blank

İşte 2020 Yılında Kazananlar ve Kaybedenler

Bazı markalar için bu yıl kabus bir yıldı. Ancak bazı markalar için ise konumlarını korumak ve imajlarını kuvvetlendirmek için tam bir fırsat yılı oldu.

Yılın en büyük teması: “Her şeyi değiştiren Korona virüs” oldu.

Hadi gelin hep birlikte bakalım, işte 2020’nin kazananları ve kaybedenleri;

Kazananlar;

İnternet teknolojileri: Büyük kazanan oldular ve nerdeyse her alanda varlık gösterdiler. Amazon, e-ticaret patlamasıyla güçlenirken Google ve Facebook reklam gelirleriyle sürecin kazananı oldular.

Mobil ve elektronik ödeme sistemleri: Başlangıçta mobil ve elektronik ödemelere ve satıcılara direnen tüketiciler virüs ile birlikte çok hızlı bir şekilde adaptasyon yaşadılar. Öyle ki fırıncılar ekmek satarken dahi nakit para yerine temassız veya mobil ödeme seçeneklerini tercih ettiler. Mobil ödeme ve elektronik ticarette muhafazakar davranan Avrupa’da bu alanda bir devrim yaşandı. Sadece ispanyada mobil ve elektronik ödeme sistemlerini kullanım oranı %300 arttı.

Dijital içerik platformları (The VoD’ler): Virüsün ilk zamanlarında TV bir patlama yaşasa da trend ilk haftalar geçtikten sonra ödemeli ve ödemesiz içerik platformlarına kaydı. Dijital platformlarda hangi içerikler sunulursa bu içeriklerin hemen hepsini gördük ve tüketmeye yönünde ilerledik. Netflix bu durumu anlatmak için ABD’de yıl sonu videosu hazırladı.

yapılan araştırmalarda bu yılın son çeyreğinde pandeminin yarattığı yeni davranışsal etki nedeniyle “Disney +” gibi akışlı platformlara üyelik sayısında rekor seviyelere ulaşıldı.

İlaç Endüstrisi: Aşı karşıtı çalışmalar yürütülse de, komplo teorileri dolaşsa da ilaç şirketleri genel olarak itibar kazanmışlardır. Öyle ki Pfizer ve AstraZeneca alanında büyüyen en büyük markalar olmuşlardır. Aşının yaratılma hızı marka imajını pekiştirimiş, toplum üzerinde kamu yararı adına zamana karşı yarıştıkları algısını kuvvetlendirmiştir.

E-ticaret: Karantina dönemlerinde süper market ve e-ticaret platformlarında “sanal kuyruklar” oluşması, kargo sistemlerinin kapasitenin çok üstünde durmadan hizmet üretmesi bu dönemde asıl kazananın kimler olduğunu görmemizde büyük bir ipucu vermektedir. ilk dalga ile birlikte kazanılan online alışveriş alışkanlığı tüketiciler üstünde kalıcı bir etki yaratarak “e-ticaret” gerçeğini gözler önüne serdi.

Athleisure ve rahat kıyafet endüstrisi: Pandeminin etkisiyle evlere hapis olma ve evden çalışma modelinin yaygınlaşması nedeniyle 2020 yılı rahat giyinmenin yılı oldu. Bu dönemde tayt, tshirt, esnek pantolonlar rağbet gördü. Bazı markalar karantina “kot”ları üreterek pazardan pay almaya başladılar. Özellikle Avrupa ve ABD’de *Athleisure akımı başladı.

Bir tür melez kıyafet olan Athleisure, tipik olarak atletik aktiviteler sırasında ve işyerinde, okulda veya diğer gündelik veya sosyal durumlarda gibi diğer ortamlarda giyilen fabrikasyon bir giyim tarzıdır. Kaynak:wikipedia

Uzaktan çalışmayı mümkün kılan iş araçları: Zoom, Skype, Teams gibi uzaktan çalışmayı mümkün kılan platformlar sürecin en çok kazananlarından oldular. Bu süreçte E-learning platformları da tarihi sıçrayışlar yaparak varlıklarını tescillediler.

Espor: Son zamanlarda yukarı yönlü bir eğilim gösterse de geleneksel sporun sınırlanması ile birlikte Espor özellikle reklam verenler için ciddi bir önem kazandı.

Kaybedenler;

Turizm sektörü: Muhtemelen bu krizden en çok zarar gören sektör turizm sektörü oldu. Dünya Turizm örgütünün rakamlarına göre yapılan araştırmalarda Turizm sektörünün 1990’lı yıllardaki pazar seviyelerine geriliyerek %70 pazar kaybına uğradığı belirtildi. Turizm ile birlikte turizme bağlı tüm destek sektörler ciddi zarar gördü.

Otelcilik sektörü: Pek çok ülkede yapılan karantina süreçleri, ticarete bağlı seyahatlerinin durması, ülkelerin sınırlarını kapatmaları Otelcilik sektörünü derinden etkiledi. Restaurantlar yapılan destek kampanyaları ve çalışmalara rağmen ne yazık ki sürecin ciddi kaybedeni oldu.

Perakende: Perakende pandemi öncesinden başlayan bir belirsizlikle ilerlerken pandemi ile birlikte çok ağır bir darbe aldı. Alışveriş merkezleri krize girmiş, iflasın eşiğinde çok sıkıntılı bir sürecin içerisinde yer almaktadırlar. Öyle ki bir çok alışveriş merkezi kendilerine ayak trafiği sağlayan markalardan kira almamakta sadece genel giderilerini karşılayacak aidatları talep etmektedirler. Perakendeciler için kriz pandemi sonrası da devame edecektir. Kapalı oldukları süreçlerde ellerinde kalan stokları, geçen sezon ürünlerini ve yüksek depo stoklarını eritmek için efor sarfetmeleri gerekecektir.

KOBİ’ler: Bu yıl çok uluslu şirketler, büyük ölçekteki ulusal şirketler için zor geçse de KOBİ’ler için çok daha zor bir süreç ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Büyük şirketler gerek finansal yapıları, gerek teknolojik varlıkları, yetişmiş insan kaynakları ile yeni sürece çok hızlı adapte olabilmişlerdir. Ancak KOBİ’ler için durum bu kadar kolay olmamıştır. Bir çok KOBİ pandemiye yakalanılan süreçte, faaliyetlerini ve organizasyonel süreçlerini yeniden yapılandıracak güce sahip değillerdir.

Geleneksel Medya: Korona virüs sürecinde vatandaşlar bilgiye susamış her şeyi tüketme ve bilme eğilimindeyken Geleneksel medya bu beklentiye aynı hızda yanıt verememiştir. Bu nedenle vatandaşlar dijital platformlara yoğun bir şekilde ilgi göstermiştir. Pandeminin ilk günlerinde adeta izlenme patlaması yaşayan geleneksel medya adeta kendini çölde serap görmüş gibi bulsa da bu akım uzun sürmemiştir.

Özetle bu yıl kendini dijital olarak dönüştüremeyen tüm sektörlerin ve şirketlerin kaybettiği bir yıl olmuştur.

Hemen, Paylaş!
Markabeyi

Markalara dair bir çok içeriğe ulaşabileceğiniz, güncel ve ilgi çekici konuları ile alternatif bilgi platformu Markabeyi'ne Hoş geldiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X