fasonculuğa geçecek belki ama yaratılan katma değer artışı ve istihdam kaybına değecek mi bilmiyorum. Öbür taraftan, yapmazsan da olmaz. Dünyadaki rakiplerin buna geçiyor… Buradaki tehditlere karşı benim aklıma ilk  gelen markalaşmak tabii ki. Neyi ne kadar markalaştırırsak bağımsızlığımız ve yarattığımız katma değer o kadar artar. Ayrıca ülkemizde üretilen ürünlere yönelik bir iletişim/teşvik kampanyasının da zamanının geldiğini düşünüyorum. Eskinin Yerli Malı kampanyasının modern bir versiyonu tasarlanmalı çünkü dünyada korumacılık artıyor ve biz bazı liberal ezberlere kanıp zemin kaybediyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5. Sektör profesyonellerine ve yeni mezun genç arkadaşlara vereceğiniz “3 tavsiye” ne olur?</strong></p>
<ul>
<li style="text-align: justify;">Eski ezberlere yüz vermeyin. Kurumsal bir şirkette masa başı iş bulma dışındaki seçeneklere açık olun</li>
<li style="text-align: justify;">Sevdiğiniz işi yapın çünkü artık kariyer ve hayat çok uzun</li>
<li style="text-align: justify;">Yeniliklere açık olun ama eskiyi, geleneği, insanı anlamaya da çaba gösterin.</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/markabeyi-soruyor-marka-danismani-guven-borca-yanitliyor/">Markabeyi Soruyor – Marka Danışmanı Güven Borça Yanıtlıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/markabeyi-soruyor-marka-danismani-guven-borca-yanitliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Markabeyi Soruyor &#8211; Prof. Dr. Gülfidan Barış Yanıtlıyor!</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/marka-beyi-soruyor-prof-dr-gulfidan-baris-yanitliyor/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/marka-beyi-soruyor-prof-dr-gulfidan-baris-yanitliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Markabeyi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Feb 2018 12:33:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[gülfidan barış]]></category>
		<category><![CDATA[iot]]></category>
		<category><![CDATA[markabeyi]]></category>
		<category><![CDATA[nesnelerin interneti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=9842</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzün en güncel konularından Sanayi 4.0 Kavramı ile ilgili bir çok şey yazılıp  çizildi. Markabeyi bu güncel konuyu bir de pazarlama açısından değerlendirilmesi amacıyla &#8220;#BirBileneSordu. &#8220;Tüketici Davranışı&#8221;, &#8220;Şikayet Yönetimi&#8221;, &#8220;Pazarlama...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/marka-beyi-soruyor-prof-dr-gulfidan-baris-yanitliyor/">Markabeyi Soruyor &#8211; Prof. Dr. Gülfidan Barış Yanıtlıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Günümüzün en güncel konularından Sanayi 4.0 Kavramı ile ilgili bir çok şey yazılıp  çizildi. Markabeyi bu güncel konuyu bir de pazarlama açısından değerlendirilmesi amacıyla &#8220;#BirBileneSordu. &#8220;Tüketici Davranışı&#8221;, &#8220;Şikayet Yönetimi&#8221;, &#8220;Pazarlama Teorileri &#8220;ve &#8220;Şikayet Yönetimi rehberi&#8221; kitaplarıyla yakından tanıdığımız değerli akademisyen <strong>Prof. Dr. Gülfidan Barış</strong> yanıtladı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Son yılların en dikkat çekici konularından birisi &#8220;Sanayi 4.0&#8221; kavramı, bu konu üzerine çok fazla yorum yapıldı. Sizin bakışınızdan Sanayi 4.0 kavramı nedir? Sizce en temel şekilde bu yeni kavramın Pazarlama dünyasına olan etkisi ne olacaktır?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Benim gözümden Sanayi 4.0 zamanın akışında bizim kuşağımızın yaşaması gereken bir endüstri evresi. Bizden önceki kuşaklar örneğin, 1810’lu yıllarda sanayi açısından Buhar devrimiyle ana temanın belirlendiği dönemi yaşadılar. Ardından gelen kuşağın bahtı kitlesel üretim, montaj hatları ve elektriğin icadını deneyimlemekti. 1960’lı yıllar ise sanayi açısından bilgisayarların ortaya çıkışı ve doğal olarak optimizasyon çağıydı; o kuşak “Neyi? Nasıl? en iyi yaparız?” sorularını aradı. Şu günlerde ise Sanayi 4.0 ı konuşuyoruz. Bilgisayar kullanımının bir adım ötesi. İlk adımda bilgisayarlar veri üretti; insan yorumladı, şimdi bilgisayarlar veri üretiyor ve kendi aralarında yorumluyorlar. Sanayi 4.0 akıllı üretim, sanayi devrimi gibi isimler alıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Gelelim pazarlama üzerindeki etkisine. İşin aslı yukarıda anlattığım sanayileşmenin doğal evriminde her şey pazarlama içindi. Doğal olarak Sanayi 4.0’ın pazarlama 4.0 anlayışını yaratması gerekiyor. Üreticinin, 1) tedarikçileriyle, 2) dağıtıcılarıyla ve 3) müşterileriyle teknoloji odaklı iletişimi pazara, üretime, pazarlamaya, sanayiye a) şeffaflık, b) iletişim, c) işbirliği, d) esneklik, e)hızlı aksiyon alma ve tepki verme yetkinlikleri getirdi.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle iyi bir pazarlama yöneticinin bu yetkinliklerin ne olduğunu kavraması gerek. Misal: Nasıl şeffaf olunur? Bu soruyu muhteşem yanıtlaması gerekir. Kahve ya da kahve makinası satan bir işletme düşünün. Sanayi 4.0 sabah kalkan müşterinin saat kaçta, hangi bileşimde (sütlü, şekerli, sert, açık…) kahve içtiğini ya da içip içmediğini kayıt edebilen ve kaydı işletmeye yollayan kahve makinaları üretme imkanı verdi. Muhteşem değil mi? Artık işletme müşterinin evindeymişçesine onun kahve içme alışkanlığını biliyor. Bu bilgiyi kahve tedarikçilerine, süt tedarikçilerine iletebilecek. Üretici-müşteri iletişimi şeffaf, üretici-tedarikçi iletişimi şeffaf. Bu kadarla iş bitmiyor. Sabah kahvesinin ardından gün içinde odaklanma sorunu yaşayan müşteriyi koluna taktığı akıllı saat uyarıyor. “Kalp atışınız yavaşladı, kahve içmek ister misiniz?”. Müşteri-kahve makinası-kol saati birbirleriyle konuşuyorlar ve kahve makinası tercih edilen kahveyi hazırlamaya başlıyor. Dolayısı ile bir başka sektör de Sanayi 4.0’dan payını alıyor, ve dalga dalga yaşamımız büyük veri (big data), nesnelerin interneti (iots), sanal gerçeklik (augmented reality) gibi Sanayi 4.0’a eşlik eden kavramlarla doluyor. Yaşam bu kavramları aldıkça pazarlama da bunları hem işletmem hem müşterim için hem de tüm paydaşlarım için en iyi nasıl kullanabilirim diye sorgulamaya başlıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Geleceğin çok keyifli olacağına inanıyorum. Yukarıda a’lar b’ler ile sıraladığım özellikler çok kıymetli özellikler, ve insan yaşamını daha iyiye götürecek özellikler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Genel bazda Sanayi 4.0, üretim odaklı ve maliyetleri düşürme amaçlı bir yaklaşım. Sizce Sanayi 4.0 uygulamaları “Perakende sektörünü” üretim anlamında nasıl etkileyecek?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Evet işin en janjanlı yanı “Sanayi 4.0 maliyetleri düşürüyor” demek. Bunu dediğinizde bir anda tüm sanayinin dikkati çekiliyor. Çünkü sanayinin en temel derdi “En iyiyi en ucuza nasıl üretirim?” sorusudur. Ama buna ek olarak, Sanayi 4.0’ın operasyonları hızlandırma, ürün inovasyonunu tetikleme, daha iyi müşteri hizmetleri sunma gibi yararları da var, ki bu yararlar da bana göre en az maliyet avantajları kazanmak kadar çekici.  Tüm bu faydaların da perakende sektörünü dönüştüreceğini öngörmek çok kolay. Müşterinin akıllı buzdolabına koyduğu sütün akıllı çöp tenekesine gitmesini, siparişin yenilenmesi anlamına gelebilecek. Bu ise muhteşem bir müşteri hizmeti demek. Günümüzde müşteri için mağaza kavramı geleneksel anlamını yitirdi. Geçenlerde bir mağazada ürün deniyen genç kız annesine anne “Bu beden küçük, büyüğünü internetten alıyorum” dedi ve o noktada anında aldı. Şimdi mağaza neresi? Birkaç yıl sonrasında sanal gerçeklik ile ürünlerin denenmeden alınması mümkün olacak. Ben heyecanla mağazalara gelecek sanal gerçeklik aynalarını, hologramları, 3 d baskıları bekliyorum. Ne zaman? Derseniz bir zaman öngörüm yok ancak çok geç olacağını da sanmıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nesnelerin interneti (IoT) kavramı ile birlikte birbirleriyle konuşan cihazların hızlıca hayatımıza girmesi bekleniyor, Hatta buzdolaplarımızın yumurta sayısı azaldığında kendi kendine sipariş vermesi konuşuluyor? Sizce bu mümkün olacak mı? Bu yeni düzende alışverişçiler buzdolapları mı olacak? Artık perakende firmalarının hedef kitlesinde nihai tüketicilerin dışında yazılımcılar ve beyaz eşya üreticileri mi olacak?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Elbette perakendenin o yöne evrileceği tahmin ediliyor, gıda perakendeciliği, ilaç sektörü bu evrilmeyi hızlı yaşayacak deniliyor. Perakendenin iş ortakları genişleyecek, daha fazla sektör ile iletişim kurabilecekler çünkü ürünleri daha fazla ürünle, makine ile konuşabiliyor olacak. Bu bağlamda ise kesinlikle yazılımcılara daha fazla ihtiyaç duyulacak. Endüstri 4.0’ın insanları işsiz bırakacağından endişe duyuluyor. Örneğin kasasız/elemansız mağazalardan, paketlemenin makinalarla yapıldığı perakende noktalarından söz ediliyor. Bu ise iş kaybı endişeleri yaratıyor. Bence belki bu pozisyonlarda ihtiyaç azalacak ama yeni pozisyonlarda yeni işler yaratılacak.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Giderek dijitalleşen bu yeni dönemde yaşadığımız ve yaşayacağımız dönüşüm ekonomimizi ve toplumu nasıl etkiler?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Geçenlerde bir bitcoin muhabbetidir aldı başını gitti. Neden? Çünkü dijitalleşen sanayide finans sektörü ya da bir başka yaşam alanı dijitalleşmeden uzak kalamaz. Her alan kendi payını yaşayacak. Ben bir devlet üniversitesi çalışanı olarak çok uzun süredir sanal imza kullanıyorum. İşte attığımız o imzalar sadece orada kalmayacak bizi bir başka boyuta taşıyacak. Yaşamının her alanını etkileyen dönüşümü ben iki yıldır kullanıyorum ve bunun başka ne tür etkilerini olduğunu sorgulamam lazım. Öncelikle hepimizin bunu kavraması iyi olur. Booking.com’un vergi vermemesi üzerine de konuştuk, dijital bir dünyada dünyanın bir ucunda kalabiliyoruz ve bu alımların devletler arası vergilendirme süreçlerini bilmiyoruz. Her şey her şey ile ilişkili. Daha önce de ifade etmiştim, bu sanayi devriminde şeffaflık temel kural. Bir iki gün önce okudum genç bilimciler deri altını gören cihazlar üretmişler. Eski bir ahit yazısı “Güneşin altına yeni hiçbir şey yok” diyor ya ben onu güne uyarlıyorum ve nesnelerin internetinde şeffaf olmayan hiçbir şey kalmayacak diyorum. Bu ise toplumsal dönüşümde siber güvenlik, çok dilli çok kültürlü olma gibi dönüşümlere yol açacak görünüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Toplumun her dönüşümü ise pazarlamayı yeni bir dönüşüm döngüsüne sokar. Bu döngü ise daha mutlu, daha rahat, daha… bir yaşam getirir diye umuyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sektör profesyonellerine ve yeni mezun genç arkadaşlara vereceğiniz “3 tavsiye” ne olur?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Gençlere çok inanıyorum ben. Öncelikle onlara “merak etmelerini” öneriyorum. Herşeyi merak etsinler. Merak ettikleri konunun algoritmalarını, dinamiklerini anlasınlar, sorgulasınlar. İkinci önerim cesur olmaları. Yüreklerine güvensinler ve hedeflerine yürüsünler.</p>
<p style="text-align: justify;">Üçüncü önerim ise sektör profesyonellerine gelsin. İş hayatına atıldıktan sonra okumaktan vazgeçmesinler. Akıl akıldan üstündür. Okumak zaman alıyorsa dünya kadar sesli kitap var, yaşasın teknoloji. 🙂</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/marka-beyi-soruyor-prof-dr-gulfidan-baris-yanitliyor/">Markabeyi Soruyor &#8211; Prof. Dr. Gülfidan Barış Yanıtlıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/marka-beyi-soruyor-prof-dr-gulfidan-baris-yanitliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
