Köşe Yazıları

Yavrum Sen Bekarsın 2 Programlısı Yeter!

Günümüzde yoğun bir beyin göçü yaşanmakta, üniversiteyi veya okulunu bitiren yeni nesil daha büyük şehirlere göç etmektedir. Bu durum beraberinde bir çok marka için yepyeni fırsatların oluşturmakta ve doğru iletişimle hedef kitleyi daha rahat ikna edebilmenize olanak sağlamaktadır.

Eğer okul sonrası iş hayatı başlangıcında  ailenizin yanında yaşamıyor veya ciddi bir birikiminiz bulunmuyorsa öncelikli paylaşımlı bir evde yaşamaya başlayıp, 2 – 4 yıl gibi bir süreden sonra daha yüksek bir gelir seviyesine ulaştığınızda artık yeni yaşam ve ihtiyaçlar dönemine girmeye başlıyorsunuz, işte tam bu dönemde henüz evlilik kararınız yoksa veya herhangi bir sebeple  tek başınıza yaşamaya karar verdiyseniz yeni bir alışveriş deneyimi için hazırsınız demektir.

Metropol şehirde kendinize özel yeni bir hayat kuracaksanız  gelirinize uygun bir ev kiralamakla yeni sürecinize başlarsınız. Sonraki adımda kiralanan eve yeni beyaz eşyalar alma sürecine girersiniz anneniz veya tecrübeli bir aile büyüğünüz tam süreçte  size koçluk etmeye hazırdır.

Öncelikle gelir seviyenize veya iletişim kültürünüze uygun olan markaları taramaya ve kampanyaları veya hediyeli satışları takip etmeye başlarsınız. Yoğun bir araştırma dönemine girmişsinizdir artık. Kafanızdaki markayı belirledikten sonra size koçluk yapan yakınınız ile birlikte mağazaya girdiğiniz andan itibaren “-eğer müşteri deneyimi süreçlerine hakim ve önemine sahip bir marka ise -“ sizi en uygun şekilde karşılayacaktır. Ve ihtiyacınızı algılamak adına anahtar sorularla sizi yönlendirecektir. Ülkemizde süreçler oldukça kompleks şekilde yürümektedir. Mağazaya giren müşteri; “şimdi bu eleman kesin satmak istediği ürün hangisi ise onu bana satmaya çalışacak” diye düşünürken, satış personeli ise “bunlar bu ürünü alırlar mı ki? hımm stokta geçen yılın ürünü kalmıştı belki bunu satmak için iyi bir fırsat olabilir” şeklinde düşünmeye başlayabilirler. Gerçek bir müşteri deneyimi eğitimi almış satış danışmanı karşısındakine bu hislerin hiç birini yaşatmayacaktır. Satış danışmanı kişi sizin ihtiyacınızı öğrendikten sonra size uygun ve daha doğru  önermeler sunmaya başlayacaktır. Bu süreçte satış danışmanının yönelteceği sorular çok önemlidir. Eğer yanlış soru ile sürece başlarsa negatif bir deneyime merhaba demek zorunda kalınabilir. Bazı yanlış soru öbeklerini şu şekilde düşünebiliriz; “ne kadarlık bir bütçeye sahipsiniz?, ne kadarlık bir ürün alma hedefindesiniz?” içinizden geçirdikleriniz ise “-sana ne?” “-ne yani param olmadığını mı düşünüyor?”, “-şimdi ben bu kişiye bedeli söylersem pazarlık yapma şansını kaybederim” şeklinde olabilir. Satış sürecinde ilk karşılaşma ve temas süreçlerinde doğru soru seçimi önemlidir. Çünkü bu soru önermeleri genellikle yurt dışı satış yönetimi kitaplarından alıntılanarak hazırlanan eğitimler sonucu ortaya çıkmıştır. Türk halkının genel eğilimi mahrem alanlarını başka biri ile kendisi söylemedikçe paylaşmamak şeklindedir. Sorulacak her soru dikkatlice ve karşıdaki kişinin ihtiyaçlarını doğru bir şekilde tanımaya yönelik olmalıdır. Gelir, inanç gibi bireysel konular özellikle Akdeniz kişilik özelliklerinin yoğun olduğu Türklerde oldukça hassas yaklaşılması gereken bir konudur.

Beyaz eşya alım sürecinde  eğer anneniz ile alışveriş deneyimi yaşıyorsanız karar verme aşamasında onun verdiği sufle sizi koruma iç güdüsüne hareketle “yavrum 2 programlısı sana yeter” olacaktır. Çünkü fiyatı uygundur, çünkü zaten bekarsındır ne kadar kullanacaksındır ki… Güven eşiği en yüksek olan annenizin sesine kulak verecek ve “2 programlıyı tercih ediyor olacaksınız.” “-Başarılı bir satış danışmanı diyalog anında temasta olduğu tüm bireyleri ikna edebilendir.” Ürünü tercih edip kullanmaya başladığınız andan itibaren aslında 2 programlının size yetmediği tecrübe etmeye başlayacaksınız. Siz her ne kadar tek kişi olsanız da 15dk.’lık kısa programa, hassas yıkama ayarına ihtiyacınız olacaktır. Ve bu fonksiyonları kullanamadığınız için ürün artık size yetmemeye başlayacaktır. Seçtiğiniz tek kapılı buzdolabına içeceklerinizi yerleştiremeyecek, arkadaşlarınız davet ettiğiniz bir gün buzun yetmediğini fark edeceksiniz. İşte tam da bu durumda yapmanız gereken şey, ürünü yenisi ile değiştirmek olacaktır. Bu marka sahibi açısından olumlu, ancak tüketici açısından maliyetli bir sonuç oluşturabilecektir. Tüketiciyi ürünü ilk aldığı sırada doğru şekilde bilgilendirmek, aynı tüketicinin tekrarlayan alımlarının devam etmesi açısından ciddi avantaj sağlayacaktır.

Görsel kaynak;
https://www.thetimes.co.uk/imageserver/image/methode%2Ftimes%2Fprodmigration%2Fweb%2Fbin%2Fdbf8ea55-c93f-3477-be70-7f04004186c9.jpg?crop=1500%2C1000%2C0%2C0&resize=685
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top
X