MediaCat ve Ipsos iş birliğiyle gerçekleştirilen Türkiye’nin Lovemark’ları araştırmasının 2026 yılı kazananları, Brand Week Istanbul’da düzenlenen törenle ödüllerine kavuştu. Türkiye genelinde 2 bin tüketicinin katılımıyla hazırlanan araştırma, 16 kategoride en sevilen markaları belirlerken tüketici tercihlerinde güven, duygusal yakınlık ve marka performansının nasıl bir araya geldiğine de ışık tuttu.
Bir markanın tüketicinin zihninde yer edinmesiyle hayatında vazgeçilmez bir konuma ulaşması her zaman aynı anlama gelmiyor. Bilinirlik, ürün kalitesi ve güvenilirlik satın alma kararlarında önemli rol oynasa da tüketicilerle kurulan duygusal bağ, markaların uzun vadeli konumunu belirleyen unsurlar arasında yer alıyor.
MediaCat ve Ipsos tarafından gerçekleştirilen Türkiye’nin Lovemark’ları 2026 araştırması, marka sevgisinin bu çok katmanlı yapısını ortaya koyuyor.
2007’de ilk kez gerçekleştirilen ve 2009’dan bu yana düzenli olarak tekrarlanan araştırmanın bu yılki kazananları, 5 Kasım’da Brand Week Istanbul sahnesinde ödüllerini aldı.
Törende MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan, araştırmanın kapsamını ve öne çıkan sonuçlarını paylaşırken Ipsos Türkiye’den Özge Sönmez de tüketici tercihlerini şekillendiren faktörlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Marka Sevgisi, Güvenin Ötesinde Şekilleniyor
Türkiye’nin Lovemark’ları araştırması, tüketicilerin bir markaya yönelik bağlılığını yalnızca bilinirlik veya memnuniyet üzerinden değerlendirmiyor.
Markaların tüketicilerin zihnindeki yeri, yarattıkları duygusal yakınlık, beklentileri karşılama düzeyleri ve vazgeçilmez olarak görülüp görülmedikleri birlikte ele alınıyor.
Ipsos Türkiye’den Özge Sönmez, törende yaptığı değerlendirmede marka güveninin tüketici tercihleri açısından kritik bir unsur olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını vurguladı.
Ipsos’un Türkiye’deki Marka Sağlığı Araştırmaları (BHT) veri tabanından elde edilen analizler de güven ile marka arzusu arasındaki ilişkinin sanıldığı kadar doğrudan olmadığını gösteriyor.
Bu bulgular, markaların tüketicilere yalnızca güvenilir ürün ve hizmetler sunmasının ötesine geçerek gündelik yaşamda anlamlı bir yer edinmesi gerektiğine işaret ediyor.
Özellikle birbirine yakın ürün ve hizmetlerin rekabet ettiği kategorilerde, tüketicinin zihninde güçlü bir konuma sahip olmak kadar olumlu deneyimler yaratmak ve duygusal bağlılığı sürdürebilmek de önem kazanıyor.
Türkiye’nin En Sevilen Markaları 2026
MediaCat ve Ipsos araştırmasının sonuçlarına göre 16 kategorinin Lovemark markaları şöyle sıralandı:
- Akaryakıt: Shell
- Ambalajlı Su: Erikli
- Bebek Bezi: Molfix
- Beyaz Eşya: Arçelik
- Çamaşır Suyu: Domestos
- Çikolata Kaplamalı Gofret: Ülker
- E-Ticaret: Trendyol
- Online Yemek Siparişi: Yemeksepeti
- Kahve: Kurukahveci Mehmet Efendi
- Kredi Kartı: Bonus (Garanti BBVA)
- Online Market: Migros One
- Pizza: Domino’s
- Saç Bakım: Elidor
- Salça: Tat
- Süpermarket: Migros
- Ütü: Philips
Kahve ve Akaryakıt Kategorilerinde Liderlik Değişti
Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, uzun yıllardır takip edilen kahve ve akaryakıt kategorilerinde lider markaların değişmesi oldu.
Kahve kategorisinde Kurukahveci Mehmet Efendi, akaryakıtta ise Shell bu yılın Lovemark markası olarak öne çıktı.
MediaCat’in araştırmaya ilişkin değerlendirmesine göre her iki kategorideki liderlik değişimi, kısa süreli bir sıçramadan ziyade yıllara yayılan kademeli ilerlemelerin sonucunda gerçekleşti.
Bu durum, marka sevgisinin yalnızca büyük kampanyalarla kısa sürede oluşturulan bir avantaj olmadığını; tutarlı marka deneyimi ve uzun vadeli iletişim çalışmalarıyla gelişebildiğini gösteriyor.
Diğer yandan kredi kartı ve salça gibi kategorilerde markalar arasındaki rekabetin oldukça yakın seyretmesi, mevcut liderliklerin korunmasının da sürekli çaba gerektirdiğine işaret ediyor.
Araştırmada bazı rakip markaların duygusal yakınlık veya performans algısı bakımından liderlerden daha güçlü olabilmesi, marka bilinirliği ile tüketici bağlılığının her zaman aynı yönde ilerlemediğini ortaya koyuyor.
Kültürel Bağ ve Gündelik Alışkanlıklar Önem Kazanıyor
Türkiye’nin Lovemark’ları araştırmasında öne çıkan bir diğer konu, markaların tüketicilerin günlük yaşamlarında edindikleri yer.
Özge Sönmez, Kurukahveci Mehmet Efendi ve Molfix örnekleri üzerinden yerel markaların kültürel yakınlık ve tüketici deneyimiyle geliştirdiği ilişkiye dikkat çekti.
Özellikle köklü tüketim alışkanlıklarıyla ilişkilendirilen kategorilerde, bir markanın yıllar içinde oluşturduğu tanıdıklık hissi ve kullanıcı deneyimi, duygusal bağlılığın gelişmesine katkı sağlayabiliyor.
Araştırmanın yaş gruplarına ilişkin sonuçları ise bu bağlılığın kuşaklar arasında aynı biçimde oluşmadığını gösteriyor.
İncelenen 15 kategorinin 13’ünde, lider markayı vazgeçilmez bulan 15–24 yaş grubunun oranı 45 yaş üzerindeki tüketicilerden daha düşük çıktı.
Gençlerin daha güçlü bağlılık gösterdiği istisnalar ise e-ticaret ve online yemek siparişi kategorileri oldu.
Bu sonuç, markaların genç tüketicilerle ilişki kurarken onların gündelik alışkanlıklarını, kullandıkları dijital hizmetleri ve deneyim beklentilerini dikkate almasının önemini ortaya koyuyor.
Araştırma Markalara Ne Söylüyor?
Lovemarks 2026 sonuçları, marka liderliğinin tek bir performans göstergesine indirgenemeyeceğini hatırlatıyor.
Tüketicinin aklına ilk gelen marka olmak güçlü bir avantaj sağlasa da bu konumu sürdürmek için ürün performansı, güven, kullanım deneyimi ve duygusal yakınlığın birbirini desteklemesi gerekiyor.
Özellikle rekabetin yoğun olduğu kategorilerde tüketici tercihleri küçük farklılıklarla şekillenebiliyor. Bu nedenle markalar açısından asıl mesele yalnızca satın alma anında tercih edilmek değil, zaman içerisinde yeniden tercih edilmeyi sağlayan ilişkiyi geliştirmek.
Türkiye’nin Lovemark’ları 2026 araştırmasının öne çıkardığı temel gerçek de burada yatıyor: Marka bilinirliği tüketicinin zihninde yer açabilir ancak kalıcı bağlılık, o yerin anlamlı bir ilişkiye dönüşmesiyle güçleniyor.
Araştırma Nasıl Gerçekleştirildi?
Türkiye’nin Lovemark’ları 2026 araştırması, MediaCat öncülüğünde Ipsos tarafından yürütüldü.
Türkiye’yi temsil edecek şekilde oluşturulan örneklemde, 15–55 yaş aralığında ve kadın-erkek dağılımı eşit olan 2 bin kişiyle bilgisayar destekli telefon görüşmeleri (CATI) gerçekleştirildi.
Araştırmada 16 farklı kategori değerlendirilirken markaların zihin payı, duygusal yakınlığı, tüketici beklentilerini karşılama düzeyi ve vazgeçilmezlik algısı dikkate alındı.
Sonuçlar, 2016 yılında yenilenen analiz yaklaşımı doğrultusunda Yapısal Eşitlik Modellemesi (SEM) kullanılarak hesaplandı.






