Brand Week Istanbul’da İkinci Gün: Markaların Geleceği Masaya Yatırıldı

Brand Week Istanbul’da İkinci Gün: Markaların Geleceği Masaya Yatırıldı
Hemen Paylaş

Google aramalarınızda Pazarlama İletişimi’ni daha sık görmek için kaynaklarınıza ekleyin.

Brand Week Istanbul 2026’nın ikinci günü, yapay zekânın insan yaşamındaki yerinden değişen tüketici alışkanlıklarına, kültürün ekonomik gücünden markaların topluluklarla kurduğu ilişkilere uzanan tartışmalara sahne oldu. Hiroshi Ishiguro’nun insansı robotuyla gerçekleştirdiği diyalog ve Visa Global CMO’su Frank Cooper III’ün marka yönetimine ilişkin değerlendirmeleri, günün öne çıkan başlıkları arasındaydı.

Brand Week Istanbul, 14’üncü yılında belirlediği “Türbülans” temasını ikinci gününde de farklı disiplinlerin bakış açılarıyla ele aldı. Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte teknoloji, tüketici davranışları, ekonomi ve kültür alanlarında yaşanan değişimlerin markalar üzerindeki etkileri tartışıldı.

Program boyunca farklı başlıklarda gerçekleşen oturumlar, ortak bir sorunun etrafında şekillendi: Tüketicilerin beklentileri, teknolojiyle kurdukları ilişki ve gündelik yaşam alışkanlıkları değişirken markalar bu dönüşüme nasıl uyum sağlayacak?

Brand Week Istanbul’da İkinci Gün: Markaların Geleceği Masaya Yatırıldı

İnsan ve Makine Arasındaki Sınırlar Yeniden Sorgulanıyor

Günün en dikkat çekici oturumlarından birinde Japon robotik bilimci Hiroshi Ishiguro, kendi görünümünü ve sesini taklit eden insansı robotu Geminoid HI-6 ile sahnede buluştu.

Japonya’dan canlı bağlantıyla katılan robotun kendisini insan olarak tanımlaması, yapay zekâ ve robotik teknolojilerinin geldiği noktayı somutlaştıran anlardan biri oldu.

Ishiguro, insansı robotların gelecekte yalnızca fiziksel görevleri yerine getiren sistemler olarak değil, insanların sosyal ve profesyonel yaşamlarına katılan teknolojiler olarak da değerlendirileceğini anlattı.

Uzaktan yönetilebilen ve yapay zekâ desteğiyle iletişim kurabilen avatarların iş gücü açığının yaşandığı alanlarda kullanılabileceğine dikkat çeken Ishiguro, bu teknolojilerin yaşlı ve engelli bireylerin çalışma hayatına katılımını kolaylaştırabileceğini belirtti.

Oturum, teknolojinin insan davranışlarını taklit etme kapasitesinden daha temel bir tartışmayı gündeme taşıdı: İnsan görünümünün, sesinin ve tepkilerinin yeniden üretilebildiği bir dünyada insanla makine arasındaki ilişki nasıl tanımlanacak?

Brand Week Istanbul’da İkinci Gün: Markaların Geleceği Masaya Yatırıldı

Visa’dan Markalara Yeni Yaklaşım: Önce Topluluk

Visa Global CMO’su Frank Cooper III, “Building Brands That Matter” başlıklı konuşmasında marka yönetiminde kültür ve toplulukların giderek artan rolüne odaklandı.

Cooper’a göre markaların yalnızca ürünlerini tanıtan ve satın alma davranışını teşvik eden bir iletişim anlayışıyla hareket etmesi artık yeterli değil. Tüketiciler, değerleriyle örtüşen ve kendilerini ait hissedebilecekleri topluluklarla ilişki kurmak istiyor.

Bu doğrultuda Cooper, güçlü markaların geleceğini kültür, topluluk ve ticaretin birbirini beslediği bir yapı üzerinden değerlendirdi.

Markaların kültürel gündemlere yalnızca görünürlük kazanmak amacıyla dahil olması yerine, bu alanlara gerçek bir katkı sunması gerektiğini vurguladı. Visa’nın taraftar topluluklarıyla geliştirdiği ilişkiler de bu yaklaşımın örnekleri arasında yer aldı.

Cooper’ın değerlendirmeleri, marka iletişiminin tek yönlü mesajlardan karşılıklı katılımın esas alındığı ilişkilere doğru ilerlediğini ortaya koydu.

Türkiye’de Tüketici Hem Tasarruf Ediyor Hem Markasına Bağlı Kalıyor

Etkinliğin ikinci gününde Türkiye’deki alışveriş alışkanlıklarına ilişkin veriler de paylaşıldı.

Migros One’dan Süreyya Bayraktaroğlu ve gazeteci Mirgün Cabas, tüketici davranışlarındaki değişimi milyonlarca alışveriş sepetinden hareketle değerlendirdi.

Sunulan araştırma bulgularına göre katılımcıların %50’si ay sonunda bütçesini aştığını belirtirken %70’i fiyatı yüksek olsa bile tercih ettiği markaya bağlı kalabileceğini ifade ediyor.

Bu iki veri, ekonomik baskıların tüketici kararlarını etkilediği bir dönemde marka bağlılığının tümüyle ortadan kalkmadığını gösteriyor. Tüketiciler bazı harcamalarını sınırlandırırken kendileri için önemli gördükleri ürün ve markalardan vazgeçmeyebiliyor.

Sağlıklı yaşam eğiliminin alışverişe yansıması da dikkat çekti. Migros’un paylaştığı verilere göre yüksek proteinli ürünlerin satışları son üç yılda yaklaşık üç katına çıktı.

Perakende medyanın gelişimi de oturumların gündemindeydi. Türkiye’de bu pazarın 2025 yılında 6,3 milyar TL büyüklüğe ulaştığı belirtilirken yapay zekâ ajanlarının alışveriş kararlarında daha etkin hale gelmesiyle markaların görünürlük stratejilerinin de değişebileceği değerlendirildi.

E-Ticarette Güven, Fiyat Avantajının Önüne Geçebiliyor

Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır ve Amazon Türkiye Ülke Müdürü Burak Erdem, Türkiye’nin ilk e-ticaret standart indeksi araştırmasının sonuçlarını paylaştı.

Araştırmaya göre tüketicilerin %48’i ürün orijinalliğini, %45’i hızlı ve sorunsuz teslimatı, %41’i ise ürün çeşitliliğini temel beklentileri arasında gösteriyor.

Katılımcıların %69’unun yalnızca %10’luk bir indirim için güvendiği alışveriş platformunu değiştirmeyeceğini belirtmesi, e-ticarette rekabetin fiyatın ötesinde şekillendiğine işaret ediyor.

Bu bulgular, markalar ve perakendeciler açısından güvenilir hizmet deneyiminin yalnızca müşteri memnuniyetini artıran bir unsur değil, tüketici tercihlerini korumaya yardımcı olan stratejik bir değer olduğunu gösteriyor.

Uzun Yaşam Ekonomisi Yeni Pazarları Şekillendiriyor

UK National Innovation Centre for Ageing Direktörü Nicola Palmarini, nüfusun yaşlanmasıyla birlikte ortaya çıkan yeni tüketici ihtiyaçlarına dikkat çekti.

Palmarini, Türkiye’de 2050 yılına kadar 60 yaş üzerindeki nüfusun toplam nüfus içindeki payının yaklaşık %23’e ulaşabileceğini belirtti.

Uzun yaşam ekonomisinin yalnızca sağlık hizmetlerinden ibaret olmadığını vurgulayan Palmarini’ye göre gıda, moda, konut, ulaşım ve teknoloji gibi pek çok sektör, insanların daha uzun ve aktif yaşamalarına yönelik yeni çözümler geliştirmek durumunda kalacak.

Bu yaklaşım, markaların yaş gruplarını geleneksel tüketici segmentleri olarak değerlendirmesinin ötesine geçerek insanların değişen yaşam koşullarına odaklanmasını gerektiriyor.

Kore Dalgası: Kültürel Etkiden Ekonomik Değere

Kültürün uluslararası ticaretteki rolü, Güney Kore örneği üzerinden ele alındı.

K-pop, K-drama, K-beauty ve K-food gibi alanlarda oluşan küresel ilginin arkasında yalnızca popüler içeriklerin değil, yaratıcı endüstrilerle ticaret arasında kurulan güçlü ilişkilerin bulunduğu vurgulandı.

KOTRA Pazarlama Direktörü Joseph Lee, oyuncu ve yapımcı Murat Cemcir, BUMM Creator Content Company Kurucusu Fatih Kınacı ve LG Beauty’den Frannie Chen‘in katıldığı oturumda Türkiye’nin kültürel üretim potansiyeli de değerlendirildi.

Tartışmalar, Türkiye’nin güçlü dizi üretim altyapısı, yaratıcı içerikleri ve gastronomi kültürüyle uluslararası pazarlarda daha geniş bir ekonomik değer yaratabileceğine odaklandı.

Belirsizlik Çağında Strateji ve Güven

Oxford Saïd Business School’dan Dr. Trudi Lang, kurumların stratejik planlama süreçlerinde geleceğe ilişkin varsayımlarını sorgulaması gerektiğine dikkat çekti.

Lang’a göre şirketlerin yalnızca gerçekleşmesini bekledikleri koşullara göre hareket etmesi önemli riskler barındırıyor. Alternatif senaryolar geliştirmek ve stratejileri farklı olasılıklara hazırlamak, belirsizliğin arttığı dönemlerde daha fazla önem kazanıyor.

Günün bir diğer tartışması ise yapay zekâ çağında dijital güvenlikti.

Ozan Sihay ve Garanti BBVA Teknoloji Kurumsal Güvenlik Genel Müdür Yardımcısı Tuna Özken, görüntü ve ses taklitlerinin giderek daha gerçekçi hale geldiği bir ortamda geleneksel doğrulama yöntemlerinin sınırlarını değerlendirdi.

Tanıdık bir yüzün veya sesin artık tek başına güvenilirlik göstergesi sayılamaması, hem bireyler hem de kurumlar açısından yeni güvenlik yaklaşımlarını gerekli kılıyor.

Marka Sevgisi Her Zaman Uzun Yıllar Gerektirmiyor

Brand Week Istanbul’un ikinci gününde MediaCat ve Ipsos iş birliğiyle gerçekleştirilen Türkiye’nin Lovemark’ları 2026 araştırması da gündemdeydi.

Pelin Özkan, Doç. Dr. Özgür Bolat ve Hayal Dilara Dinç‘in katıldığı oturumda, tüketicilerle sınırlı bir süre ilişki kuran markaların nasıl güçlü duygusal bağlar oluşturabildiği tartışıldı.

Bebek bezi kategorisinde Molfix’in araştırmada en yüksek vazgeçilmezlik skoruna ulaşması, marka sevgisinin yalnızca uzun süreli kullanım deneyimiyle açıklanamayacağını gösteren bir örnek olarak ele alındı.

Araştırmada Migros’un hem süpermarket hem de online market kategorilerinde ilk sırada yer alması da dikkat çekti.

Markalar İçin Ortak Gündem: Değişime Uyum Sağlamak

Brand Week Istanbul’un ikinci günündeki tartışmalar, birbirinden farklı sektörlerin benzer sorularla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu.

Yapay zekâ insanla teknoloji arasındaki ilişkiyi değiştirirken ekonomik koşullar tüketici tercihlerini, kültürel hareketler ise markaların yeni pazarlara ulaşma biçimlerini yeniden şekillendiriyor.

Bu ortamda şirketler için yalnızca teknolojik gelişmeleri takip etmek veya değişen trendlere hızla uyum sağlamak yeterli olmayabilir. Tüketici güvenini korumak, topluluklarla anlamlı ilişkiler geliştirmek ve farklı gelecek senaryolarına hazırlanmak da stratejik önem taşıyor.

Brand Week Istanbul’un ikinci gününden çıkan ortak mesaj, değişimin hızına yetişmek kadar bu değişimin insanlar için ne anlama geldiğini kavramanın da önemli olduğuydu.

 

Migros Grubu'nda Üst Düzey Atama: Cem Tanır Yeni Görevinde

Migros Grubu’nda Üst Düzey Atama: Cem Tanır Yeni Görevinde

Önceki
Borusan'ın 5 Şarj'ında Yeni Dönem: Deniz Emre Dağ Genel Müdür Oluyor

Borusan’ın 5 Şarj’ında Yeni Dönem: Deniz Emre Dağ Genel Müdür Oluyor

Sonraki
Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir