<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ahmet Burak Özsayın &#8211; Pazarlama İletişimi Platformu</title>
	<atom:link href="https://pazarlamailetisimi.com/yazar/ahmetburak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://pazarlamailetisimi.com</link>
	<description>Pazarlama, Reklamcılık, İletişim ve Dijital Dünya!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Oct 2018 13:49:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://pazarlamailetisimi.com/wp-content/uploads/2022/01/cropped-pazarlama-iletisimi-icon-32x32.jpeg</url>
	<title>Ahmet Burak Özsayın &#8211; Pazarlama İletişimi Platformu</title>
	<link>https://pazarlamailetisimi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Pazarlama Hikayesi</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/pazarlama-hikayesi/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/pazarlama-hikayesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Burak Özsayın]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jan 2018 15:43:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlama hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[satın alma süreci]]></category>
		<category><![CDATA[timoti]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici davranışı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=9814</guid>

					<description><![CDATA[<p>Otomobil alırken duygusal davranabilir miyiz? Belki satın alırken mantık beynimizi en çok konuşturduğumuz ürünlerden biridir otomobil. Bunun bilincinde olan otomobil markaları, özellikle yerelde fiyat indirimleri ve kampanya haberleri ile dolduruyorlar...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/pazarlama-hikayesi/">Pazarlama Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Otomobil alırken duygusal davranabilir miyiz? Belki satın alırken mantık beynimizi en çok konuşturduğumuz ürünlerden biridir otomobil. Bunun bilincinde olan otomobil markaları, özellikle yerelde fiyat indirimleri ve kampanya haberleri ile dolduruyorlar tüm iletişim mecralarını. Oysa daha önceden buradaki yazılarda ve diğer birçok kaynakta gördüğünüz gibi insan denilen varlık salt mantık beyniyle hareket etmiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yazı nasıl doğdu? Benim görüşüme göre eğer bir sorunun kaynağını kavrayamazsanız, neticelerinin yarattığı küçük sorunları çözmeniz sadece günü kurtarır. Kime, nasıl dokunacağımızı anlayamadıktan sonra onlarla iletişim kurmaya çalışmanın bir anlamı olabilir mi? İşte bu yazı bu iki olgunun ayrımını gösterebilmek için yazıldı. Herkes için zor olan bir süreç olan iş arama sürecinde olduğumdan her görüşmede kendimi yeniden, yeniden ve yeniden anlatmam gerekiyor. Yıpratıcı bir uğraşı! Özellikle demin bahsettiğim gibi çoğu markada rutinleşmiş iletişim çalışmalarına sorgulayıcı bir gözle baktığınız anlaşıldığında size uzaylı gibi bakabiliyorlar. Kendi görüşümü biraz daha somutlaştırmam gerektiğini anladım. Artık görüşmelerin rutin sorularından sıyrıldıktan sonra &#8220;Buraya X marka otomobilimle geldim. Dizel, 110 beygir, 110.000 km&#8217;de, kazasız, 45.000 TL&#8217;ye satıyorum ama size 40.000 TL olur. Aşağıda şimdi inip bakmak ister misiniz?&#8221; diyorum. &#8216;Nereden çıktı şimdi bu?&#8217; der gibi bakıyorlar doğal olarak. Onlara kendilerine söylediklerimi gazetede, dergide, internet sitesinde, sosyal medyada, televizyonda, radyoda yayınlanan/yayımlanan otomobil reklamlarında her gün rastladıklarını ama böyle tepki vermediklerini çünkü görmezden geldiklerini belirtiyorum. Günümüzde iletişimin bu kısır kalıplara hapsedildiğini gösterdikten sonra bir yerde okuduğum ama kaynağını (dolayısıyla yazıyı) bulamadığım için tekrardan özgün bir şekilde yazdığım aşağıda bulunan hikayeyi okuyorum;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Kızıma söz vermiştim! Üniversiteyi kazandığında 2. el küçük spor bir araba alacaktım. Paramız kısıtlıydı ve açıkçası onun istediği gibi bir araba bulabileceğimden emin değildim. Sonuç olarak bütçeme en uygun ve en temiz arabayı buldum ancak bu araba geniş bir aile arabasıydı. Arabayı evin önüne çekip anahtarı kızıma uzattığımda korktuğum başıma geldi; Adeta küçük bir kız çocuğuna döndü, kızgınlıktan suratı kızardı. Bana söyleyemediği iyi dileklerini içinden geçirdiği çok belliydi. Anahtarı elimden alırken; &#8220;Ben bunu okulun önüne nasıl çekeceğim acaba? Çocuğum mu var benim?&#8221; dedi. Ben soğuk kanlılığımı yitirmeden; &#8220;Gel bir de içini gör, 4-5 arkadaşına bile yer var. Bence alışınca çok seveceksin.&#8221; dedim. Kızım direksiyonun başına, ben yan koltuğa kuruldum ve her tarafına bakmaya başladık ama hayal kırıklığımı gizleyemiyordum. Hangi baba kızını mutlu etmek istemez? Onun istediği her şeyi almak isterim, her baba gibi&#8230; Ancak imkanlar&#8230;&#8221; Torpido gözünü açtığımda bir zarf buldum, üzerinde &#8216;Timoti&#8217;nin yeni arkadaşına&#8221; yazıyordu ve ağzı kapalıydı. Kızım arabanın yeni sahibi olduğuna göre arabadan çıkanlar onundu artık. Zarfı kızıma uzattım. &#8220;Sanırım bu sana.&#8221; Zarfı açtı, içinden bir mektup çıktı ve sesli olarak okumaya başladı.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Merhaba Timoti&#8217;nin yeni arkadaşı. Sana adınla hitap etmek isterdim ancak seni tanıyamayacağım için bu asla mümkün olmayacak. Timoti, senin yeni arabanın adı. Seni çok rahatsız etmiyorsa ona bundan böyle ismiyle seslenmeni rica ederim. Sana bu mektubu yazdım çünkü benim ve ailemin ona verdiği değeri bilmeni, ona en az bizim kadar değer vermeni istiyorum. Timoti&#8217;yi alana kadar üretim bantlarından inen diğer kardeşlerinden bir farkı yoktu, büyük ihtimal şu ana kadar sana da öyle geliyordur ama Timoti farklıdır. İlkokul çağında iki çocuğum var, arka koltuktaki sarı lekeler için özür dilerim ama o lekeler bizim onlarla Timoti&#8217;nin içinde kahkahalarla yediğimiz abur cuburların lekeleri. O lekelere baktığımda çocuklarımın kahkahalarını duyabildiğime yemin ederim ve zor zamanlarda onların kahkahalarını duymaya ihtiyacım vardı, bu sebeple temizlemedim. Direksiyonda yüzüğümün bıraktığı izler mevcut. Ayrılmayı hiç istemediğim ama başkasıyla olduğunu öğrendiğimde çıkarıp attığım yüzüğün izleri onlar. Acı mı? Kesinlikle, elim direksiyonda gezinirken o izleri hissettmek acı veriyordu ancak bu benim hayatım ve tatlısı kadar acısı da var! İnsan acıdan kaçmak yerine üzerine gitmeli, böylece daha büyük acılar için bilersin kendini. Kısacası, bekar bir anne olarak zor olan hayatımı kolaylaştıran ender kişilerden biriydi Timoti. O&#8217;na Timoti dedim çünkü o; Yağmur yağdığında kenara çekip dertleştiğim dert ortağım, boşandıktan sonra direksiyonuna yumruklar attığım çilekeşim, çocuklarımın yüzünde güller açtıran deniz gezilerimizin sessiz kahramanı, kapımın önünde her daim hazır ambulansım (çocukların varsa bunun kıymetini biliyorsundur, yoksa da olunca bunun önemini anlayacaksın). Yani o bizim ailemizin bir ferdi hatta büyük bir ferdi ve tanıdığım en güzel aile ferdinin adını verdim ona; Tim, benim babam! Daha genç bir kızken kaybettiğim babamın yanımızda olmasını istediğim her zaman Timoti yanımızdaydı. Sırdaşım oldu, oyun arkadaşım oldu, onunla güldüm ve onunla ağladım. İstediğim zamanlarda tehlikelerle dolu bu büyük dünyayı, tehlikesiz küçük bir dünyaya çevirdi; Tıpkı bir babanın kızına yapacağı gibi. Şimdi çocuklarımın eğitim masrafları için Timoti&#8217;den son bir iyilik istedim ve sana gitmesini rica ettim. Sözlerimi çok uzattım biliyorum, umarım Timoti sana da iyi bir aile ferdi olur. Senin yepyeni maceralarında yardımcı olacağına eminim, birbirinize iyi bakın! Sevgilerimle&#8230; İmza; Timoti&#8217;nin eski dostu ve kızı.&#8221; Kızım direksiyonun başında nemli gözlerle mektubu sıkı sıkı tutuyordu. Bana baktı ve sarıldı, nemli gözlerin artık yaş akıttığını hissedebiliyordum. &#8220;Baba, çok teşekkür ederim; hem yanımda olduğun için hem de Timoti&#8217;yle tanıştırdığın için.&#8221; Küçük spor araba alabilseydim kızımın bu kadar sevineceğini hayal edemiyorum. Üniversite yılları boyunca kızım Timoti&#8217;yi asla bırakmadı. Timoti ile maceralara atıldı, arkadaşlarıyla ülkeyi dolaştı. Her tanıştığı insana onun hikayesini anlattı ve insanları bu büyünün içine dahil etti. Ama şimdi İngiltere&#8217;de okumak için Timoti&#8217;den son bir iyilik istedi. Kızım bir mektup yazdı ve torpido gözüne koydu. Ne yazdığını okumadım ve sormadım ne de olsa o mektup Timoti&#8217;nin yeni yol arkadaşına, yeni ailesine yazılmıştı.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Bu hikayeyi okuduktan sonra &#8220;Eğer Timoti şu an aşağıda desem onu görmek ister miydiniz?&#8221; diye soruyorum. Özellikle bayanlar Timoti&#8217;yi görmek isteyeceklerini söylüyorlar, aslında hikayenin kahramanları göz önüne alındığında bu çok doğal bir durum. Burada önemli olan konu insanların Timoti&#8217;nin fiyatını sormaması! Yani mantık beyni ile birebir ilişkilendirdiğimiz metanın, mantık beyninden uzaklaştırılması söz konusu.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki siz Timoti ile tanışmak ister miydiniz? Hikayenin kahramanı kızın bıraktığı mektup mu? O mektup ancak Timoti&#8217;nin yeni arkadaşı olursanız sizindir:)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/pazarlama-hikayesi/">Pazarlama Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/pazarlama-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pazarlama Ne Zaman Gereklidir?</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/pazarlama-ne-zaman-gereklidir/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/pazarlama-ne-zaman-gereklidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Burak Özsayın]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2017 07:31:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlama ne zaman gereklidir]]></category>
		<category><![CDATA[ürünün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=9737</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir şey, onu görüyorsak anlam kazanıyor! Çok güzel bir manzaranın karşısında sevgiliniz ile birlikte duruyorsunuz. Yeşillikler içinde, küçük bir şelale, akan küçük derenin üstünde kendi gibi küçük tahta bir köprü...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/pazarlama-ne-zaman-gereklidir/">Pazarlama Ne Zaman Gereklidir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bir şey, onu görüyorsak anlam kazanıyor! Çok güzel bir manzaranın karşısında sevgiliniz ile birlikte duruyorsunuz. Yeşillikler içinde, küçük bir şelale, akan küçük derenin üstünde kendi gibi küçük tahta bir köprü ve belki ileride gözüken dağlar&#8230; Manzara şahane sanki Bob Ross&#8217;un fırçasından çıkmış gibi, peki ama biz o manzarayı görmezken de o manzara güzel değil miydi? Siz oraya gitmeden bir gün önce güzel değil miydi orası, sizin gittiğiniz gün mü güzelleşti?</p>
<p style="text-align: justify;">Biz Eski Dünya insanlarının domates ile tanışması görece çok yenidir. Domates, Amerika kıtasının keşfi ile ortaya çıkmıştır çünkü o zamanlarda sadece Amerika&#8217;da yetişmekteydi. Domates Eski Dünya insanları için bir şey ifade etmiyordu ancak o zamanlarda Yeni Dünya&#8217;nın yerlileri domatesi yiyerek bu güzelliğin keyfini çıkarıyorlardı. Bu zevki onlardan acı bir şekilde çaldık oysa rica etsek bence bizimle paylaşırlardı, neyse konumuza dönelim. Anlayacağınız üzere biz domates ile tanışmadan önce de domates kırmızı ve suluydu ancak biz onu tanıdıktan sonra güzelliğine varabildik. Bu durum domates için bir değişiklik değildi!</p>
<p style="text-align: justify;">Newton yer çekimini bulmadan önce de yer çekiyordu ancak bunu anlamamız için Newton&#8217;un kafasına bir elmanın düşmesini bekledik. Sonra Einstein bu fikri geliştirerek durumu uzay-zaman ile açıkladı, yarın başka bir şekilde açıklanmayacağının garantisi yok! Sonuçta elimizde olana bakacak olursak, bu açıklamalar olmasa da yer yüzünde yaşamaya devam edebilecektik. Bizim onu açıklayıp açıklayamamamız evrenin pek umrunda değil, o bildiğini okumaya devam edecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Nereden çıktı bu örnekler? İletişimin ve pazarlamanın öneminden çıktı. Muhteşem bir ürün hayal edelim ve bu ürün ile ilgili pazarlama çalışmalarının ya yapılmadığını ya da yeterli şekilde yapılamadığını düşünelim. Bu ürünün muhteşemliği, insanlar ondan haberdar olmadığı veya görmediği sürece bir şey ifade etmez. Aslına bakacak olursak bu hayali ürünümüze &#8216;harika&#8217; dememiz de sakıncalıdır çünkü bilinmeyen bir şeye &#8216;muhteşem&#8217; diyemeyiz, sonuçta ona &#8216;muhteşem&#8217; nişanını takacak olanlar insanlardır. Biz ürünümüzü göstermeden önce o sadece; biz gitmeden bir gün önceki manzara, Eski Dünya tanımadan önceki domates ve Newton&#8217;un başına elma düşmeden önceki yer çekimidir.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İyi ürün kendini satar!&#8221;, &#8220;Ürünün iyi oldukça insanlar seni bulur!&#8221; gibi tabirleri sizler de duymuşsunuzdur. Peki ya biz Yeni Dünya&#8217;da yetiştirdiğimiz muhteşem domateslerimizi Eski Dünya&#8217;ya satmak isterken, onların Amerika kıtasından haberi bile yoksa?</p>
<p style="text-align: justify;">Kim bilir kaç tane güzel ürün-hizmet sırf insanlar onları göremediği için yok olup gitti? Şimdi bir daha soralım; Pazarlama-iletişim gerekli mi?</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/pazarlama-ne-zaman-gereklidir/">Pazarlama Ne Zaman Gereklidir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/pazarlama-ne-zaman-gereklidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Blogların Büyüsü</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/bloglarin-buyusu/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/bloglarin-buyusu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Burak Özsayın]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Oct 2017 08:01:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital Dünya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=9639</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı iletişimciler &#8220;Bloglar öldü&#8221; diyor! 2000&#8217;ler ile birlikte bir blog çılgınlığı hasıl olmuştu. İnsanlar Çılgın Bediş&#8217;in her bölüm sonundaki günlüğü gibi (liseliler bilmez, hatta üniversiteliler de bilmez) istedikleri her konuda...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/bloglarin-buyusu/">Blogların Büyüsü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bazı iletişimciler &#8220;Bloglar öldü&#8221; diyor! 2000&#8217;ler ile birlikte bir blog çılgınlığı hasıl olmuştu. İnsanlar Çılgın Bediş&#8217;in her bölüm sonundaki günlüğü gibi (liseliler bilmez, hatta üniversiteliler de bilmez) istedikleri her konuda yazabilecekleri, daha da önemlisi bu yazdıklarını okutabilecekleri bir mecra elde etmişlerdi. Bloglar güzeldi, ilgi çekti çünkü özellikle reklamlardan arınmış bir dünya vaadi vardı. Burada maddi çıkarlar söz konusu değildi ve yazar kimseye bağlı olmadan dilediğini, dilediği şekilde yazabiliyordu. İşte okuyucuları çeken taraf buydu! Sonrasında tabi bu ilgi patlamasına duyarsız kalamayan iletişim profesyonelleri devreye girdi ve bloglar da profesyonelleşti.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir yazarın tek başına karşısındaki profesyonellerden kurulu dev kadrolarla baş etmesi pek mümkün değildi ve kişisel bloglar giderek azaldı.<br />
Günümüzde gördüğümüz bloglar genel olarak gezi, moda ve makyaj üzerine kurulu. Bu durumu yaratanın büyük oranda sosyal medya trendleri olduğu açık. Yani blogların ilk zamanlarındaki gibi online günlük temasında bloglar bulmak artık neredeyse imkansız.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki blogların ölüm fermanını verelim mi? İşte bu yazının asıl sorusu budur!<br />
Bir markada pazarlama uzmanı olarak çalıştığım dönemde dijital ajanslar ile yaptığımız toplantılarda istinasız olarak blogun önemi vurgulandı. Ancak bu toplantılarda değinilen önem, tüketiciler/insanlar ile kurulacak iletişim yerine seo&#8217;ya katkısı çerçevesindeydi. &#8220;Blog önemli, seo uyumlu içerikler ile güzel trafik sağlarız ve aramalarda üst sıralara çıkarız. Bizim arkadaşlar sizin için içerikler oluşturur.&#8221; İşte geldik yine işlerin profesyonelleşerek, amatör ruhun kaybolmasına. Tamam, benim o dönem temsil ettiğim marka için bunu yaptırabilecek gücümüz vardı ki ben buna bile karşıyım. Mantık beyni yine duygusallığı araç olarak kullanma eğiliminde. Oysa biz biliyoruz ki pazarlamanın özü duygulara hitap etmektir.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Nereye varacaksın Burak?&#8221; Sanırım niye bu yazıyı yazmak istediğimi söylemenin zamanı geldi. Çoğu insan artık biliyor ki ben girişimciliğe önem veren biriyim ve isterse işim profesyonel olsun yine de girişimci gözlüğümü takarak işlerime bakmaya çalışırım.</p>
<p style="text-align: justify;">Yani buraya kadar anlattıklarımdan girişimciler nasıl faydalanabilir? Profesyonelleşen her alanda, amatör ruhu olan insanlara avantajlar vardır. Bana danışan tüm girişimcilere önerdiğim bir şeydir blog yazmaları. &#8220;Ben ne yazacağım? Ben yazamam!&#8221; Bu gelen ilk tepkidir. Onlara önerim ise kendilerini ve markalarını anlatmaları. Tabi beklentim bir cv oluşturmaları değil! Siz bu girişimi bir amaç için oluşturdunuz; hayatı kolaylaştırmak, kaliteli ürün sunmak, aile bütçelerine katkı sağlamak&#8230; Ayrıca bu girişiminiz sırasında çokça zahmete katlanıp, birçok engelle karşılaştınız. İşte benim bir girişimcinin blogundan beklentim bunları öğrenmektir. Tüketici zihnimde, bilinen dev markalardan ayrı konumlandırmam için sizi ailemden biri gibi görmeliyim. Çoğu insan gibi ailemin fertlerini çok seviyorum çünkü doğduğumdan beri benim için yaptıkları feragatleri, büyütmek için katlandıkları zorlukları, benim için kurdukları hayalleri, her şeyin en iyisini yaşamam için çabalamalarını biliyorum ancak sizin, benim için yaptıklarınızı bilemeden markanızı nasıl sevebilirim?</p>
<p style="text-align: justify;">Bir işe başladığımızda, bizden büyüklere öykünürüz ve onlar gibi olmak isteriz. Bu durum aynı çocukluğumuzda ebeveynlerimize özenmemize benziyor. Oysa kendimize baktığımızda ebeveynlerimizden çok farklı olduğumuzu görebiliyoruz; biz başarılarımızı onlardan farklı şekilde elde ediyoruz çünkü bireysel başarı için herkese uyan bir yol yok! Bunu yadırgamayız ancak dediğim gibi, markalar için başarının büyükler gibi olmaktan geçtiğini düşünürüz. Rakibiniz istediğiniz kadar büyük olsun, ona yenilmemenizi sağlayacak en büyük etkeniniz insanlarla sıcak ilişki kurabilme kabiliyetinizdir. Bu kabiliyetinizin gösterebileceğiniz en güzel ortam ise (başta olumsuzluklarını yazsam da) blog ve ona bağlı sosyal medya hesaplarıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir yerde mantık duyguların önüne geçtiyse, bunu terse çevirebilenler kazanır!</p>
<p>Görsel kaynak;<br />
http://jestman.com/wp-content/uploads/2016/07/blog.jpg</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/bloglarin-buyusu/">Blogların Büyüsü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/bloglarin-buyusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pazarlamada Hikaye Etkisi</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/pazarlamada-hikaye-etkisi/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/pazarlamada-hikaye-etkisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Burak Özsayın]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Sep 2017 15:16:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[küçük prens]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlamada hikaye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=9307</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir markanın veya ürünün hikayesinin olması her zaman için artı etki yaratır ancak bu konuda dikkat etmemiz gereken unsurlar bulunmakta, şimdi hep beraber düşünelim. Bir masal anlatıcısı (örneğin anne ve...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/pazarlamada-hikaye-etkisi/">Pazarlamada Hikaye Etkisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bir markanın veya ürünün hikayesinin olması her zaman için artı etki yaratır ancak bu konuda dikkat etmemiz gereken unsurlar bulunmakta, şimdi hep beraber düşünelim.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir masal anlatıcısı (örneğin anne ve babamız) masalı anlattığında bizler kendimizi masalın kahramanı ile özdeşleştiririz, masalı anlatan kişi ise önemsizleşir. Örneğin bir süper kahraman filminde (eğer mesleki olarak yakınlığınız yoksa) filmin yönetmeni, set çalışanı ile kendinizi özdeşleştirmezsiniz. Bu süper kahraman hikayesi (filmi) ile ürün satmak istesek, bunu en kolay sağlayacağımız unsur süper kahramanın kullandığı eşyalar veya hikayede bulunan objeler olarak belirtebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Game of Thrones dizisinin fanları evlerinde bir demir tahta hayır demeyeceklerdir veya Batman hayranları Batmobil kullanmak için deli olacaklardır. Peki bu etkide yatan tek faktör hikayeyi anlatmak mıdır? İlk olarak tabi hikaye ilgi çekici olmalıdır. Bu görüşüme kimse aksi bir görüş belirtmeyecektir ancak şimdi söyleyeceğim biraz tartışmalı; hikaye kitle yaratmalı yani hayranları bulunmalı. Hikayenin kitlesi olmalı çünkü insan sahip olduğu eşyaları sadece kendisi için istemez. Eşyalarımızın günümüzde bize sağladığı en önemli avantaj statü göstergesidir. Elde ettiğim eşyanın statü değeri, eğer başka insanlar tarafından bilinmiyorsa sıfıra yakındır. Örneğimize dönecek olursak Game of Thrones hayranının evine aldığı demir taht annesi tarafından saçmalık olarak görülür ancak başka bir GoT hayranı tarafından kıskanılacak, özenilecek ve eşyanın statü değeri sahibine bu şekilde hissettirilecektir.<br />
İkinci varsayımım tartışmalı demiştim çünkü bunu savunduğumda insanlar çok tipik bir örnekle gelirler karşıma; &#8220;Ay&#8217;dan gelen taşlarla yapılan bir eşyanın hikayesi olacaktır ve bu hikaye ürün sahibi ile ürün arasında kalacaktır.&#8221; Öyle olmayacaktır! Ay binlerce yıldır insanlığın ilgisini çeker, Ay ile ilgili hikayeler ile büyümüşüzdür ve oraya gitmek çoğu kişinin hayalidir. Sizin elinizde onun bir parçası varsa, insanların ilgisini çekmek için sadece o eşyanın kökenini söylemeniz yeterli olacaktır. Yani Ay&#8217;ın da hikayeleri ve o hikayelerin büyük bir kitlesi mevcuttur.</p>
<p style="text-align: justify;">Küçük Prens hayranıyım ve bana göre insanları insanlara anlatan en güzel hikayedir, kesinlikle &#8216;çocuklar için&#8217; denilerek sınıflandırılmamalıdır. Bir fuarda küçük oyma tahtadan bir biblo gördüm, biblo Küçük Prens&#8217;in başında anlatılan &#8216;Şapka mı, fil yutmuş yılan mı?&#8217; sorusuna atıfta bulunan fil yutmuş yılanı (kitapta çizimi bulunduğu şekliyle, yazının başında görselde çizimi görebilirsiniz) göstermekteydi. O ürün karşısında o kadar heyecanlandım ki, hayranı olduğum hikayenin bir parçası kanlı canlı karşımdaydı. Bunu evime koyarsam benim gibi hikayenin hayranlarının dibi düşecekti, hikayeyi bilmeyenlere ise Küçük Prens&#8217;in muhteşemliğinden bahsedebilecektim ve onlar da okuduğunda biblomu kıskanacaklardı. Fuara iş için gittiğimden dolayı sonra uğramak üzere oradan ayrıldım ancak işim bitip geri döndüğümde biblonun başka bir Küçük Prens hayranı tarafından satın alındığını öğrendim. Benim bu küçük hikayemde anlatmak istediğim, bibloyu gördüğümde hızlıca kafamdan geçenlerdi; Küçük Prens artık fenomen olmuş bir hikayedir, büyük bir kitlesi vardır ve bundan dolayı onun bir parçasını temsil eden biblo sayesinde insanlara statümü gösterebileceğimi düşündüm. Açıkçası birisi ile heyecanımı paylaşamadıktan sonra o ürünün hikayesi pek bir önem taşımıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yazımda ürün-hizmet pazarlamasında hikayenin önemi ile birlikte hikayede olması gereken unsurlar üzerine düşünmek için bir kapı açmaya çalıştım. Umarım bu yola başvurmak isteyen arkadaşlara bir ipucu verebilmişimdir.</p>
<pre>Görsel kaynak;
http://2.bp.blogspot.com/-XX6rVcLAzqg/VJIWjkCg6hI/AAAAAAAAAFw/flML-VjYbYk/s1600/8451664806_1fc9ea9d7e_z.jpg</pre>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/pazarlamada-hikaye-etkisi/">Pazarlamada Hikaye Etkisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/pazarlamada-hikaye-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya Reklamı Nasıl Olmalı?</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/sosyal-medya-reklami-nasil-olmali/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/sosyal-medya-reklami-nasil-olmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Burak Özsayın]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Aug 2017 11:33:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=9274</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal medya hayatımıza girdiğinden beri hepimizin yaşamına yön vermeye başladı. Bunun doğal sonucu olarak reklamları bu mecralarda görmeme gibi bir lüksümüz yoktu. Diğer klasik ve dijital mecralara göre uygun ve...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/sosyal-medya-reklami-nasil-olmali/">Sosyal Medya Reklamı Nasıl Olmalı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sosyal medya hayatımıza girdiğinden beri hepimizin yaşamına yön vermeye başladı. Bunun doğal sonucu olarak reklamları bu mecralarda görmeme gibi bir lüksümüz yoktu. Diğer klasik ve dijital mecralara göre uygun ve her bütçeye uyan opsiyonları sayesinde özellikle küçük ve girişimci işletmeler için bulunmaz bir nimet gibiydi. Peki artık olgunluk sürecinde olan bu sosyal mecralarda reklam vermek mantıklı mı? İnanın küçük işletmeler kadar büyük markalar da aynı soruyu kendilerine soruyorlar. Tam olarak sosyal medya reklamları olarak ayırmasa da dünyanın en büyük reklam verenlerinden olan P&amp;G dijital reklam bütçesini büyük oranda düşürmüştü ve geçen günlerde bir açıklama yaparak bu kararlarının satışlarında olumsuz bir etki yaratmadığını belirttiler. Ne kadar doğru söylerler orası tartışılır ancak benim görüşüm de en azından sosyal medya reklamları için onlarla paralellik gösteriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki hemen meşalelerimizi alıp cadı avına başlayalım mı? Durun arkadaşlar, o orağı kim getirdi? Sosyal mecralara hemen saldırmaya gerek yok, önce dönüp bir kendimize bakmalıyız. Her işletmenin ilk amacı kar sağlamaktır, tamam buna varım ancak bu ilk amaç gözlerimizi kör ediyor. Çoğu sosyal medya reklam vereni ürünü hemen satmaya yönelik reklamlarla çıkıyor insanların önüne. Yani demek istediğim, ürün-fiyat-indirim-satın al butonu&#8217;ndan oluşan hemen para peşine düşen reklamlar. Peki sosyal medya kullanıcısı ne için geliyor o mecraya bunu düşünüyor muyuz? Orası avm değil! Avm&#8217;ye gelen insanlar alışveriş yapmaya gelir ancak sosyal medya böyle bir yer değil.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsanlar sosyal medyaya adı üstünde olduğu gibi sosyalleşmeye, bilgi edinmeye, hava atmaya, dedikodu yapmaya geliyor ve biz karşılarına &#8220;ya benim ürünüm var, bak indirim de yaptım hadi alıver be!&#8221; diye çıkıyoruz. Hadi tanınan markaların güzel indirimler ile müşteri yaratma şansı olabilir ancak küçük ve girişimci markalar için bu çok zor. Daha önce belirttiğim gibi bu durumu büyük-küçük diye ayırmaya gerek yok, tüm markalar için sosyal medya reklamlarını daha aktif kullanmanın yolları mevcut. Kendimize sormamız gereken ilk soru; Ben insanlara ürün dışında ne sunuyorum? Bir hayat görüşüm var mı veya ideallerim? Niye markamız sosyal medyada? Markamızın sosyal medyada olmasının nedeni sadece ürün satmak mı? Diğer markalar da var diye mi varız? İnsanlar bizi niye takip etsin? Anlatabiliyor muyum demek istediğimi? Yani siz karşınızdakini salt para olarak görürseniz onun kendini korumaya geçmesi doğal değil mi? Bu sadece sosyal medya için de geçerli değil, günlük hayatımızda da biri karşımıza sadece ürün satmak için çıkıyorsa bunun arkasında bir pislik olabilir diye düşünürüz ki siz bunu sosyal mecrada başarmaya çalışıyorsunuz.</p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle sosyal medyanın ruhunu anlamak gerekiyor, orada bilgiler ve düşünceler paylaşılıyor. E ne yapalım? İçerik üreteceksin, çok kaçtın üretmemek için ama yapacak bir şey yok! Sana milyonlarca, milyarlarca insan veriyorlar onlara söyleyebilecek hiçbir şeyin yok mu? İçerik konusunda hazır satın almalar var, onu da ayrıca belirtmek isterim ki bu bir çözüm değildir belki çalıştığınız ajans varsa destek alabilirsiniz ama içeriklerin marka tarafında oluşturulması taraftarıyım. Şimdi varsayalım ki bu süreçleri atlattık, aktif olarak ürünümüz ile ilgili olabilecek içerikler üretiyoruz. Bu demektir ki hedef kitlemizin ilgisini de çekebilecek içerikler var elimizde. Şimdi sosyal medya reklamını bu içerikler ile harmanlayalım ve ağımıza hedef kitlemizde bulunan daha çok insan çekmeye çalışalım.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu süreç bir yazıda anlatılabilecek kadar basit değil maalesef ancak yapmaya çalıştığım sosyal medya reklamlarına bakış açınızı değiştirmek. Evet, şu an kullandığımız haliyle sosyal medya reklamlarına başarısız diyebiliriz ancak belirttiğim gibi sosyal medyanın amaçlarına uygun şekilde kullanıldığında sosyal medya reklamlarının başarısız olduğunu söyleyemeyiz. Klasik medyanın dinamiklerine aşina insanlar için bu mecra hala çözülemedi ve çözülemediği için kötüleniyor. Küçük ve girişimci markalar için ise bu durum tam bir fırsat çünkü devlerin bakmadığı veya önemsemediği alanlar bizim çöplüğümüzdür artık, yeter ki oyunu kurallarına göre oynayalım!</p>
<pre>Görsel kaynak;
https://www.youronlinemechanic.co.uk/wp-content/uploads/2016/04/effectiveness-paid-social-media-advertising.jpg</pre>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/sosyal-medya-reklami-nasil-olmali/">Sosyal Medya Reklamı Nasıl Olmalı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/sosyal-medya-reklami-nasil-olmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zihinlere Ulaşan Reklam</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/zihinlere-ulasan-reklam/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/zihinlere-ulasan-reklam/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Burak Özsayın]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jul 2017 11:44:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[fiat tempra]]></category>
		<category><![CDATA[özgün]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[reklam mesajları]]></category>
		<category><![CDATA[reklamcılık]]></category>
		<category><![CDATA[reklamda mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=9261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşıtlarımın küçüklüğünde hayran olduğu araçlardan biri şüphesiz Fiat Tempra&#8217;ydı. Tasarımı ve donanımı o dönemki rakiplerinden daha iyiydi ancak bizler için Tempra&#8217;yı unutulmaz yapan elektronik göstergeleriydi. Geleceğe Dönüş&#8217;ün başrolünde gibi hissetmemizi...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/zihinlere-ulasan-reklam/">Zihinlere Ulaşan Reklam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yaşıtlarımın küçüklüğünde hayran olduğu araçlardan biri şüphesiz Fiat Tempra&#8217;ydı. Tasarımı ve donanımı o dönemki rakiplerinden daha iyiydi ancak bizler için Tempra&#8217;yı unutulmaz yapan elektronik göstergeleriydi. Geleceğe Dönüş&#8217;ün başrolünde gibi hissetmemizi sağlardı. Sanırım büyüklerimiz de bizden farklı düşünmüyordu ki Tempra o dönemin en popüler aracı olmuştu. Bu başarılı ürünün başarısında katkısı olan bir unsur daha vardı; Reklam filmi. &#8216;Babam Öyle Diyo&#8217; reklamını unutmak mümkün mü? Peki üzerinden on yıllar geçen bu reklamı neden unutmuyoruz? Soruyu genelleştirirsek, neden ilginç/kreatif/yaratıcı reklamlar unutulmuyor?</p>
<p style="text-align: justify;">Etrafımızı saran elektronik eşyalar akıllandıkça bizlerin de salt aklımızla hareket ettiğimizi düşünmeye başladık. Özellikle marka temsilcileri ajansları ile bu konuda ters düşmelere doyamıyor. Ajanslar rüştlerini ispatlamak için yaratıcılığa önem verirken, marka tarafı olabildiğince mesajını hatta mesajlarını vermeye çalışıyor. Bu halat çekme yarışı sonucunda iki tarafın dedikleri de tam olmadan ortaya hibrit bir reklam çıkıyor. Bu konuda kim haklı? Bu sorunun tam bir cevabı yok ancak konuyu yorumlayabiliriz. İlk olarak günümüz insanına bakacak olursak zamanı kısıtlı, reklamlara ilgisini kaybetmiş, reklamlarda söylenenlere temkinli yaklaşan bir insan ile karşılaşırız. Bu insana bir şey söylemek istiyorsanız öncelikle bir &#8220;Heey ben burada bir şey anlatıyorum, bana bak!&#8221; demeniz gerekiyor. Bunu sağlamanın yolu ise ajansların dediği gibi yaratıcılıktan geçiyor. Tempra reklamını size nasıl hatırlattım? Size &#8220;Ya bir Tempra reklamı vardı aracın güvenli olduğunu, az yaktığını, performanslı olduğunu anlatıyordu.&#8221; deseydim hatırlayacak mıydınız? Yıllar önceki reklamı hatırlatmak için kullandığım unsur o reklamın yaratıcı kısmıydı. İşte şimdi Viyana&#8217;nın kapıları açıldı, mesajlarımızı verebiliriz ancak kötü bir haberim daha olacak sizlere&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İnsanlar reklamlarda verilen mesajları hatırlamıyorlar! Bu yazıyı okuyorsanız büyük ihtimal bu alana ilgi duyan birisi veya profesyonelsiniz ve bu sebeple bu tezimi doğru bulmuyor olabilirsiniz ancak bu tezi normal bir vatandaş olarak düşünün, yorgun argın eve gelmişsiniz haber veya dizi izleyeceksiniz araya giren reklamların mesajlarına dikkat eder misiniz? Hemen enseyi karartmayalım, insanlar verdiğimiz mesajı kelimesi kelimesine hatırlamamalarına rağmen yaratıcı-ilgi çekici (Viyana&#8217;nın kapısını açan) reklamlarda verilen mesajları alt benliklerine depoluyorlar. Yani eğer reklamı izleyenlerin mesajlarınızın katibi olmasını beklemiyorsanız amacınıza yine ulaşmış oluyorsunuz. Son paragrafıma geçmeden önce biraz konu dışı da olsa şunu belirtmek isterim; Biz ne zaman reklam filminin açılışında marka logosu ve sloganı göreceğiz? İnsanların dikkatlerinin en yoğun olduğu zamanı kaçırıyoruz, bunu bir düşünün derim.</p>
<p style="text-align: justify;">Açıkçası yaratıcılık ile mesajı beyinlere kazımak arasında büyük bir bağ var gibi gözüküyor. Bunun en büyük nedeni olarak ise insanların görmekten bıkkınlık duyduğu reklam klişelerini görüyorum. İnsanlar sıradanlıktan-aynı işlerden o kadar sıkılıyorlar ki biraz farklı bir reklamla karşılaştıklarında fazlaca dikkat kesiliyorlar. Sırf bu bıkkınlık bile çok ilginç sonuçlar doğuruyor! Bir dönem ardısıra gelen kadın cinayetlerine karşı reklam kuşağında tüm kanallarda ekranlar bir dakikalığına karardı. Hiçbir mesaj vermemesine rağmen insanlar reklam vereni araştırmaya başladı ve sonunda Filli Boya olduğunu öğrendiler. Yaratıcı mıydı? Elbette yaratıcı, özgün, amaca uygundu. Bu sayede reklam Viyana&#8217;nın kapılarını kırdı, sadece bir ekran karardı ve zihinler aydınlandı.</p>
<pre>Görsel kaynak;
https://whereisfernanda.files.wordpress.com/2016/03/poster_becreative__07716-1427737174-1280-1280.jpg</pre>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/zihinlere-ulasan-reklam/">Zihinlere Ulaşan Reklam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/zihinlere-ulasan-reklam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kahvemi Değiştirmek İçin Sebep Arıyorum</title>
		<link>https://pazarlamailetisimi.com/kahvemi-degistirmek-icin-sebep-ariyorum/</link>
					<comments>https://pazarlamailetisimi.com/kahvemi-degistirmek-icin-sebep-ariyorum/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Burak Özsayın]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jul 2017 07:07:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://pazarlamailetisimi.com/?p=9230</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan beyni muhteşem hızlı bir yapı. Gelişen bilime ve teknolojiye rağmen hala tam olarak çalışma prensibini çözemedik ancak iletişimcilerin yararlanabileceği bazı ipuçları yok değil. Ben teorilerimi kurarken en güvendiğim deneğe...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/kahvemi-degistirmek-icin-sebep-ariyorum/">Kahvemi Değiştirmek İçin Sebep Arıyorum</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İnsan beyni muhteşem hızlı bir yapı. Gelişen bilime ve teknolojiye rağmen hala tam olarak çalışma prensibini çözemedik ancak iletişimcilerin yararlanabileceği bazı ipuçları yok değil. Ben teorilerimi kurarken en güvendiğim deneğe başvururum; kendime!</p>
<p style="text-align: justify;">Yorucu bir günün ardından evde hızlıca yaptığım granül kahve benim vazgeçilmezimdir ve bu kahvenin markası en çok tercih edilen kahve markasıdır. Kendime şu soruyu çokça sorarım; &#8220;Ne olursa, rakipleri bana ne derse, nasıl bir pazarlama çalışması olursa granül kahvemin markasını değiştiririm?&#8221; Kendime sorduğum bu soruyu çok severim çünkü yıllardır bu sorunun tam cevabını bulamadım, bu durum da bana yepyeni düşüncelerin kapısını açmıştır. Bu sorunun benim için güzel olmasının ana nedeni ise granül kahve markamdan yıllardır vazgeçememiş olmamdır. Aracımın tüm özelliklerinden memnun değilim, evimin de öyle&#8230; Yani aracım ve evim ile ilgili şikayetlerimin çözümünü bulmuş rakipler beni çok güzel kandırabilir, bu konuda iknaya tamamen açığım ancak bu ürünlere nazaran çok daha denemeye açık olmam gereken granül kahvede aynı durumu yaşamıyorum. Yazının başında beyinden bahsettik madem o konuya geri dönelim. Granül kahve markam beynimde nasıl kodlanmış olabilir?</p>
<p style="text-align: justify;">Beynimiz hızını kısa yollara borçlu, ben kahvemden şikayetçi olmadığım için kahve markam ile ilgili bir kısa yola sahibim. Evde kahvem bitip markette kahve reyonuna gittiğimde kısa yolum devreye giriyor ve elimde aynı marka kahve ile kasanın önünde buluyorum kendimi. Ancak aynı kısa yolu &#8216;Daha iyisi var mı acaba?&#8217; kodlu ürünlerde kullanamıyorum. Bu biraz sıkıntılı oluyor çünkü hızlı zamanlarda yaşıyoruz ve bu durum benim zamanımı çalıyor. Diyebiliriz ki şikayetli olunan bir ürünün, rakibinin pazarlamasını yapmak kolay. Peki ben neden kahveye bu kadar taktım? Bazen şöyle düşünüyorum; &#8220;Ya benim daha fazla seveceğim bir kahve markası o kahve reyonunda varsa ama ben onu göremiyorsam, onun iletişimi benim ilgimi çekememişse.&#8221; Birkaç sene önce bir granül kahve markası çıktı ve slogan olarak &#8216;Şimdi hak ettiğiniz kahve&#8217; gibi bir şey kullandı. Bir tüketici olarak benim kullandığım pazar lideri markayı hedef aldığını anlayabiliyordum, bu bende sinir oluşturdu. Sinirlenmiştim çünkü kendi kahvemden bir şikayetim olmamıştı, şimdi nereden çıkmıştı &#8216;hak ettiğim kahve&#8217;, yani ben doğru karar verememiş miydim? Bir gün o yeni markayı da denedim ancak ne kadar ön yargıyla yaklaştığımı anlatamam ve sonuç tahmin edebileceğiniz gibi o marka için hüsranla bitti. Amaç &#8216;denettirmek&#8217; denir, işte ben bu tecrübeden dolayı buna katılamıyorum. Benim düşünceme göre amaç sadece denettirmek değil, denettirirken heyecan yaratmaktır ve bu aslında kolayca yakalanabilir bir duygudur.</p>
<p style="text-align: justify;">İlk defa denediğimiz ister bir ürün olsun ister bir tecrübe olsun otomatik olarak heyecan hissederiz, oysa o kahve markası direkt bana ve tercihlerime saldırarak o heyecanı yok etmişti. O markanın ürününü ilk ve son kez almamın nedeni sadece ona yanıldığını kendi içimde kanıtlamak içindi. &#8216;Evet Burak aferin bak onun dediği gibi değilmiş sen doğru olanı alıyormuşsun.&#8217; Konu biraz dağıldı şimdi toplamaya çalışalım. Yeni marka ile daha denemeden kanlı bıçaklı olmamın esasına inersek sloganı ile benim beynimde oluşturduğum kısa yolu keskin bir şekilde yok etmeye çalışmasıydı. Bu tür çabalar çoğunlukla boşa çıkacaktır. Bu durumun örneklerini yaşlı insanlarda görebilirsiniz, yaşlı insanların geniş bilgi ve tecrübe birikimleri vardır ve dolayısıyla beyinlerinde oluşan kısa yollar gençlere nazaran çok daha fazladır. Yaşlılarda zaman zaman şikayet ettiğiniz &#8220;inat&#8221; aslında bu kısa yollardan kaynaklanabilir, aynı benim daha iyi bir kahve varken onu görememem gibi. Yani siz yaşlı bir insanın kısa yoluna doğrudan hedef aldığınızda, kısa yolu daha da güçlendirirsiniz ve ortaya &#8220;inat&#8221; diye tabir ettiğiniz direnç çıkar. Son zamanlarda &#8216;konumlandırma artık işe yaramıyor&#8217; diyenler ortaya çıktı ancak benim kahve markam ve yeni rakibinde yaşanan olayda eksik olan parça &#8216;konumlandırmaydı&#8217;. Bir kısa yola bir marka hükmedebiliyor gördüğümüz gibi, yani rakibinizin kısa yolundan gidemezsiniz veya onu yok etmeye çalışırsanız direnç görüp daha çok güçlenmesine sebep olursunuz. Ancak üzülmeyin, insan beyni sürekli yeni kısa yollar yaratabilecek kapasitede. Konumunuzu rakibinizden ayrıştırarak tüketicilerin beyinlerinde yeni kısa yollar kurabilirsiniz. Ve unutmadan, kendi kısa yolunuzu sadece bir reklam filmi ile sağlayamazsınız.<span class="m_8788215296254671633Apple-converted-space"> </span></p>
<pre>Görsel kaynak;
http://www.royalcupcoffee.com/sites/default/files/images/blog/brainloading.png</pre>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com/kahvemi-degistirmek-icin-sebep-ariyorum/">Kahvemi Değiştirmek İçin Sebep Arıyorum</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://pazarlamailetisimi.com">Pazarlama İletişimi Platformu</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://pazarlamailetisimi.com/kahvemi-degistirmek-icin-sebep-ariyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
