#Being13 Araştırması Sosyal Medyanın Geleceğine Işık Tutuyor

#Being13 Araştırması Sosyal Medyanın Geleceğine Işık Tutuyor

CNN’in yaptırdığı “#Being13: Inside the Secret World of Teens” arştırması dahilinde, ABD içerisinden 200’ü aşkın 8. sınıf öğrencisi, sosyal medya feedlerinin CNN’in birlikte çalıştığı çocuk gelişimi uzmanları tarafından incelenmesine izin verdi.

#Being13, bu yaş grubunun sosyal medyada ne yaptığını, birbiri ile nasıl iletişim kurduğunu ve sosyal medyaya neden bu kadar önem verdiklerini analiz eden bu ölçekteki ilk araştırma. Araştırmaya konu olan bireyler tam anlamıyla, online olamadıkları zaman online ortamda neler döndüğünü kaçırdıklarını düşünüp tedirgin oluyorlar. Peki ama neden? Araştırmaya göre bunun birkaç sebebi var ve bunların başında kendi popülarite statülerini sürekli izleyebimek ve onların bu statüsünü tehdit edenlere karşı kendilerini savunma amacı yer alıyor.

Katılımcıların:

  • %61’i gönderilerinin beğeni ve yorum almasını istediklerini,
  • %36’sı arkadaşlarının onlarsız neler yaptığını görmek istediğini,
  • %21’i başkalarının onlar hakkında kötü konuşmadığından emin olmak istediklerini söyledi.

Araştırmaya katılan, ABD’nin 6 eyaletinde 8 farklı okulunda okuyan 8. sınıf öğrencileri, ailelerinin de onayı ile Instagram, Facebook ve Twitter hesaplarına Smarsh tarafından kurulan güvenli bir server üzerinden girdiler. Araştırmanın yazarları Marion Underwood ve Robert Faris, ekipleri ile birlikte 6 aylık bir sürede yaklaşık 150.000 tane gönderiyi inceleyip analiz ettiler. Ayrıca katılımcılar bu süre sonunda bir de anket çalışmasına dahil oldu. Araştırmaya göre bu kitle, sosyal medyaya ne kadar çok bakarsa o kadar problem yaşıyor. Sosyal medyayı en çok kullananlar günde yaklaşık 100 defa mecraları kontrol ettiklerini itiraf etti. Ayrıca kendine tehdit olarak gördükleri ya da kendileri hakkında olumsuz konuşabileceğini düşündükleri insanlarında hesaplarını takip ediyorlar.

Katılımcıların sadece 8. sınıfta olmasına rağmen kullanılan cinsel içerikli ve küfürlü konuşmalar, uyuşturucu kullanımına atıflar araştırmacıları şoke etmiş. Araştırmaya katılanların %15’i uygunsuz fotoğraflar ile etkileşimde bulunmuş ve bu kitle araştırmanın geri kalanlarından, stres seviyesinde ortalama olarak %50 oranında daha yüksek seviyelerde. Bazı katılımcılar “intikam pornosu” adı verilen durumun yaygınlığından da bahsetmiş. Eski erkek-kız arkadaşlarının çıplak fotoğraflarını intikam olsun diye “ortaya çıkarıyorlar”. Kullandıkları terim bu. Ortaya çıkarmak. Yazarlara göre 13 yaşında yaşanılan ayrılıklar büyük üzüntüler yaşatabiliyor. Fakat üstüne bu tarz yeni ve kötü niyetli bir ödeşme türü ciddi anlamda çöküntüye uğratıyor.

Araştırma ayrıca ebeveynleri de analiz etmiş. Katılımcıların ebevenylerinin %94’ü sosyal medyada yaşanan bu kavga ve çatışmaları önemsememiş. Bunun yanı sıra çocuklarının sosyal medya kullanımını izleyen ve takip eden ebeveynler ise, çocuklarının psikolojik durumuna olumlu katkıda bulunmuş.

Şimdiye kadar olumsuz durumlara değinen bu araştırma, sosyal medyanın bu yaş grubu için gayet faydalı olabileceğine de yer vermiş. Marion Underwood, “Sosyal medya onların arkadaşları ile iletişime geçmesi için, nasıl olduklarını öğrenmek için ve kendilerini kabul edilmiş ve desteklenmiş hissetmek için bir yol. Gençler sosyal medyayı nerdeyse her zaman pozitif liderlik egzersizi için kullanıyor.” dedi. Underwood’a göre bunları belirtmekle beraber, arada bir gelen kötü yorum, acılı bir dönem ya da dışlanma terübesi, onlar için olumsuz olayların önünü açabiliyor.

Araştırmaya ulaşmak için:

https://www.documentcloud.org/documents/2448422-being-13-report.html