<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yönetici Özeti &#8211; Pazarlama İletişimi Platformu</title>
	<atom:link href="https://pazarlamailetisimi.com/yazar/yoneticiozeti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://pazarlamailetisimi.com</link>
	<description>Pazarlama, Reklamcılık, İletişim ve Dijital Dünya!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 26 Dec 2023 12:01:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2022/01/cropped-pazarlama-iletisimi-icon-32x32.jpeg</url>
	<title>Yönetici Özeti &#8211; Pazarlama İletişimi Platformu</title>
	<link>https://pazarlamailetisimi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İletişimin Anahtarı Nedir?</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/iletisimin-anahtari-nedir/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/iletisimin-anahtari-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yönetici Özeti]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Feb 2020 11:44:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10880</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan, yapısı gereği kısa yollar bulmaya, kestirme kapılar keşfetmeye meyillidir. Her zamanda ve dönemde. Çünkü zaman herkes için aynı prensipte işler. Asla satın alamazsınız. Tik, tak&#8230; Geçer ve gider! Bu...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/iletisimin-anahtari-nedir/">İletişimin Anahtarı Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="page" title="Page 1">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p style="text-align: justify;"><strong>İnsan, yapısı gereği kısa yollar bulmaya, kestirme kapılar keşfetmeye meyillidir. Her zamanda ve dönemde. Çünkü zaman herkes için aynı prensipte işler. Asla satın alamazsınız. Tik, tak&#8230; Geçer ve gider! Bu nedenle çok değerlidir ve kesinlikle paha biçilmezdir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bu iletişimde de aynıdır ve muhakkak hayati derecede önemlidir. Peki şimdi soruyorum: Elimizde bir anahtar olsa ve o anahtarla açabileceğimiz her kapıyı açabilsek, kısa yolları keşfedebilsek&#8230; Nasıl olurdu dersiniz? Nasıl mı? İşte şöyle&#8230;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Neden iletişimle ilgili bu kadar çok makale yazılıyor, eğitimler veriliyor, konferanslar düzenleniyor veya üzerine tezler hazırlanıyor olabilir? Ya da neden dünya üzerindeki iletişim fakültelerinden her yıl binlerce yeni mezun veriliyor? Biz iletişimi neden bu kadar çok önemsiyor olabiliriz? Sosyal bilimlerin bir parçası olan iletişim, hayatımızda neden bu kadar çok yer tutuyor? Bu ve bunun gibi sorular üzerine daha önce hiç düşündünüz mü?</p>
<p style="text-align: justify;">Evet, akıllarda deli sorular. Peki cevap şu olabilir mi? &#8230;çünkü insan, sosyal bir varlıktır ve tüm yaşamını da iletişim üzerinden sürdürür. Sizce bu mudur? Bence, budur!</p>
<p style="text-align: justify;">Çünkü insan markete gider, doktora gider, okula gider, eve gider, işe gider, arkadaşlarının yanına gider, tatile gider, yurt dışına gider, Ay’a gider. Hatta yakında Mars’a bile gider mi? Gider! Tabii ki her türlü olay ve durumda kendini iletişim kurarak anlatır, ifade eder ve sosyalleşir. Başkalarını da ancak yine aynı yolla anlayabilir. Fiziken gidemediği uzayın derinliklerinde bile iletişim kurma mücadelesini yılmadan sürdürür, bir şeyler yollar&#8230; Mesela 1977 yılında uzaya yollanan Voyager’daki Türkçe ses kaydı ne diyor? ”Sayın Türkçe bilen arkadaşlarımız, sabah şerifleriniz hayrolsun.” Hayrolsun! tabii. Ama ya Türkçe bilmeyenler? Belki de ancak yüzyüze kaldığımızda onlarla iletişim kurabileceğiz&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Tekrar dünyaya dönecek olursak&#8230; Evet, içinde bulunduğumuz bu dünyayı tam 8 milyar insanla paylaşıyoruz. Türkiye’nin 2040 nüfus projeksiyonu ise 100 milyon kişi olarak tahmin ediliyor. Bugün için 83 milyon insanın yaşadığı ülkemizde, İstanbul’da km2’ye yaklaşık bir hesapla 3.000 kişi düşüyor. Sadece bu gezegeni ve uzayı değil, sanal alemi de paylaşıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu arada, öte yandan da harıl harıl iletişimin anahtarını arıyoruz, iyi mi?</p>
</div>
</div>
<div class="layoutArea" style="text-align: justify;">
<div class="column">
<p>İşte iletişim bu yüzden önemli. Bizim, birbirimizle geçinmeye gönlümüz var!</p>
</div>
</div>
<div class="layoutArea" style="text-align: justify;">
<div class="column">
<p>İngiltere merkezli We Are Social&#8217;ın 2018</p>
</div>
</div>
<div class="layoutArea" style="text-align: justify;">
<div class="column">
<p>yılı araştırmasına göre Türkiye&#8217;de 51 milyon Facebook ve 33 milyon da Instagram hesabı bulunuyor.</p>
</div>
</div>
<div class="section" style="text-align: justify;">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Daha başarılı ve etkili bir iletişim sağlayabilmenin yollarını arıyoruz. Neden mi? Pek çok nedenden ötürü olabilir. Daha başarılı olmak için, kariyer basamaklarını hızla tırmanmak için, ürün ve hizmetleri satabilmek, daha çok satabilmek için. Markaları büyütmek, yerlerini korumak için, ailemizle, iş arkadaşlarımızla çatışma yaşamadan veya daha az çatışma yaşayarak birlikte olabilmek için, vs. vs&#8230; Üzerine makaleler, kitaplar, araştırmalar yazılıyor, worshoplar, eğitimler, seminerler düzenleniyor.</p>
</div>
</div>
</div>
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Bilenler, dillerinin döndüğünce bildiklerini bilmeyenlere anlatıyorlar. Ama neyi? İletişimi&#8230;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="layoutArea" style="text-align: justify;">
<div class="column">
<p>Google’layın lütfen&#8230; İletişimin 5 temel anahtarı, iletişim kurarken ihtiyacınız olacak 7 anahtar, etkili iletişimin 8 anahtarı. Sırrı, hatta sihirli formülü bile var arkadaşlar! Hayır, temizlik malzemesinden</p>
</div>
</div>
<div class="layoutArea" style="text-align: justify;">
<div class="column">
<p>bahsetmiyoruz, iletişimden konuşuyoruz. E peki olmadı, o zaman size İsviçre çakısı&#8230; Hadi canım!</p>
</div>
</div>
<div class="layoutArea" style="text-align: justify;">
<div class="column">
<p>Evet, kelime oyunlarından sıyrılamıyoruz bir türlü. Belki de seviyoruz, ama sonuçta yalınlaşamıyoruz, illa da metafor, illa da metafor&#8230; Karmaşıklaşıyoruz ve herhalde zannediyoruz ki ne kadar karmaşık,</p>
</div>
</div>
<div class="layoutArea" style="text-align: justify;">
<div class="column">
<p>gizemli olunursa o kadar iyi, kaliteli, pahalı, elit&#8230; Aman herkes anlamasın. Anlayanlar da bize yeter!</p>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 2">
<div class="layoutArea" style="text-align: justify;">
<div class="column">
<p>Bence bu metaforu çözüp, matrixde bi rahata kavuşalım. Çünkü o anahtar, o kilide uymadı mı? Kapıyı</p>
</div>
</div>
<div class="layoutArea" style="text-align: justify;">
<div class="column">
<p>asla açamazsınız! O kadar net. Şair ne demiş? Simple is the best!</p>
</div>
</div>
<div class="layoutArea" style="text-align: justify;">
<div class="column">
<p><strong>İletişimin anahtarı nedir? derseniz&#8230;</strong></p>
<p>“Tatlı dil, güler yüz” arkadaşlar. Basit değil mi? Ama kesinlikle değersiz değil, aksine çoook kıymetli. Biri sözlü, diğeri sözsüz iletişime tekabül eder. Çağları aşmış ve bugünlere, en az aynı değerde ulaşmayı başarmıştır. Atalarımız ne demişti? Tatlı dil&#8230;</p>
<p>Kilit ise iletişimdir. Ama diğer yandan da iletişimdeki kaynak rolüne karşılık gelir. Burası zihinleri biraz karıştırabilir ama neticede tam olarak sizee denk gelir, siz öyle bilin. Evet, evet&#8230; Sizi başarıya götürecek, önünüzdeki kapıları açacak olan sonuçta yine sizsiniz değil mi?</p>
</div>
</div>
<div class="section" style="text-align: justify;">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Her türlü iletişim biçiminde, sözlü veya sözsüz iletişimin başlangıcını, gidişatını ve sonucunu yöneten, kişinin yine ta kendisidir. Eğer iletişimi başarır, iyi yönetebilir ve etkili olabilirseniz önünüzdeki kapılar bir bir açılır. Böylece zamanı çok daha etkili kullanabilir, kısa yolları o zaman keşfedebilirsiniz. Başkalarının yapamadığı veya zorlandığı işleri yapabilir, ulaşamadığı bilgilere ulaşabilir, kuramadığı arkadaşlıkları kurabilir ve SİZ, başarabilirsiniz! Tabii unutmayın, hangi anahtarı kullandığınıza göre elde ettiğiniz sonuç da mutlaka değişir. Anahtar, bu nedenle önemli ve hayatidir.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p style="text-align: justify;"><strong>Yönetici Özeti der ki:</strong></p>
<p style="text-align: justify;">“Koş vatandaş, koş! İletişimin anahtarında damping var. Biz de 1.” Uzakta aramakla vakit kaybetmeyin. Klasiktir ama iletişimin anahtarı aynadaki aksinizdir. Tatlı diliniz, güler yüzünüzdür. 3’ü, 5’i, 8’i de aynı yere varır. Temel mesele SİZ’sinizdir, sizin iletişim becerinizdir. Bu beceriyi kazanmanın yolu da illaki eğitim midir? “Evet” dersek doğru oturup, eğri konuşmuş oluruz, NBC’lere (natural born communicator) haksızlık olur. “Hayır” dersek de alaylı ve mekteplilere&#8230; Günlük yaşamınızda “içten gelen tatlı diliniz, güler yüzünüz hiç eksik olmasın. “İçten&#8230;” diyorum çünkü iletişim yapmacıklığı da çok kaldırmaz bilesiniz, atıştırmalık muamelesi yapar. Tutarlılık arar insan. Dün öyle, bugün böyle&#8230; Cık, cık, cık&#8230; Olmaz!</p>
</div>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/iletisimin-anahtari-nedir/">İletişimin Anahtarı Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/iletisimin-anahtari-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Transistör 4.0</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/halkla-iliskiler-ozelinde-iletisime-teknik-bir-bakis-transistor-4-0/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/halkla-iliskiler-ozelinde-iletisime-teknik-bir-bakis-transistor-4-0/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yönetici Özeti]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Dec 2019 06:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[halkla ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[pr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10874</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halkla İlişkiler Özelinde İletişime Teknik Bir Bakış: Transistör 4.0 Aramızda ata sözleri ve deyimleri sevmeyenler var mı? Şahsen ben hem seviyorum hem de günlük yaşamda sıklıkla yararlanmaya çalışıyorum. Saatlerce konuşup,...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/halkla-iliskiler-ozelinde-iletisime-teknik-bir-bakis-transistor-4-0/">Transistör 4.0</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Halkla İlişkiler Özelinde İletişime Teknik Bir Bakış: Transistör 4.0</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: 400;">Aramızda ata sözleri ve deyimleri sevmeyenler var mı? Şahsen ben hem seviyorum hem de günlük yaşamda sıklıkla yararlanmaya çalışıyorum. Saatlerce konuşup, sayfalarca yazıp anlatabileceğim her şey, üç beş kelime ile ZİP’leniyor. Ata sözleri ve deyimleri, toplumsal iletişim anlamında en başarılı “Sıkıştırma Programı” olarak görüyorum dersem yalan olmaz. Bu tespitimi bir kenara not ediniz lütfen! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: 400;">Misal; Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşır&#8230; </span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-weight: 400;"> Hayvanlar koklaşarak, insanlar iletişim kurarak anlaşır&#8230; </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Hayvanlar koklaşır, insanlar PR’laşır&#8230; </span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: 400;">Olabilir mi? Eh, belki de oluyor bile. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: 400;">Varsayım dünyasından gerçek dünyaya gelecek olursak; evet, Dünya nüfusu 8 milyara, Türkiye nüfusu ise 100 milyona koşuyor. Şimdi pembe gözlükleri çıkaralım. Anlaşmak için kiminle, hangi biriyle konuşacağız? Ömrümüz yetmez. Ya anlaşmamayı tercih edelim ya da bitsin bu ömür bu yolda&#8230; Öyle mi? O kadar da değil elbette, tabii ki iletişeceğiz ama nasıl? </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: 400;">Zeki insan evladı, kitle iletişim araçları adını verdiği ilk unsurları icat etmiş fii tarihte. Lâkin, bu ilk araçların en büyük handikapı eskiye göre daha hızlı ama şimdiye göre iletişimin gecikmeli olarak gerçekleşebiliyor olmasıydı. Mesajın alıcıya ulaşması, açılması, kodlanması, geri bildirimin alıcıdan göndericiye iade olması, orada tekrar açılması falan filan&#8230; Epey zaman alıyordu. Ama o durumda bile şanslıydınız çünkü iletişim araçlarına ulaşmak zordu, elbette o da ayrı bir konu&#8230; Düşük bir ihtimal fakat yine de sormak istiyorum, telefon için isim yazdıranlar aramızda mı? Yani&#8230; </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: 400;">Yakın tarihten farazi bir örnek; doğuma haftalar kala ana ocağına gelinmiş. Kız çocuk doğacak diye bekleniyor, umutlar bu yönde. O zaman teknoloji yok. Rüyâda görülmüş kız çocuk olacağı, o yüzden de ismi önceden özenle seçilmiş, Rüyâ konmuş. Doğum olmuş, çok şükür herkes sağ salim, mutlu mesut&#8230; Ancak kız değil erkek çocuk olmuş. Kısmet o ya, baba da doğuma son yüz metre kala iyi bir iş fırsatı bulmuş ve altı aylığına çalışmaya yurt dışına gitmiş. İyi mi? E haliyle, telefon için sıraya yazılmış ailesi. “Çocuğun oldu, gözün aydın. Eşin de çocuğun da iyi. Ama kız değil, erkek oldu. Adını ne koyalım diyorsun?” diye soracaklar. Hadi bakalım&#8230; İşte bu tür güçlükler, bir dönem toplumun günlük yaşamına ve hayatın her alanına yansıyordu ve de doğal bir parçası olarak görülüyordu. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: 400;">Zamanla iletişim araçlarındaki eksiklikler, kusurlar kapatıldı. İlk dönemlerdeki gecikmeli iletişim, bugün milisaniyeler düzeyine indi. Böylece bu araçlarla artık tüm dünya ile hızlı bir biçimde iletişim kurabiliyoruz. Zaman ve mekân unsurları ortadan kalktı. Video konferanslarla kıtalar arası şirketler yönetiliyor, büyük kararlar alınıyor. İletişimin kendisi de hızlandı, doğal olarak işler de&#8230; Evet hız arttı ama iletişim konusundaki diğer sıkıntılar çözümlendi mi dersiniz? Yoksa yenileri mi eklendi? Zaman ve mekân sorunlarını çözen, iletişim araçlarını neredeyse kusursuz hale getiren insanlık, bu kez birbiriyle sağlıklı ve kaliteli olarak iletişim kuramaz oldu. Anlaşmazlıklar arttı, yanlış anlaşılmalar, anlaşılamama ve çatışma sorunları doğdu. İletişimsizlik diye bir kavram var artık hayatımızda. Hatta iletişim psikolojisi üzerine konuşuyoruz. Adeta biri marstan, diğeri venüsten iki farklı tür gibi&#8230; Niye mi? Eh çoğunlukla ‘iletici’ boyutunda kalır olduk da o yüzden. Tabii alıcılar da eksik kalır mı, onlar da çoğunlukla ‘-mış’ gibi davranır oldu. Hadi bakalım! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: 400;">Üniversite yıllarımda aldığım bir iletişim dersinde, çok sevdiğim ve hâlâ severek takip ettiğim bir profesörün sözü bugün de aklımda; “İnsanlar çoğaldıkça iletişimin önemi artacak. Halkla ilişkilere duyulan ihtiyaç, toplumda ve organizasyonlarda giderek çoğalacak.” İşte şimdi tam da böyle bir dönemdeyiz ve bu dönem kısa süreceğe de benzemiyor. Belki de yeni bir iletişim çağının başlangıcı. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Yönetici Özeti der ki: </b></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: 400;">“İşler artacak” iması ile ellerini ovuşturarak ortalarda mezurası ile gezen ve bir kısmımızın çocukluğuna damga vurmuş Red Kit’in yan karakterlerinden biri olan mezarcı “</span><span style="font-weight: 400;">Mathias Bones” </span><span style="font-weight: 400;">gibi hissetmemek lâzım! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: 400;">Yazının başlığındaki transistör biziz, yani PR’cılar. Yani iletişim dünyasının önemli devre elemanlarından biri. Bizler iletişimciyiz, halkla ilişkileri bilenler biziz. Velâkin, iletişim kurmak gerçekten önemli. İstersen bireysel, istersen toplumsal veya kurumsal düzlemde, farketmez. Fakat bu iletişimin kalitesi, tek yönlü olarak gerçekleşip gerçekleşmediği, amacının doğru olarak saptanması, iletilen mesaj vb. gibi temel konular da çok çok önemli. İletici boyutundan, iletişimci boyutuna atlamak, kuracağımız iletişimde de istekli olmak lâzım. İletişimin gerçekleşmesi için ilettiğimiz mesajın, karşımızdaki insanlarda yarattığı duygu durumu nedir? Ne gibi düşüncelere yol açmıştır? gibi konuları da analiz etmek ve gerçekten dinlemesini bilmek lâzım. Sonraki turda da topladığımız tüm geri dönüşlere göre; gerekiyorsa iletişimimizi, tonumuzu, mesajımızı, kanalımızı revize edip yolumuzda buna göre ilerlemek&#8230; </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: 400;">İşte bu ‘lâzımları’ tamam edebildiğimizde, ancak o zaman iletişiyor olacağız. İşte o zaman, bizler de iletişimi hakkıyla gerçekleştirebileceğiz. </span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/halkla-iliskiler-ozelinde-iletisime-teknik-bir-bakis-transistor-4-0/">Transistör 4.0</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/halkla-iliskiler-ozelinde-iletisime-teknik-bir-bakis-transistor-4-0/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Marka’da Safiye Ayla Modeli</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/sosyal-markada-safiye-ayla-modeli/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/sosyal-markada-safiye-ayla-modeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yönetici Özeti]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Sep 2019 08:35:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Safiye Ayla Targan]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal marka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10815</guid>

					<description><![CDATA[<p>Safiye Ayla Targan, ülkesini seven bir “Hayırsever”dir. Kurumsal Sosyal Sorumluk, kavram olarak ülkemizde henüz zikredilmediği o yıllarda, hayırseverlikle vücut bulmuştur. Bugün bu topraklarda doğup büyümüş, kurumsallaşma süreçleri, istihdamları, ciroları, markaları...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/sosyal-markada-safiye-ayla-modeli/">Sosyal Marka’da Safiye Ayla Modeli</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Safiye Ayla Targan, ülkesini seven bir “Hayırsever”dir. Kurumsal Sosyal Sorumluk, kavram olarak ülkemizde henüz zikredilmediği o yıllarda, hayırseverlikle vücut bulmuştur. Bugün bu topraklarda doğup büyümüş, kurumsallaşma süreçleri, istihdamları, ciroları, markaları ve elbette toplumsal yatırımlarıyla gurur duyduğumuz pek çok şirket ve o şirketlerin kurucuları da birer hayırseverdir. Yaptırdıkları okullarla, açtıkları vakıflarla, eğitim, bilim, sanat, tarih, çevre, kültür vb. gibi alanlarda gerçekleştirdikleri toplumsal yatırımlarla ülkemizin daha iyi bir noktaya ulaşmasına destek olmuşlardır.</span></p>
<p class="p3" style="text-align: justify;"><span class="s1">“Ülkemiz için bir markaya, sosyal marka değeri katabilmenin yolu hayırseverlikle açılmıştır” dememiz yanlış mı olur? İletişim profesyonelleri olarak üzerine dirsek çürüttüğümüz markalaşma / marka yönetimi süreçlerindeki değer yaratma / sahiplenme çalışmalarının geçmişi, hayırseverlik temeline dayanır. Bugün “Kişisel Marka” yönetiminde halen başarı ile işleyen bu yöntem, kurumsal düzlemde hem kurumsal hayırseverlik hem de kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları olarak kol kola yürütülür.</span></p>
<p class="p4" style="text-align: justify;"><span class="s1"><b>Kadife sesli, kara kız!</b></span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1"><b><i>“Ben Safiye&#8230; Safiye Ayla. Mustafa Kemal Paşa’nın “Kadife Seslisi”&#8230; İsmet Paşa’nın “Kara Kız’ı”. Ben yapyalnız bir adem kızıydım. Benim gibilere yardım etmeye kendimi adadım&#8230;”</i></b></span></p>
<p class="p6" style="text-align: justify;"><span class="s1">Evet, bu adanmışlık Safiye Ayla’nın yıllar süren başarılı sanat hayatından kazandığı tüm mal varlığını “Memleketin en büyük ihtiyacı eğitimdir” diyerek Türk Eğitim Vakfı’na (TEV) bağışlamasıyla devam eder. </span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1"><b>Safiye Ayla ’yı benim için diğerlerinden farklı kılan şey neydi?</b></span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Gözümüzü uzaklara dikmenin hiç lüzumu yok! Geçmişini bilmeyenler, geleceğini inşa edemiyor. Bu sadece toplumlar ve bireyler için değil, herkes için ve tabii ki markalar ve şirketler için de geçerli. </span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Cumhuriyet tarihimiz bizlere, yeni nesillere ışık tutacak, yön verecek yaşanmış gerçek hikâyelerle dolu.</span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Safiye Ayla Targan, döneminde markalaşmış ve yaptıkları ile kişisel markasına katma değerler sağlamış, ardından da sosyal bir marka haline dönüşmüş ve de yeri her geldiğinde gururla anılması gereken önemli bir isimdir. Hem aramızdan ayrılışının 20. yılı olması hem de sosyal markalaşma sürecinin değer yaratımındaki bireysel başarısı ve bizlere örnek teşkil etmesiyle öne çıkar. Youtube’da, TEV tarafından onun adına hazırlatılmış mini belgeselin bir özeti bulunuyor. Zaman ayırıp izlemenizi öneririm.</span></p>
<p class="p6" style="text-align: justify;"><span class="s1">Safiye Ayla Targan önemli, çünkü o öksüz olmasına, yoksulluk içinde büyümesine rağmen yılmadan başarıya ulaşmış ve bu yolda kazandıklarını yine toplumla paylaşmış, gerçek ve örnek bir yaşam öyküsüdür. Safiye Ayla;</span></p>
<ul class="ul1" style="text-align: justify;">
<li class="li6"><span class="s1">Sahneye çıkan ilk Türk kadın solist,</span></li>
<li class="li6"><span class="s1">Eşi Şerif Muhiddin Targan ile Türk Sanat Müziği’ne unutulmaz katkılar yapmış bir idealist,</span></li>
<li class="li6"><span class="s1">Çağdaş Türk Kadını’nın vücut bulmuş hali,</span></li>
<li class="li6"><span class="s1">Türk gençliğinin eğitimi için yaptığı bağış ile dokunduğu gençlerle ülkesine en büyük hizmetlerden birini yapmış bir hayırsever ve vatanseverdir.</span></li>
</ul>
<p class="p6" style="text-align: justify;"><span class="s1">1998 yılı başında aramızdan ayrılan Safiye Ayla Targan’ın burs fonundan 1968’den bugüne kadar yararlanan öğrenci sayısı 650’nin üzerinde&#8230; Yüzde 60’ı kız olan öğrencilerden 98 tanesi halen burs alıyor. Öğrenciler Türkiye’nin çeşitli illerindeki 52 üniversitenin güzel sanatlar, iletişim, konservatuar, eğitim, sinema &amp; televizyon, mühendislik gibi bölümlerinde okuyorlar.</span></p>
<p class="p6" style="text-align: justify;"><span class="s1">Safiye Ayla Targan’lar bitmiyor&#8230; </span></p>
<p class="p7" style="text-align: justify;"><span class="s1">Sanat Güneşi’miz Zeki Müren, Sadri Alışık Onur Ödüllü, tiyatromuzun incilerinden Macide Tanır, </span><span class="s3">Türk radyo reklamcılığının önderlerinden, Sedef Reklam, Miba ve Ebru Reklam Ajanslarının kurucusu Türkân Sedefoğlu, yine Türk tiyatrosunun unutulmaz isimlerinden Nir Asuman Arsan ve kardeşi Yaşar Madalet Arsa&#8230; Kendi alanlarındaki bu markalar TEV’in diğer bağışçıları arasında&#8230;</span></p>
<h2 class="p8" style="text-align: justify;"><span class="s1" style="font-size: 14pt;"><b>Sosyal Marka Nedir, Ne Değildir?</b></span></h2>
<p class="p10" style="text-align: justify;"><span class="s1">Son zamanlarda ülkemizde ‘<b>Sosyal Marka</b>’ denildiğinde, her ne hikmetse ‘sosyal medyada “Account” açan, bir ajansla çalışan, influencer etkinlikleri gerçekleştiren, haftalık çekilişler düzenleyerek takipçilerine TAG’leme karşılığı hediyeler dağıtan marka’ algısı var&#8230; Aman dikkat gençler! <b>Sosyal marka olmak ayrı, sosyal medya markası olmak ayrı </b>konulardır.<b> </b>Sosyal medya, sosyal markanın mesajlarını iletmek için kullandığı kitle iletişim kanallarından sadece biridir. Sosyal marka, içinde bulunduğu toplumun gelişimi için yatırım yapan markadır. Sosyal marka kavramının sosyal medyadan gelmediğini, sürdürülebilirlik, hayırseverlik ve kurumsal sosyal sorumluluktan köklendiği realitesini, iletişim panomuzun en üstteki yerine tekrar sabitleyelim ki, yel eserse yine düşmesin!&#8230;</span></p>
<p class="p6" style="text-align: justify;"><span class="s4">Ş</span><span class="s1">imdi, “<b>Sosyal Marka</b>” konusunu açmadan, önce “Marka değeri nedir?” sorusuna fast food bir cevap vereyim. Çok özetle ve kestirme bir yoldan ‘o markanın bugünkü finansal değeri’ diyebilirim. Kimilerine göreyse şirketin ‘borsadaki değer karşılığı’ markasının değerini veriyor. Mevzu bahsimiz olan bu “<b>Değer</b>” afâki kriterlere göre değil, uzmanlarının bu iş için geliştirdiği formüller çalıştırılarak, hesap makinesinden arşa yükselen ‘şakır şakır’ sesleri eşliğinde belirleniyor. </span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Şimdilik bu değer tanımlamasını bir kenara koyalım&#8230;</span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Evet, bu işin bizi ilgilendiren kısmı nedir? Elbette ki marka değerinin finansal yönü veya bu hesaplamada kullanılan formülleri değil! Esas olanı, yani ‘o değer’i bize neyin / nelerin sağladığıdır.</span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Marka Değerleme Uzmanı <b>Yrd. Doç. Dr. Sayın Ali İhsan Özgür Çilingir</b> diyor ki; <b><i>“</i></b></span><span class="s3"><b><i>Başarılı bir markanın karakteristik özelliği, fonksiyonel ihtiyaçları karşılayan ürüne, çeşitli psikolojik ihtiyaçları da karşılayan ilave değerler ekleyebilmesidir.”</i></b></span></p>
<p class="p13" style="text-align: justify;"><span class="s1">Hah! Burada bir duralım arkadaşlar. Bu ‘ilave değerler’ nedir? Bir büyüteç tutalım&#8230; </span></p>
<p class="p15" style="text-align: justify;"><span class="s1"><b>İÇ SES:</b> &#8211; “Yani şimdi biz binlerce çalışanımızın olduğu koskocaaa şirketimizin koskocaaa fabrikalarında, pazarlama, ar-ge ve üretim ekiplerimizin aylarca, kafa patlatarak, binbiiir zorluklarla hayata geçirdiği ürünleri üreteceğiz. Sonra ambalajlayıp bu ürünleri, yoğun rekabet ortamı içinde, tüm Türkiye’ye ve hatta taaa yurt dışı pazarlara satacağız, sonra da bu zorluklarla kalmayarak, bir de yıllarca yatırım yaptığımız markamızın değerini artırmak için başka başka yatırımlar da mı yapacağız? Değer için&#8230;</span></p>
<p class="p16" style="text-align: justify;"><span class="s1"><b>DIŞ SES:</b> &#8211; “Evet, durum kesinlikle böyle&#8230;”</span></p>
<p class="p17" style="text-align: justify;"><span class="s1"><b><i>“Eskiden markadan beklenen sadece vaat ettiği işlevi yerine getirmesi iken bugün tüketiciler, markaların toplumsal duruşunu, çevre konularına nasıl yaklaştığını, hangi tarz sahibi olduğunu bilmek ve daha birçok konuda bilgi edinmek istiyorlar. Eğer marka, olmak istedikleri “kimlikle” örtüşüyorsa onu kendi repertuarlarına alıyorlar, aksi takdirde markayı reddediyorlar&#8230;”</i> </b></span></p>
<p class="p17" style="text-align: justify;"><span class="s1">Ayrıyeten&#8230; </span></p>
<p class="p17" style="text-align: justify;"><span class="s1"><b><i>“&#8230;Markaların psikolojik, sosyal ve kültürel boyutlarından ayrı bir şekilde incelenmesi mümkün değil. Markaların fiyat ve fonksiyonlarının ötesinde, sınıf ve statü gibi sosyolojik; motivasyon ve alışkanlık gibi psikolojik; zevk ve anlam gibi antropolojik değişkenlerini anlamalıyız. Anlamalıyız, çünkü  markaların kendileri kadar onların bize sunduğu anlamı tüketiyoruz.”</i></b></span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Değerli iletişim ve pazarlama insanı, marka danışmanı <b>Sayın Temel Aksoy</b>’un yalın tarzına daima hayran kalmışımdır. Yukarıdaki alıntıda Temel Bey’in ifade ettiği ve hüüüp diye içimize çektiğimiz çok faydalı bu bilgileri, ben asla aynı yalınlıkta ifade edemezdim. Bu nedenle kendisinden alıntılama yaparak sizler için konuyu desteklemeye ve özetlemeye çalıştım. </span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Artık üretmek ve marka olmak yetmiyor, çünkü artık bunları herkes yapabiliyor! Artık asıl mesele o marka için değerler üretip / sahiplenip, ‘marka değerini’ nasıl artırabilirim ve farklılaşabilirim? bölümünün altını doldurabilmekte. Adım adım ilerlediğimiz yeni yüzyılda makina parkuruna, binaya, betona ve demire yatırım yapmak yerine, markasının değerine yatırım yapan şirketler çoğalıyor. Çoğalmak da zorunda! Neden mi? Çünkü markalar, doğru değerlerle bezendiklerinde tesis yatırımlarının çok daha üzerinde bir rakama alıcı veya ortak bulabiliyorlar. Ve elbette daha pek çok bonus&#8230; </span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Yani şirketler artık fabrikaları için değil, sadece marka değeri için satın alınıyor. Tüketici olarak bizler bir markayı tercih ederken satın alma kararımızda sadece ürün kalitesine, fiyatına, satın aldığımız reel faydaya göre değil marka değerlerini de göz önünde bulundurarak hareket ediyoruz. </span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Şöyle düşünelim, misal; kâğıt grubu temizlik ürünleri alışverişinde ürünün doğada çözülmesi, ekonomisi, yaprak sayısı, yeniden dönüştürülmesi, üretiminde sadece ticari amaçla ekilmiş ağaçların kullanımını önemsiyoruz ama ürün üzerindeki xxx vakfına, derneğine, projesine&#8230; o markayı tercih ederek yaptığımız xx tl’lik yardımı belki daha da çok önemsiyoruz. Veya aldığımız her ürünün bir fidan olarak ekilmesini&#8230; Ödediğimiz paranın bir kısmını da toplum yararına paylaştığı için, o markayla bu noktada bütünleşiyoruz ve o markayı zihnimizde bambaşka bir yerde konumlandırıyoruz.</span></p>
<p class="p6" style="text-align: justify;"><span class="s1"><b>Yönetici Özeti der ki;</b> </span></p>
<p class="p6" style="text-align: justify;"><span class="s1">Kefenin cebi yok be kardeşim! Bir söz var, bilirsiniz belki; “Keser gibi değil, testere gibi olacaksın&#8230; Hem biraz bana, hem biraz sana.” Anlayacağınız paylaşmadıkça, yardımlaşmadıkça, gençlere, hastalara, çocuklara, eğitime, doğaya&#8230; OL &#8211; MAAZ. </span></p>
<p class="p6" style="text-align: justify;"><span class="s1">Haaa! Bu bir al gülüm &#8211; ver gülüm hikâyesi de değildir, bilesiniz. Bir aşk, gönül işidir bizimkisi, yönetim anlayışı ve yaklaşımıdır&#8230;</span></p>
<p class="p6" style="text-align: justify;"><span class="s1">Tersi nedir derseniz; sakil durur üzerinde be gülüm, kemer takmadan giyemezsin o pantolonu, hep düşer çekmek zorunda kalırsın&#8230; Çekmezsen de bir gün, eee kep düşer, kel görünür alimallah!</span></p>
<p class="p6" style="text-align: justify;"><span class="s1">Mutlu, keyifli, sağlıklı, dengeli ve güzel işlerle dolu bereketli bir sonbahar dileklerimle&#8230;</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/sosyal-markada-safiye-ayla-modeli/">Sosyal Marka’da Safiye Ayla Modeli</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/sosyal-markada-safiye-ayla-modeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Marka Kimin Markası?</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/bu-marka-kimin-markasi/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/bu-marka-kimin-markasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yönetici Özeti]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jun 2019 08:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10770</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yolun kenarında bir marka buldum. Eğilip onu yerden aldım ve bağırdım; “Bu marka kimin markası? Sahibi yoksa benimdir!” İçinde yaşadığımız iş dünyasını, şirketimizi, yaşamımızı, ilişkilerimizi daha iyi yorumlamak, sindirmek, yeni...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/bu-marka-kimin-markasi/">Bu Marka Kimin Markası?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1"><b><i>Yolun kenarında bir marka buldum. Eğilip onu yerden aldım ve bağırdım; “Bu marka kimin markası? Sahibi yoksa benimdir!”</i></b></span></p>
<p class="p3" style="text-align: justify;"><span class="s1">İçinde yaşadığımız iş dünyasını, şirketimizi, yaşamımızı, ilişkilerimizi daha iyi yorumlamak, sindirmek, yeni bakış açıları ve yollar keşfetmek, iç sesimizi dinlemek, doğru çözümler üretmek için kaotik ortamımızdan olabildiğince uzaklaşmak her zaman en iyi adımdır. Sıklıkla önerilen ise daha önce hiç gitmediğiniz, tanımadığınız insanların olduğu bir yere gitmek ve doğaya karışmaktır.</span></p>
<p class="p3" style="text-align: justify;"><span class="s1">Bugün, bedenen olamasa bile ruhen siz de öyle yapın. Yaşadığınız yerden çok uzak bir yerde olduğunuzu ve sık bir orman örtüsünün altında, ağaçların kokusunu hissettiğiniz, denize ya da gölün kenarına yakın bir patikada yürüdüğünüzü hayal edin. Biraz zorlarsanız, kuşların sesini bile duyabilirsiniz. Hatta ara ara elinize bir taş alıp, suda sektirmeyi de ihmal etmeyin!</span></p>
<p class="p3" style="text-align: justify;"><span class="s1">Şimdi, lütfen zihninizi olabildiğince boşaltın. Doğanın o muhteşem manzarasına bir kez daha bakıp ardından derin bir nefes alın. Kulağınıza şu soruyu fısıldıyorum; “Evet, yerde bulduğum bu marka&#8230; Kimin markası?” Ve şimdi gözlerinizi kapatıp cevabını düşünün&#8230;</span></p>
<p class="p4" style="text-align: justify;"><span class="s1"><b>Gemiyi önce kim terk eder?</b></span></p>
<p class="p3" style="text-align: justify;"><span class="s1">Gemiyi ilk terkedenlerin çok olduğu bir organizasyon yapısına sağlıklı diyebilir misiniz? Genellikle böyle dağılmalar çoğunlukla krizli ortamlarda, kaosun yoğunlaştığı belirsizlik durumlarında gözlemlenir. Yönetim kademesinin çalışanları ile samimi ve güçlü bir iletişim bağı kurmadığı, amiyane tabirle <b>“al gülüm, ver gülüm”lü</b> zayıf ilişkilerde, çalışanlar arasında bir diyalog ortamının yeşertilmediği, aidiyet duygusunun hissedilmediği ortamlarda gemiyi herkes terk eder.</span></p>
<p class="p3" style="text-align: justify;"><span class="s1">Filmi geri saralım ve sürece kabaca bir bakalım; </span></p>
<p><a href="https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2019/06/pazar-musteri-rakip-tuketici.png"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-10771 aligncenter" src="https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2019/06/pazar-musteri-rakip-tuketici-646x1024.png" alt="pazar müşteri rakip tüketici" width="488" height="774" title="Bu Marka Kimin Markası? 2" srcset="https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2019/06/pazar-musteri-rakip-tuketici-646x1024.png 646w, https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2019/06/pazar-musteri-rakip-tuketici-189x300.png 189w, https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2019/06/pazar-musteri-rakip-tuketici-385x610.png 385w, https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2019/06/pazar-musteri-rakip-tuketici-768x1218.png 768w, https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2019/06/pazar-musteri-rakip-tuketici.png 902w" sizes="(max-width: 488px) 100vw, 488px" /></a></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Tıpkı diğer iletişim süreçlerinde olduğu gibi kurum içi iletişimde de nihai amacımız davranış değişikliğini sağlayabilmektir. Yani şirketin iş amaçlarına ulaşmasını sağlamaktır. Buradaki hedef kitlemiz beyaz ve mavi yakalı çalışanlarımızdır. </span><span class="s2">Çalışanlarla kurulan ilişkiler de organizasyonun stratejik hedefleri doğrultusundaki davranış değişikliklerini oluşturmaya veya istenen davranışların devamlılığını sağlamaya yöneliktir.</span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Grafikte daha kolay bir şekilde analiz edebileceğiniz gibi markayı var edenler, ayakta tutanlar çalışanlar ve o çalışanları koordine eden, organizasyonu yöneten üst düzey yönetimdir. Bu nedenle güçlü ve değerli bir markaya sahip olabilmek için <b>doğru insan kaynakları uygulamaları ile birlikte kurum içi iletişimin</b> </span><span class="s3">en önemli araçlar olduğu</span><span class="s1"> unutulmamalıdır.</span></p>
<p class="p3" style="text-align: justify;"><span class="s1"><b>Çalışanlarımız, velinimetimizdir!</b></span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Başta sorduğum sorunun, sizin de artık tahmin edeceğiniz üzere, cevabını verelim:</span></p>
<p class="p1" style="text-align: justify;"><span class="s1">Bu marka sizin de içinde yer aldığınız <b>BİZ</b>’e aittir. Ne kadar mutlu, güçlü ve motive bir çalışan topluluğu; o kadar güçlü, saygın, dayanıklı <b>MARKA</b> demektir.</span></p>
<p class="p4" style="text-align: justify;"><span class="s1">Gemiyi ilk terkedenlerin az olduğu, hatta hiç olmadığı bir organizasyon yapısının anahtar kelimesi ise “<b>Sadakat</b>”dir. Birlikte üretip, başarıyı birlikte yakalamanın sırrı da, çalışanlar ile birlikte hareket ederek, <b>BİZ</b> olabilmeyi sağlayabilmektir. </span></p>
<p class="p4" style="text-align: justify;"><span class="s1">Bu gözlükle iş dünyasına bir kez daha bakmanızı rica ediyorum. Son dönemde artan kurum içi etkinlikler, şenlikler, kutlamalar, artan yan haklar, ödül programları, motivasyon etkinlikleri sizce boşuna mı? Neolitik dönemdeki sert, az konuşan, çalışanlarla iletişime geçmeyen, hatta gözlerinin içine dahi bakmayan, görüldüğü yerde kaçılan patron modeli modern çağda; çalışanlara liderlik yapmaya çalışan, sosyal etkinliklerde yer alan, kahve molalarında ekibi ile sohbet eden, mangal partilerinde üzerine önlüğü giyip kızarttığı köfteleri servis eden yeni bir modele dönüştü. Tüm bunlar, aslında <b>BİZ</b> olabilmenin doğal gereklilikleri. Doğru yönetim, doğru sonuç getirir!</span></p>
<p class="p4" style="text-align: justify;"><span class="s1">Son olarak; bir tespit daha yapıp, bu sayfayı şimdilik kapatalım. Yine aynı çerçeveden bakmanızı rica ettiğim bir diğer konu, <b>Brand Finance’ın</b> bu ay yayımladığı “<b>Brand Finance Turkey 100 / 2019</b>” raporu. Raporda, Türkiye’nin en değerli ve en güçlü markaları olarak dereceye girenler, sadece finansal değerlemelerden geçmiyor. Raporun ilk sayfalarında, “Marka değerleme raporu nedir?” başlığının altında, hem de ilk sırada <b>“marka ile ilgili şirket içi anlayış”</b> maddesi var. </span></p>
<p class="p4" style="text-align: justify;"><span class="s1">O zaman ne demekmiş? Marka önce kendi doğduğu habitatta kabul görmeli ve desteklenmeliymiş. Yoksa çok para ödeyip bulduğunuz o slogan, tescilli marka unsurlarınız ve marka kimliği yolda bulanındır, bunu baştan kabul edelim.</span></p>
<p class="p3" style="text-align: justify;"><span class="s1"><b>Yönetici Özeti der ki; </b></span></p>
<p class="p4" style="text-align: justify;"><span class="s1">Ne kadar ekmek, o kadar köfte! İlla rapor isteyenlere; işte rapor, işte araştırma&#8230; </span></p>
<p class="p4" style="text-align: justify;"><span class="s1">Siz markanıza sahip çıkmadığınız, değer vermediğiniz ve onun yaşam ihtiyaçlarına yönelik stratejiler oluşturmadığınız sürece, hiçbir ajanstan ürettiği <b>“en baba creative işlerle”</b> markanızı yaşatmasını beklemeyin.</span></p>
<p class="p4" style="text-align: justify;"><span class="s1"><i>2018 yılı şirket hasılatlarının hem miktar hem de kur farkı nedeniyle azaldığı bir yıl olmuş ve en değerli 100 markanın toplam değeri bir önceki yıla göre (27,5 milyar dolar) % 28 azalarak 19,8 milyar dolara gerilemiştir.</i></span><span class="s4"><i>*</i></span></p>
<p class="p4" style="text-align: justify;"><span class="s1">Ekonomik olarak zor süreçlerden geçiyoruz, %28 azalış üzücü bir gerileme olarak görünebilir. Moral bozmak yok. İletişim, marka, reklam yatırımlarına devam. Çünkü krizli dönemleri fırsata çevirebilenler, daima orta – uzun vadede en kârlı olanlardır.</span></p>
<p class="p4" style="text-align: justify;"><span class="s4"><b>*</b></span><span class="s1"><b> Brand Finance Turkey 100 / Haziran 2019 Raporu – Syf. 8<span class="Apple-converted-space">   </span></b></span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/bu-marka-kimin-markasi/">Bu Marka Kimin Markası?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/bu-marka-kimin-markasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rakamlar Konuşuyor; Büyümenin Lokomotifi DİJİTAL!</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/rakamlar-konusuyor-buyumenin-lokomotifi-dijital/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/rakamlar-konusuyor-buyumenin-lokomotifi-dijital/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yönetici Özeti]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Apr 2019 14:36:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10731</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her alandan gelecek iyi haberlere hepimizin çok ihtiyacı var. Ancak özellikle gününün neredeyse 3/2’sini iş ve işle ilgili konularla geçiren ve ekonomiye göbekten bağlı biz iletişimciler için daha da fazla...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/rakamlar-konusuyor-buyumenin-lokomotifi-dijital/">Rakamlar Konuşuyor; Büyümenin Lokomotifi DİJİTAL!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Her alandan gelecek iyi haberlere hepimizin çok ihtiyacı var. Ancak özellikle gününün neredeyse 3/2’sini iş ve işle ilgili konularla geçiren ve ekonomiye göbekten bağlı biz iletişimciler için daha da fazla ihtiyaç var. Peki, lafı uzatmayalım, iletişim sektörü adına iyi haberler var ve ufukta da bu iyi haberlerin devamı görünüyor&#8230;<br />
Reklamcılar Derneği’nin “2018 Medya ve Reklam Yatırımları Raporu” geçtiğimiz günlerde kamuoyu ile paylaşıldı. Rapora göre; ülkemizdeki toplam medya yatırımları bir önceki yıla göre % 2,9 artış göstermiş. Yani şu an ortada 11 milyar 2 milyon TL’lik bir pasta var.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bu pasta içinde mecraların aldıkları payların dağılımı ise şu şekilde;</strong><br />
Medya yatırımlarında en büyük payı %47 ile bir kez daha televizyon kuruluşları alıyor. Dijital mecraların pastadaki payı %28,9’a yükselirken, üçüncü sırada %10,3 ile açıkhava reklamları var. 2017 yılında ikinci sırada yer alan basın yatırımları %19 düşerek %9,5 pazar payı ile 2018’de dördüncü sıraya geriliyor. 2018 yılında televizyonlara yapılan medya yatırımı 3 milyar 875 milyon TL olarak gerçekleşirken, dijital mecralara ise 2 milyar 385 milyon TL’lik yatırım yapılıyor.<br />
2018 yılında, dünya genelinde %4,5 büyüdüğü tahmin edilen toplam medya yatırımlarının %41’i dijital mecralara yapılmış. Dijital büyüme de payını ağırlıklı olarak yazılı basın ve TV’den almış. Ülkemizdeki mevcut durum da buna paralel.<br />
Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Volkan İkiler’in rakamları açıklarken yaptığı konuşma içindeki şu ifadeye katılmamak mümkün değil. “&#8230;Rapora bir iletişim pusulası diyebiliriz. Sürekliliği nedeniyle trendleri ortaya koyan bir değeri var.”</p>
<p style="text-align: justify;">Yeri gelmişken, Reklamcılar Derneği’ne ve raporun oluşturulmasında emeği geçen tüm kişi ve kuruluşlara çok teşekkürler. Gerçekten iletişim sektörünün önünü görebilmesi ve mevcut durumunu yorumlaması adına önemli ve eşsiz bir çalışma ortaya koyuyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Hem globalde, hem de ulusalda medya yatırımları içinde yıldızı parlayan mecranın dijital olması sanıyorum benim gibi sizi de şaşırtmamıştır. Teknoloji yatırımları artmaya devam ettiği ve günlük yaşamda daha çok kullanıcıya ulaştığı sürece, bu pay da düzenli olarak artmaya devam edecektir, nokta.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>EDİTÖRÜM ARIYOR!</strong><br />
Lafı uzatmayalım, uzun yazıları kimse sevmiyor, okumuyormuş&#8230;<br />
Peki, Yönetici Özeti der ki;<br />
Bu araştırmanın pusulası da dijitali işaret ediyor. Amiyane tabirle “iletişim sektörü dijitalden daha çoook ekmek yer.” Ama dikkat! Dijitalde hâlâ gölgede kalan pek çok alan var. İşi her zaman hizmeti en ucuza verene değil, ehline teslim etmeli. Bu mecrada beklediğimiz sonuçlara ulaşmak için, araştırma ve ölçümleme muhakkak klavuzumuz olmaya devam etmeli. Çekinerek ve eli titreyerek yaklaşmaktan söz etmiyorum, mecrayı iç dinamiklerini bilerek ve doğru planlayarak, hesaplayarak ilerlemeyi kastediyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ezcümle;</strong><br />
Evet, medya ve reklam yatırımları pastası son yıllarda -limitli de olsa- büyüyor, bu güzel bir haber ama lâkin, dijital kendi payını sadece bu büyümeden değil, çaktırmadan TV ve yazılı basına düşen dilimden de tırtıklayarak artırıyor. Buna dikkat! Sizce de bu biraz sağ cebimden aldım, sola koydum gibi değil mi? Bu denklemin çözümü için biraz daha inovatif fikirlere ihtiyaç var. Hadi hep birlikte düşünelim&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/rakamlar-konusuyor-buyumenin-lokomotifi-dijital/">Rakamlar Konuşuyor; Büyümenin Lokomotifi DİJİTAL!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/rakamlar-konusuyor-buyumenin-lokomotifi-dijital/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2019’da da İletişim Kazalarına Dikkat!</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/2019da-da-iletisim-kazalarina-dikkat/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/2019da-da-iletisim-kazalarina-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yönetici Özeti]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jan 2019 08:14:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[kriz ve itibar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10636</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha önce hiç yolda yürürken veya merdivenlerden inerken tökezleyip düştünüz mü? Kendinizi düştüğünüz o an nasıl hissettiğinizi hatırlıyor musunuz? İşte iletişim kazaları da tıpkı bu ufak sakarlıklar gibidir. Hem kendinizi...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/2019da-da-iletisim-kazalarina-dikkat/">2019’da da İletişim Kazalarına Dikkat!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p2">Daha önce hiç yolda yürürken veya merdivenlerden inerken tökezleyip düştünüz mü? Kendinizi düştüğünüz o an nasıl hissettiğinizi hatırlıyor musunuz?</p>
<p class="p2">İşte iletişim kazaları da tıpkı bu ufak sakarlıklar gibidir. Hem kendinizi mahçup ve utanmış hisseder, hem de size gülen var mı diye bakarsınız çevrenize. Hatta size gülmeseler bile, üstünüze alınırsınız. Peki, sizi rahatlatayım, merak etmeyin. Bu herkesin başına gelebilir.</p>
<p class="p2">Ancak gerek günlük hayatta, gerekse ticari yaşamda kimse hata yapmayı sevmez ve istemez. Çünkü hataların doğuracağı sonuçlar çoğunlukla öngörülemez niteliktedir. Özellikle de ticari olarak faaliyet gösteren, göz önünde olan markalar ve o markaları var eden şirketler için durum, bizim günlük yaşamımızdan çok farklıdır.</p>
<p class="p2">Kimi hatalar vardır ki pazar payı ve itibar kaybı dışında, yıllarca ve milyonlarca lira yatırım yapılan o markanın varlığının sonlanmasına uzanan kestirmesi güç sonuçlar doğurabilir. Tıpkı iskâmbil kâğıdından yapılmış kulelerin ufak bir esinti ile dağılması gibi, beklenmedik bir etki / rüzgâr üst üste koyduğunuz her şeyi bir anda alt üst edebilir.</p>
<p class="p2">2018 yılının son günlerinde MediaCat Dergisi’nde “2018’in en büyük 5 marka hatası” başlıklı güzel bir makale yayınlandı. Bu makaleden kısa bir süre önce de Marketing Türkiye Dergisi’nde, Kasım ayında Dolce &amp; Gabbana’nın yaşadığı bir başka talihsiz iletişim kazasına yer verildi.</p>
<p class="p2">Gözden kaçıranlar detayları sosyal medyadan öğrenebilir, ama kısaca özetlersek; İtalyan moda devinin Çin pazarı için hazırlattığı reklam videoları Çin’de tartışmalara, ciddi tepkilere ve boykot çağrılarına neden oldu.</p>
<p class="p2">“Chopsticks ile Yemek” başlıklı bir dizi kısa reklam videosunda Çin’li bir model elindeki çubuklarla chopsticklerle geleneksel italyan yemeklerinden pizza, spagetti ve cannoli gibi yemekleri yemeye çalışıyordu. Videolar “DGLovesChina”, “DGTheGreatShow” etiketleri ile paylaşılmıştı.</p>
<p class="p2">Sizce her şey ilk bakışta normal mi?</p>
<p class="p2">Ama Çin toplumu için bu böyle değildi. Videolar ne sempatik, ne de komik bulunmamıştı. Irkçılık, aşağılama, hakaret, küçümseme unsurları olduğu gibi değerlendirmeler yükseldi.</p>
<p class="p2">İletişim mesajlarında kullanılan bazı kültürel öğeler, başka bir toplum / kültür normunda farklı karşılıklara, çağrışımlara tekabül ediyordu. Temel iletişim modeli üzerinden bakarsak; kaynak, mesajını yanlış unsurlarla kurgulamıştı ve alıcılardan beklediğinin dışında bir feedback (geri besleme) almıştı. Sorun kodlamada ve bu kodun alıcılardaki açılımındaydı. Gözden kaçan detaylar, belki zamanlama, istenmeyen önemli bir iletişim kazasına sebep vermiş, ciddi bir kriz yaratmış ve tepkilere neden olmuştu.</p>
<p class="p2">Marka, istemediği, amacını aşan bu durum için hızlıca aksiyon alıp, hatasını kabullendi. Yayımlanan 1 dk 25 sn’lik YouTube videosunda markanın iki kurucusu bizzat konuştular. Çin kültürünü çok sevdiklerini, daha önce pek çok kez ziyaret edip hayran kaldıklarını, yaşadıkları bu talihsiz olaydan unutmayacakları bir ders çıkardıklarını ve bunun bir daha kesinlikle tekrarlanmayacağını ifade ettiler. Videonun sonunda her iki kurucu da aynı anda Çin toplumundan yaptığımız hata için “özür dileriz” dediler. Marka ayrıca D&amp;G&#8217;nin kurucusu Stefano Gabbana&#8217;nın sosyal medya hesabının da hacklendiğini ve buradan paylaşılan hakaret mesajlarının da kendilerine ait olmadığını ifade etti.</p>
<p class="p2">Gerçek şu ki günün sonunda bireyler, markalar, şirketler hatta ülkeler için bile bazen iletişim kazaları kaçınılmaz olabilir. Yönetici Özeti’nin geçmiş bazı yazılarında iletişim yönetiminin, eğitimi ve işi iletişim alanı olan uzmanların ellerine emanet edilmesi gerektiğini söylerim. Altını çizdiğim bu noktayla çelişmemek adına belirtmem gerekir ki; markalar, her ne kadar iletişim profesyonelleri tarafından yönetilseler bile, bu iletişim kazalarıyla karşı karşıya kalmayacaklarının %100 garantisine sahip oldukları anlamına gelmez. Çünkü iletişim kazalarında çok çeşitli nedenler ve etkenler söz konusu olabilir. Siz bir iletişim uzmanı olsanız ve ne kadar dikkat etseniz de; planlama, iletişim kurgusu, süreç veya zamanlamada yönetilemeyen bazı kara noktalar, bozuk sektörler söz konusu olabilir.</p>
<p class="p2"><i>“&#8230;ben bir iletişim kazası yaptım. Tıpkı bir trafik kazasında olduğu gibi kurallara uymadım ve sonuçlarına da katlanmak zorunda kaldım.” </i>Bu ifade sevgili Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’na ait. Raillife Dergisi’nin 2015 Haziran sayısı için yapılmış bir röportajda, sevgili Cüceloğlu iletişim kazalarını çok yalın ve güzel bir dille anlatmış. Ve yaşadığı bir olayı yukarıdaki şekilde tasvir etmiş. Röportaj daha çok insan ilişkileri üzerine olsa bile, profesyonel yaşam ve stratejik iletişim yönetimi adına çıkarılabilecek önemli noktalar yer alıyor. Röportajın tamamına derginin internet sitesinden ulaşabilir ve keyifle okuyabilirsiniz. Yönetici Özeti’nin bu yazı konusu için röportajdan, “hasarsız iletişim için azami kurallar” bölümünü alıntıladım;</p>
<p class="p2"><b>Hasarsız iletişim için azami kurallar; </b></p>
<ul class="ul1">
<li class="li3">• İletişimde üslup, her zaman içerikten üstündür, verdiğiniz sözsüz mesajlara dikkat edin.</li>
<li class="li3">• Önce beyin, sonra ağız devreye girmelidir. Ayrıca bazen susmak da bir iletişim kurma şeklidir.</li>
<li class="li2">• Başkalarının bizi anlamadığını söylemek suçumuzu görmezden gelmektir. Kaza tutanağına kendinizden başlayın.</li>
</ul>
<p class="p2">Bu uzun yazının sonunda <b>Yönetici Özeti </b>der ki;</p>
<p class="p2">Hatasız kul OL &#8211; MAZ! Önemli olan niyettir. Elbette işi ehline teslim etmek gerekir, fakat günün sonunda hatalar da insanlar içindir ve yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Ama tekrarlanmaması için gerekli dersler de muhakkak alınmalıdır. Bir iletişim kazası yaşandığında, bu kimin hatası diye vakit kaybedip krizin derinleşmesine izin vermek yerine, iç süreçleri, analizleri, hesaplaşmaları sonraya öteleyip hatamıza sahip çıkmalı, nasıl telafi edeceğimizi açıklamalı ve nerede hata yaptı isek, açık yüreklilikle dile getirip özür dilemesini bilmeliyiz. Bu yaklaşım, sessiz kalmanın yaratacağı zarar yığınının altında ezilmemizi de büyük ölçüde engelleyecek, en doğru girişim olacaktır.</p>
<p class="p2">Sağlıklı, mutlu, başarılı ve iletişim kazalarından uzak bir 2019 yılı geçirmemiz dilekleriyle&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/2019da-da-iletisim-kazalarina-dikkat/">2019’da da İletişim Kazalarına Dikkat!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/2019da-da-iletisim-kazalarina-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Marka Değeri Olarak “Zeki Müren” Örneği</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/bir-marka-deg%cc%86eri-olarak-zeki-mu%cc%88ren-orneg%cc%86i/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/bir-marka-deg%cc%86eri-olarak-zeki-mu%cc%88ren-orneg%cc%86i/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yönetici Özeti]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Dec 2018 15:29:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[zeki müren]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=10603</guid>

					<description><![CDATA[<p>Google, Sanat Güneşi’miz Zeki Müren’in 87. yaş gününü hazırladığı bir doodle’la kutladı. Bugün pek çok haber sitesi ve sosyal medya kanalında Zeki Müren ile ilgili haberler ve paylaşımlar yer alıyor....</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/bir-marka-deg%cc%86eri-olarak-zeki-mu%cc%88ren-orneg%cc%86i/">Bir Marka Değeri Olarak “Zeki Müren” Örneği</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="page" title="Page 1">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p style="text-align: justify;">Google, Sanat Güneşi’miz Zeki Müren’in 87. yaş gününü hazırladığı bir doodle’la kutladı. Bugün pek çok haber sitesi ve sosyal medya kanalında Zeki Müren ile ilgili haberler ve paylaşımlar yer alıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Aramızdan ayrılışının 23. yılında bile hâlâ gündemimiz içerisine giren ve konuşulan Zeki Müren, sadece Klasik Türk Müziği, sevenleri ve sanat dünyamız açısından değil, biz iletişim profesyonelleri için de mesleki anlamda eşi bulunmaz bir değere sahiptir.</p>
<p style="text-align: justify;">Zeki Müren’in markalaşma sürecinin 1 Ocak 1951 yılında İstanbul Radyosu’nda canlı olarak yayımlanan bir programda verdiği ilk konserle başladığını söylememiz yanlış olmayacaktır. Zeki Müren bu tarihten tam 40 yıl sonra da, yani 1991 yılında, Devlet Sanatçısı ünvanını kazanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Çeşitli kaynaklarda kişisel marka basitçe; “Bireyin öne çıkan vasıflarıyla diğer insanlar üzerinde bıraktığı izlenim” olarak tanımlanır. Zeki Müren, oluşturduğu kendi kişisel markası ve bu markayı istikrarlı ve de doğru bir biçimde yönetmesi ile sürdürülebilir bir nitelik kazanır. Bu, kuşkusuz O’nun sanat dehası yanında, kişisel marka (personal branding) yaratma alanında da sahip olduğu doğal ve üstün kabiliyetinin bir ürünüdür.</p>
<p style="text-align: justify;">Zeki Müren markasına bir başka kaynağın çerçevesinden daha bakalım. Capital Dergisi’nin 2001 yılı Mart sayısında konuk ettiği Kişisel Marka Danışmanı Chuck Pettis, röportajında bize Zeki Müren markasını daha iyi analiz edebilmemiz için önemli ipuçları veriyor. Röportajda kişisel markanın sekiz temel aracı şöyle sıralanıyor;</p>
<p>1-  İsminiz,</p>
<p>2-  Giyim ve Tarz,</p>
<p>3-  Davranışlar,</p>
<p>4-  Etik Değerler,</p>
<p>5-  Saç Stiliniz,</p>
<p>6-  Kişiliğiniz,</p>
<p>7-  Fiziksel Yapı,</p>
<p>8-  Tanınma Biçimi.</p>
<p style="text-align: justify;">Marka Danışmanı Chuck Pettis röportajının 2001 yılında verildiğini tekrar hatırlatalım. Ancak yine de anlık bir yanılsama ile Zeki Müren markasının, yukarıda sıralanan tüm bu temel araçlar doğrultusunda oluşturulduğunu zannedebilirsiniz. Sanki iletişim profesyonellerinden oluşan özel bir ekibin eli değmiş ve onlar tarafından yönetilmiş gibidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Oysa Türkiye’deki ilk Halkla İlişkiler Ajansı, değerli meslek büyüğümüz rahmetli Prof. Dr. Alâeddin Asna tarafından 1974 yılında kurulmuştur. O yıllarda ülkemizde henüz olmayan bir alana yönelerek, ABD Michigan Eyalet Üniversitesi’nin İletişim Sanatları Bölümü’nü bitiren Alâeddin Asna, Türkiye’nin ilk PR uzmanı olmuş ve 1974 yılında A&amp;B Halkla İlişkileri kurmuştur. 1972 yılında da bu yeni mesleğin kurallarını oturtan derneğin kuruluşunda yer almıştır: Türkiye Halkla İlişkiler Derneği.*</p>
<p style="text-align: justify;">Zeki Müren markası, ülkemizdeki ilk halkla ilişkiler ajansının kurumasından tam 22 yıl önce, o günün Türkiye’sinde halkla ilişkilerin, iletişimin, markanın, imajın adının bile geçmediği yıllarda, kısıtlı kitle</p>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 2">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p style="text-align: justify;">iletişim araçlarının var olduğu bir ortamda filizlenmiş ve büyümüştür. Bugünkü iletişim dünyası ile kıyasladığımızda, markalaşma sürecinin çok daha sancılı olduğu aşikârdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Sürdürülebilirlik kavramı genel manada daimi olma yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Bunu kendi sektörümüz özelinde düşündüğümüzde; oluşturduğumuz başarılı markaların, sosyal sorumluluk projelerinin hatta kurumların bile, onlar için yaptığınız tüm yatırımlar sonucunda artık olgunlaşarak sürdürülebilir olmasına, yani artık bizden çıkarak yardımımız ve her hangi bir somut etkimiz olmadan kendi ayakları üzerinde durabilmesine, topluma malolmasına, varlığını belki de büyüyerek, sürdürebilmesine tekabül eder.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yüzden Zeki Müren, hem şahsında hem de sürdürülebilir bir kişisel marka değeri olarak aramızdan ayrılışının 22. yılında dahi aramızdadır. Kendisini rahmet, sevgi ve özlemle anıyoruz&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Son tahlilde Yönetici Özeti der ki; bir marka olabilmenin ön koşulu fark yaratabilecek bir potansiyele, değere, ürüne ve / veya hizmete&#8230; sahip olmaktır. Yani önce işlenebilecek bir temele &#8211; cevhere ihtiyaç vardır. Tüm hikâye buradan başlayabilir. Yukarıda geçen, marka olabilmenin sekiz temel aracı ise ancak bu temel üzerine oturtulursa bir marka doğru formüle edilebilir ve bu model ancak böyle işlerlik kazanır. Tıpkı iletişim sektöründe hep dedikleri gibi&#8230; “benim bunu parlatabilmem için muhakkak bir haber değeri” olmalıdır.</p>
</div>
</div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/bir-marka-deg%cc%86eri-olarak-zeki-mu%cc%88ren-orneg%cc%86i/">Bir Marka Değeri Olarak “Zeki Müren” Örneği</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/bir-marka-deg%cc%86eri-olarak-zeki-mu%cc%88ren-orneg%cc%86i/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
