Köşe Yazıları

Sosyal Medya Savaşları Bitti. Peki ya şimdi?

Çok uzun zamandır Facebook, Twitter, Instagram ve nice mecrayı birbirleri ile karşılaştırdık ve yarıştırdık. Bunun birbirinden farkı milyonlarca rengi hangisinin daha siyah olduğuna göre sıralamaktan farkı yoktu. Artık herkes kendi yoluna gitmeyi seçti.

Son birkaç aydır ufak olsa da dikkat çeken ve geleceğe yönelik bize ipucu veren olaylar ve gelişmeler duyduk, okuduk. Önce Twitter AppStore’daki kategorisini değiştirdi. “Sosyal” kategorisinden “Haber”e geçti. Ve böylece kendini aslında yeniden tanımlamış ve rakiplerini baştan belirlemiş oldu. Bu hamle uzmanların da dikkat çektiği gibi üzerinde bulunan Facebook ile arasındaki hisse senedi fiyat farkından kaynaklı yatırımcı baskısını azaltma ve kulvarını belirleme hamlesiydi. Snapchat adındaki “chat” den kurtuldu ve kendini bir teknoloji şirketi olarak konumladı. Hemen ardından “Spectacles” adlı akıllı gözlüğünü tanıttı ve artık donanım da üreteceğini ve piyasaya ürün sunacağının işaretini verdi. Geçenlerde okuduğum bir haberde ise muhabirin üst düzey bir Facebook yetkilisi ile yaptığı röportajda yetkilinin “Sosyal medya terimini çok uzun zamandır ekip içerisinde hiç kullanmıyoruz. En son ne zaman kullanıldı hiç hatırlamıyorum.” sözleri dikkat çekti. Facebook elde ettiği gelirler ile birlikte artık bir sosyal ağ olmaktan çıktı ve hem mecrasıyla hem de mecrasına entegre ettiği ve etmeye çalıştığı teknolojiler geliştirerek kendini çok daha farklı bir yerde görmeye başladı. Sanal gerçeklikle ilgili gerçekleştirdiği demoda da bunu açıkça görüyoruz. Twitter’ın da yıllar boyu Facebook’a rakip olarak görülmesi ve sonucunda oluşan baskıdan sıyrılmak için kendini yeniden konumlamaya çalışması da artık yenilgiyi kabul ettiğinin göstergesi. Snapchat ise bu savaşları dışardan izlemiş ve belli ki ders çıkarmış kişiler tarafından yönetiliyor. Şirket olarak kendilerini sadece bir uygulama olarak görmeyen ama konseptlerine uygun teknolojiler geliştiren ve ürün çıkarma amacı olduğunu gösteren bir yapı kuruyorlar.

Bugün gelinen yerden geriye doğru bakınca belki de Twitter’a yanlış bir misyon atfedildiği yorumunu yapabiliriz. İnsanların bu mecraları kullanım şekilleri ve elde ettiği faydalar bir değilken piyasa ve kullanıcı kitleleri tarafındaki konuşmalar “Facebook Vs Twitter” tarzında sanki aralarında “iOS vs Android” e benzer bir durum varmış gibiydi. İlk çıktıkları zamanı hatırlarsak insanlar Facebook’dan ilkokul arkadaşlarını bulup sosyal hayat odaklı iletişim kuruyordu. Twitter’da ise bu durum yaşanan olaylardan anlık olarak haberdar olmaktı. 2009’da açtığım Twitter hesabımı aktif olarak kullanmama 2013’de yaşanan Gezi olayları sebep olmuştu. O zamana kadar aylarca login olmayan ben sonrasında her gün saat başı timeline’ı kontrol eder oldum. Twitter’ın şu an bulunduğu sıkıntılı durumun altında bu yatıyor olabilir. Çok uzun süre piyasa ve yatırımcı baskısıyla bir balık olarak ağaca tırmanmaya çalıştılar. Şimdi etrafları satın almak için dolanan ama pek de istekli görünmeyen köpekbalıkları ile dolu. Snapchat, Z jenerasyonu üzerindeki etkisi ile gelecek vaadeden bir uygulama ve eğlendiren yapısı ile marka ve kullanıcısı arasında bağ kurmaya etkisi oldukça büyük. Gelir elde etme sorunlarıyla da başa çıkmış hissi veriyorlar. Başından doğru konumlamanın faydası görülüyor. Facebook’da olduğu gibi.

Peki bu savaşın bitmesi ve herkesin yerinin belli olması dijital pazarlamacılar için ne ifade ediyor? Facebook’un gitgide reklamsız postların gösterim sayılarını baltalaması aslında bu savaşın çok önceden bittiğinin bir işareti değil miydi? Twitter’daki çalkantılı dönem halen bitmemiş ve gene yatırımcı baskısı ile şirketin satışı düşünülürken verilen bu kararlar ne ifade ediyor? Snapchat’teki bu erken değişim neyin işareti? Aslında yıllar önce oluşan dinamik bir pazarda taşlar yerine oturuyor. Kullanıcıların yarattığı içeriklerin yerini artık gelenekseldeki gibi üzerine çalışılmış profesyonel içerikler aldı. Son yaşanan Cafer Dayı ve Amanda Cerny olayında sektörün büyük kısmı “Bu kimin işi? Altından ne çıkacak?” diyerek birbirine bakıyordu. Amanda Cerny’nin balkona bayrak asması şüpheleri baya arttırmıştı. Belki böyle bir düşünce hakım olmasa bu olayı sonradan bir marka sahiplenebilir ve kullanırdı ama başından bu yana bunun bir kampanya olduğu görüşü hakimdi. Kimse arkasındaki markayı düşünmekten buna bir kampanya çalışmaya zaman ayıramadı.

Bunun altında da sektör olarak aslında bizlerin organik içeriğe inancının kalmaması yatıyor. Bir içerik yayılıyorsa ona yatırım yapılmıştır. Bizce bu kadar basit.

Yeni medyanın hem AR ve VR gibi teknolojilerin gelişmesi ile içerik tüketiminin daha da bireyselleşmesine hem de içerik yayılımlarının ayrı bir yatırım gerektirmesi bakımından ise gelenekselleşmesine tanık oluyoruz.

Görsel kaynak;
https://www.marketingdonut.co.uk/sites/default/files/use-social-media-market-your-business-0230273494.jpg
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top
X